BEDİÜZZAMAN'IN GÖSTERDİĞİ YOL:
HOŞGÖRÜ VE ANLAYIŞ

Mümin kadınların en belirgin özelliklerinden biri iffetleridir. Cenab-ı Allah'ın pek çok ayetiyle vurguladığı bu üstün ahlak özelliği, mümin kadınlar için hem Allah'ın emrini yerine getirmelerinden ötürü bir ecir kaynağıdır, hem de izzetli ve onurlu bir yaşam sürmelerine bir vesiledir. Mümin kadınların Allah'ın emirleri doğrultusunda iffetlerini korumak amacıyla aldıkları tüm tedbirler, onların çevrelerinde şerefli ve saygın kişiler olarak tanınmalarını sağlamıştır. Cenab-ı Hak mümin kadınların tesettürleri hususunda dikkat etmeleri gerekenleri Kuran-ı Kerim ile bildirirken, tüm bunların onların özgür ve iffetli tanınmaları ve eziyet görmemeleri için en uygun olduğunu da ayetlerinde belirtmiştir.

Bunun yanısıra tesettür mümin kadının fıtratında mevcuttur. Bediüzzaman'ın da söylediği gibi; "Tesettür, kadınlar için fıtridir. Ref-i tesettür, fıtrata münafidir." (Sözler, s. 431; Lemalar, s. 187; İman ve Küfür Müvazeneleri, s.179) Müslüman bir kadının Allah'ın bu emrini terk etmesi mümkün değildir. Bediüzzaman, kadınlarla ilgili bir sözünde şöyle demektedir:

"Kadınların saadet-i uhreviyesi gibi saadet-i dünyeviyeleri de ve fıtratlarındaki ulvi seciyeleri de, bozulmaktan kurtulmanın çare-i yeganesi, daire-i İslamiye'deki terbiye-i diniyeden başka yoktur." (Lemalar, sf. 690)

İşte bu sözlerde de ifade bulduğu gibi, mümin kadınlar ancak İslam ahlakıyla ahlaklanıp, fıtratlarına uygun bir yaşam sürerek dünyada ve ahirette saadet içinde yaşayabilirler. Müslüman bir kadın için, İslam terbiyesinin en mühim konularından biri ise başta da belirttiğim gibi iffetidir. Bu açıdan tesettür, kadınların zan altında kalmamaları, yahut onları zor durumda bırakacak iftiralara maruz kalmamaları için baştan alınmış bir tedbir, bir korumadır. Bu bakımdan tesettür kadınlar için önemli bir kolaylık ve rahatlıktır. Bediüzzaman başka bir ifadesinde de bu konu ile ilgili düşüncelerini şu şekilde dile getirmiştir:

Medeniyetin ref-i tesettürü, hilaf-ı fıtrattır. Kur'an'ın tesettür emri fıtri olmakla beraber, o maden-i şefkat ve kıymettar birer refika-i ebediye olabilen kadınları, tesettür ile sükuttan, zillet ve manevi esaretten ve sefaletten kurtarıyor (İman ve Küfür Müvazeneleri, s.180) .

Bediüzzaman Hazretleri'nin mümin kadınlar için tavsiyeleri ve aşağıdaki sözü de göz önünde bulunduruldüğunda tesettürün görünen faydalarının dışında pek çok hikmeti de beraberinde taşıdığı görülecektir:

"Sun'i libasın hikmeti, yanlız soğuk ve sıcaktan muhafaza ve zinet ve setr-i avrete münhasır değildir; belki mühim bir hikmeti; insanın sair nevilerdeki tasarruf ve münasebetine ve kumandanlığına işaret eden bir fihriste ve liste hükmündedir." (Mektubat, s. 421)

Müslüman bir kadının iffetine yönelik olarak gösterdiği titizlik, şüphesiz hürmet ve takdirle karşılanacak bir özelliktir. Aynı zamanda onların ihlas ve samimiyetlerini gösteren önemli bir ölçüdür. Mümin kadınların başörtüleri de bu hususta titizlikle korudukları, inançlarının gereği olarak yerine getirdikleri bir uygulamadır. İman sahibi kadınların, sadece Allah'ın rızasını kazanmak için yerine getirdikleri bu uygulama, İslami terbiyeye uygun olarak seçmiş oldukları mazbut yaşam tarzlarının da bir göstergesidir.

Mümin kadınların büyük bir hassasiyetle korudukları bu faziletli tavırlarında art niyet aramak ise fevkalade yanlış bir yaklaşım olacaktır. Nitekim bu tür bir değerlendirme yapan kişiler aslında, su-i zanları ve şüphecilikleriyle kendi bakış açılarındaki art niyeti, yanlışlıkları yansıtmaktadırlar. Ayrıca böyle bir konuda ayrılığa düşmek; çözüm olarak da çekişme, tartışma gibi yöntemleri izlemek büyük bir hatadır. Birlik ve beraberliğe, dayanışmaya özellikle ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde, olması gerekenin tam tersi bir tutum, gücümüzü kaybettirecek yersiz tartışmalara yol açmaktan başka bir sonuç getirmeyecektir. Kuran'da bizlere tavsiye edilen ahlak gereğince tüm müslümanlar kardeşlikten, uzlaşmadan ve hoşgörüden yana olmak zorundadırlar. Bununla birlikte sahip olduğu düşünceyi medeni bir şekilde açıklamak, adaleti ve hakkı da dostane bir üslupla aramak müslüman ahlakının bir gereğidir.

Bir müslümanın ibadetine engel olmak veya zorluk çıkarmak ise bunu yapan kişileri şüphesiz ağır bir sorumluluk altına sokar. Her türlü aşırılığın, sapkınlığın modernlik adı altında uygulandığı; bunların gençliği zehirlemesine izin verildiği günümüzde sadece inançlarının gereği olarak başlarını örtmek isteyen hanımların hak etmedikleri bir yaklaşıma maruz kalmaları, kitlelere hedef gösterilmeleri, baskı ve zorlama gibi çağdışı yöntemlerle inançlarından vazgeçirilmek istenmeleri hiçbir şekilde hakkaniyete sığmamaktadır.

Bu haksız tutum özgürlük ve demokrasi kavramlarıyla da kesinlikle bağdaşmamaktadır. Birlik ve beraberliğimiz için gerçek anlamda tehdit unsuru oluşturan çok acil konular dururken, kendi kendimize suni sorunlar ortaya çıkarmak, yüzyıllardır kardeşçe ve hoşgörü içinde yaşayan kesimler arasında gerginlik yaratmak vicdana sığacak bir tutum değildir. Kuşkusuz tüm bunlar her konuda büyük bir atılım içinde olan ülkemiz için önemli bir vakit kaybıdır. Kuran ahlakının gereği olan ve Bediüzzaman Hazretleri'nin de önemle üstünde durduğu karşılıklı hoşgörü ve anlayış ise her konunun çözümünün de anahtarı olacaktır.