|
BEDİÜZZAMAN'IN
İNSANLARI SAKINDIRDIĞI
ÖNEMLİ BİR KONU: ANARŞİZM
Bir insanın düşüncelerinde samimi olup olmadığını anlamanın en iyi
yolu o kişinin hayatına ve geride bıraktığı eserlere bakmaktır.
Daha detaylı bir araştırma yapmak isteyenler ise, o kişinin yakınlarına
ve dostlarına başvurur. Bediüzzaman'ın eserleri incelendiğinde,
önümüze yüksek ahlak sahibi, milletinin ebedi saadeti için çok önemli
konuları samimi bir üslupla kaleme almış, kalplerde derin etki bırakan
büyük bir fikir adamı çıkar. Aynı şekilde hayatı incelendiğinde
de, aynı samimiyetin kesin delillerini görmek mümkündür.
Üstad'ın samimiyetinin en büyük delillerinden biri, birçok engellemelere
ve baskılara rağmen son nefesine kadar asla yılmadan mücadelesini
sürdürmesidir. Toplumun huzuru, Allah'ın emrettiği Kuran ahlakının
yaşanması için her türlü fedakarlığa razı olmakta en ufak bir tereddüt
göstermemiş, aralıksız olarak insanlara iyiliği emredip kötülükten
men etme vazifesini yerine getirmiştir. Her türlü şahsi ihtiyacından
dahi feragat etmiş, bunu bir an olsun dile getirmeden büyük bir
şevkle Allah'ın doğru yoluna uymuştur. Hapis, sürgün, tehditler,
iftiralar onu yolundan döndürememiş aksine şevkini ve kararlılığını
daha da artırmıştır.
Bediüzzaman, halkın huzuru için milli birliğe çok önem vermiş, milli
ve manevi değerlere zarar verecek her türlü akımın önünde durmuş
ve insanları bu zararlı akımlara karşı uyarmayı kendisine vazife
bilmiştir. Yaşadığı dönemde kendisini ve arkadaşlarını ülkenin güvenliği
ve refahı için manevi alanda hizmet eden muhafızlar olarak görmüştür.
Bir takım odakların sinsi tuzaklarına karşı halkı bilinçlendirmiş
ve huzurun ve refahın ancak iman hakikatlerine sıkı sıkıya sarılmakla
sağlanabileceğini anlatmıştır.
Ancak ne ilginçtir ki, hayırlı hizmetlerinden rahatsızlık duyan
ve kendi çıkarları engellenen çevrelerce, çoğu zaman savunduğu değerlerin
tam aksiyle itham olmuştur. Üstad'a husumet besleyen çevreler, onu
iftiralarla karalayarak kendisine inananları olumsuz yönde etkileyebileceklerini
düşünmüşlerdir. Ancak tüm iftiralar, haksız uygulamalar, engellemeler
sevenlerinin sayısını daha da artırmaktan başka bir işe yaramamıştır.
Eserlerini inceleyenlerin karşısına Üstad'ın önemle ve defalarca
üzerinde durduğu bir konu çıkar. İşte bu konu Kuran-ı Kerim'in tüm
insanları sakındırdığı, fitne ve bozgunculuğun bir diğer ismi olan
"anarşizm" akımıdır. Kendi fikir anlayışını ''Bizim
iman derslerimiz anarşiye, farmasonlara ve komünistlere karşıdır.''
(Tarihçe-i Hayat, sf. 677) sözüyle ortaya koyan Üstad, bir başka
sözünde de anarşinin ülkeye ve millete ne denli büyük zararlar getireceğini
su sözleriyle anlatmaktadır:
''Hakiki
bir müslüman, samimi bir mümin, hiçbir zaman anarşiye ve bozgunculuğa
taraftar olmaz. Dinin şiddetle menettiği şey fitne ve anarşidir.
Çünkü anarşi hiçbir hak tanımaz. İnsanlık seciyelerini ve medeniyet
eserlerini canavar hayvanlar seciyesine çevirir." (Tarihçe-i
Hayat, sf. 678)
Bediüzzaman,
bu kadar açık ve net cümlelerle anarşinin toplumları ne duruma düşürdüğünü
anlatmıştır. Müslüman kimliğine sahip hiç kimsenin ülkenin menfaatlerini
gözardı eden, ahlaki ve milli değerleri yok sayan anarşizm ve bu
akımı kullanarak ülkeleri istila niyetinde olan komünist akımlara
taraf olamayacağını ifade etmiştir. Güçlü imana sahip, güzel ahlakın
gerektirdiği, şefkat, merhamet, yardımseverlik, cömertlik, sevgi
ve saygı gibi yüksek seciyeye sahip bir toplumun ve bu değerlerle
yetişen neslin, bu gibi zararlı fikirlere anında karşı koyması gerektiğini
hatırlatmıştır. Bu nedenle verilecek dini terbiyenin ehemmiyetinin
üzerinde durmak gerektiğini de eserlerinde sıkça işlemiştir. Vatana
ve millete faydalı, toplum düzenine önem veren, manevi değerlerini
yücelten bir neslin oluşmasının tek yolunun da bu olacağını söylemiştir.
Gerek eserlerinde yazdıkları, gerekse herkesin gözü önünde cereyan
eden haklı mücadelesi, birçoklarının gaflet uykusundan uyanmalarına
vesile olmuştur. Materyalist düşünceyi yayarak komünizme zemin hazırlanacağını
düşünenler, insanları Allah'ın dininden, her türlü maneviyattan
uzaklaştırmaya çalışanlar, Üstad'ın samimi ve içten bir dille kaleme
aldığı eserler karşısında bu niyetlerini gerçekleştiremeyeceklerini
bir kez daha anlamışlardır.
Bugün de tüm müslümanların vazifesi Bediüzzaman'ın önemli dikkat
çektiği bu tehlikeye karşı uyanık olmaktır. Kuran hakikatlerine
sımsıkı sarılmanın, birlik ve beraberlik içinde hareket etmenin
bu sapkın akımların önünde çok büyük engel olacağını Üstad şu sözleri
ile açıklamıştır:
Şimâldeki
dehşetli anarşilik tohumunu saçan ve nesil ve milleti mahveden
ve herkesin çocuklarını kendine alıp karabet ve milliyeti izale
eden ve medeniyet-i beşeriyeyi ve hayat-ı içtimaiyeyi bütün bütün
bozmağa yol açan kızıl tehlike... Evet hariçte iki cereyana karşı
bu kahraman millet, Kur'an kuvvetiyle dayanabilir. Yoksa küfr-ü
mutlakı, istibdad-ı mutlakı, sefahet-i mutlakı ve ehl-i namusun
servetini serserilere ibahe etmesini âlet ederek, dehşetli bir
kuvvetle gelen bir cereyanı durduracak, ancak, İslâmiyet hakikatıyla
mezcolmuş, ittihad etmiş ve bütün mâzideki şerefini İslâmiyette
bulmuş olan bu milletteki din kuvveti ve iman bütünlüğüdür...
(Tarihçe-i Hayat, sf. 568)
|