BEDİÜZZAMAN'DAN GÜNÜMÜZE HATIRLATMALAR - 7

RABBİMİZİ TANITAN DELİLLER; İMAN HAKİKATLERİ

İman hakikatleri, imanı pekiştiren, Allah'ı gereği gibi tanıyıp takdir etmeye vesile olan yaradılış delilleridir. Bu delilleri görebilmek, Allah'ı gereği gibi takdir etmek, Rabbimize yakınlaşmada bu vesile ile sürekli mesafe kaydetmek ve bunları anlatmak, kalplere şifa olmasına aracılık etmek her müminin görevidir. Bediüzzaman Said Nursi de ömrü boyunca bu konuya dikkat çekmiş, hassasiyetle üzerinde durmuş, gönüllerde imanın yeşermesine bu yolla vesile olmuştur.

Dünyaya baktığımızda, çevremizdeki yaratılmış her türlü bitkiyi, hayvanı, taşı, toprağı, gökyüzünü, denizi, gezegenleri, uzayı incelediğimizde hiç şüpheye yer bırakmayacak şekilde görürüz ki, bunların her biri bize üstün bir Yaratıcı'nın varlığını ispatlar. Bizi, gökten yere herşeyin sahibi olan Allah'a götürür. Bütün bu iman delilleri inkarcıların ve inkarın yolunu keserler.

Ayrıca bu delilleri görmek ve her birinin üzerinde derin derin düşünmek müminlerin kalplerinde de şifa etkisi yapar. Müminin, Rabbi olan Allah'ın kudretini takdir edebilmesine, bu sayede O'na olan yakınlığının artmasına, Allah'ın sonsuz ilim ve sanatına hayranlığının artmasınavesile olur.

İnsanların kalbinde iman ateşini yakabilmeyi, onları imanın nuru ile tanıştırmayı ömrü boyunca kendine amaç edinmiş olan Bediüzzaman Said Nursi de Kastomunu'da iken yanına gelen ve "Bize Hâlikımızı tanıttır" diyen lise talebelerine "Sizin okuduğunuz fenlerden her fen, kendi lisan-ı mahsusiyle mütemadiyen Allah'tan bahsedip Hâlikı tanıttırıyorlar." şeklinde cevap vermiş ve şu hikmetli örneği onlara aktarmıştır:

"Hem nasılki: Bir hârika şehirde milyonlar elektrik lâmbaları hareket ederek her yeri gezerler, yanmak maddeleri tükenmiyor bir tarzdaki elektirik lâmbaları ve fabrikası şeksiz, bedahetle elektriği idare eden ve seyyar lâmbaları yapan ve fabrikayı kuran ve iştial maddelerini getiren bir mu'cizekâr ustayı ve fevkalâde kudretli bir elektrikçiyi hayretler ve tebriklerle tanıttırır; yaşasınlar ile sevdirir. Aynen öyle de, bu âlem şehrinde dünya sarayının damındaki yıldız lâmbaları, bir kısmı kozmoğrafyanın dediğine bakılsa, Küre-i Arz'dan bin defa büyük ve top güllesinden yetmiş def'a sür'atli hareket ettikleri halde, intizamını bozmuyor; birbirine çarpmıyor sönmüyor, yanmak maddeleri tükenmiyor.
Okuduğunuz kozmoğrafyanın dediğine göre, Küre-i Arz'dan bir milyon defadan ziyade büyük ve bir milyon seneden ziyade yaşayan ve bir misafirhane-i Rahmaniyyede bir lâmba ve soba olan güneşimizin yanmasının devamı için her gün Küre-i Arz'ın denizleri kadar gazyağı ve dağları kadar kömür veya bin arz kadar odun yığınları lâzımdır ki sönmesin. Ve onu ve onun gibi ulvî yıldızları gazyağsız, odunsuz, kömürsüz yandıran ve söndürmeyen ve beraber ve çabuk gezdiren ve birbirine çarptırmayan bir nihayetsiz kudreti ve saltanatı, ışık parmaklariyle gösteren bu kâinat şehr-i muhteşemindeki dünya sarayının elektrik lâmbaları ve idareleri ne derece o misalden daha büyük, daha mükemmeldir. O derecede -sizin okuduğunuz veya okuyacağınız fenn-i elektrik mikyasiyle- bu meşher-i âzam-ı kainatın Sultanını, Münevvirini, Müdebbirini, Sâniini, o nuranî yıldızları şahit göstererek tanıttırır. Tesbihatla, takdisatla sevdirir, perestiş ettirir."

Bediüzzaman'ın kendisine "bize Halıkimizi tanıttır" diyen bu gençlere yukarıdaki örnekleri vermiş olması son derece hikmetlidir. Buradan çıkarılması gereken dersler vardır. İnsan çevresinde nereye göz gezdirirse gezdirsin Üstad'ın verdiği örnektekine benzer sayısız iman delili ile karşılaşır. Ancak bu mucizevi olayları ülfet gözüyle değerlendiren kişi, onlardaki harikalıkları göremez.

Oysa bunların tümü Allah'ın kudretini tanıtan delillerdir; gören gözlerde ve körelmemiş olan kalplerde etki uyandırırlar. Üzerine perde indirilmiş olan gözler ve kabuk bağlamış, kaskatı olmuş olan kalpler ise vicdanen fark ettikleri halde bu iman delillerini görmezden gelirler ve inkarda direnirler. Bu, Allah'ın bize Kuran-ı Kerim'de de bildirdiği bir gerçektir ve yüzyıllar boyunca gelip geçen kavimlerde hep aynı sonuç yaşanmıştır. Bir ayette de haber verildiği gibi, "Allah'ın kanununda kesin olarak bir değişiklik bulunmamış"tır.

O halde iman eden ve kalbi iman delillerine karşı duyarlı olan müminler Allah'ın bu lütfu için şükretmelidirler. Çünkü önemli olan kalp gözünün görmesidir; nitekim Hac Suresi'nin 46. ayetinde bildirildiği gibi "gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler körelir."