BEDİÜZZAMAN'DAN HİKMETLER - 1

BEDİÜZZAMAN'IN HAYATINA İSTİKAMET VEREN RÜYA

Allah Kur'an'da peygamberleri bir çok farklı özellikleriyle bizlere tanıtmıştır. Kavimlerine olan merhametleri, insanları güzel ahlak konusunda eğitmeleri, hoşgörülü tavırları, sabırları, Müslümanları korumaları ve en önemlisi de tüm saldırılara, iftiralara ve karşılarına çıkan zorluklara rağmen hiçbir zaman Allah'a bağlılıktan taviz vermemeleri...
Örneğin Hz. Musa halkını zulümden korumak ve iman etmelerine vesile olmak için ölüm tehlikesini göze almıştır. Hz.İbrahim'in inkar edenler tarafından ateşe atılma sebebi, Allah'ın dinine olan bağlılığından asla vazgeçmemesidir. Hz. Muhammed inkarcıların şiddetli baskıları nedeniyle yaşadığı yerlerden hicret etmek zorunda kalmış, Hz.Yusuf güzel ahlakı nedeniyle öldürülmeye çalışılmış, hapse atılmış ve iftiraya uğramıştır. Hz. Lut, Hz.Nuh, Hz.Şuayb insanları Kur'an ahlakına davet ettikleri ve onlara içinde bulundukları durumu haber verdikleri için yurtlarından sürülmüş, bir çok iftiraya maruz kalmışlardır. Tüm bu detayların Kuran ayetlerinde anlatılmasının sebebi peygamberlerin güzel ahlaklarından, ihlaslarından, vicdanlı, kararlı, güçlü, merhametli ve sabırlı tavırlarından örnek almamız, onların izinden yürümemizdir.

Aslında tüm müminler peygamberlerin ahlakını kendilerine örnek almak ve bu ahlakı yaşamak için gayret etmekle sorumludur. Ancak tarih boyunca Allah'ın "takva sahiplerine önder" olarak yarattığı çok az sayıda insan, güzel ahlak konusunda peygamberlerimizin ahlakına benzer bir ahlak göstermiş ve inananlara gerçek manasıyla örnek olmuştur. Bu kişilerden biri de hem yaşadığı dönemde, hem de vefatından sonra milyonlarca insanın Allah'a iman etmesine vesile olan değerli İslam büyüğü Bediüzzaman Said Nursi'dir.
Üstad hayatı boyunca pekçok zorlukla karşılaşmış, Kur'an'da takva sahibi ve üstün ahlaklı müminlerin başına geleceği bildirilen birçok olay yaşamıştır. Örneğin Hz.Yusuf gibi haksız yere hapse atılmış, Hz. Lut ve diğer peygamberler gibi yaşadığı yerlerden sürülmüş, Hz.Muhammed gibi son derece üstün bir akla sahip olduğu bilindiği halde meczupluk iftirasına uğramış, Hz.Nuh gibi "şaşırmışlık ve sapmışlık" gibi sözlerle itham edilmiştir. Hz. Musa ve Hz. Harun gibi büyüklük ve çıkar elde etme hırsıyla suçlanmış ve Hz. Eyub gibi bir çok hastalıkla mücadele etmek zorunda kalmıştır. Peygamberlerin karşılaştığı imtihanlarla karşılaşması, Bediüzzaman Said Nursi'nin Müslümanlar arasında çok müstesna ve üstün bir yere sahip olduğuna işarettir. Çünkü Allah kimseye güç yetiremeyeceği bir yük yüklemeyeceğini bildirmekte, ancak aklı, vicdanı, ahlakı çok üstün olan kullarına böyle zorlu bir imtihanlar vermektedir. Nitekim gerçekten de Üstad, sıradan bir insanın asla dayanamayacağı kadar zor bir yaşantıya sabretmiş ve kendisine yapılan tüm kötülüklere her zaman güzellikle cevap vererek, Allah'a olan güçlü imanını ve tevekkülünü göstermiştir.

Said Nursi'nin tüm hayatı, onun peygamberlerin izinden giden çok özel bir insan olduğuna delil hükmündedir. Nitekim bir toplumda para, makam, yetki sahibi hemen tüm insanların işbirliği yaparak etkisiz hale getirmeye çalıştığı, öldürmek, susturmak, faalieyetlerinden ve düşüncelerinden vazgeçirmek için tüm olanaklarını kullandığı, neredeyse hayatı boyunca gözetim altına aldığı ve insanlardan tümüyle tecrit ettiği halde hiçbir şekilde engelleyemediği ve zarar veremediği bir insan, Allah katında çok yüksek makama sahip olduğu umulan bir insandır.

Üstad'ın hayatında Allah'ın koruması ve yardımı çok açık örneklerle görülmektedir. Allah tüm elçilerini kötü niyetli insanlardan koruduğu, onları mucizelerle desteklediği ve her zaman kalplerine inşirah ve güç verdiği gibi, Bediüzzaman'a da tüm zorlukları kolaylaştırmış, onu maddi ve manevi olarak desteklemiştir. Ayrıca keramet sahibi bir kişi yaparak, Bediüzzaman'ın seçilmiş bir insan olduğuna dikkat çekmiştir. Üstad'ın Allah tarafından desteklenen bir insan olduğuna delil olan bir çok olaydan biri de Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V)'le konuştuğunu gördüğü rüyasıdır. Bu rüya "Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman' adlı kitapta şu şekilde nakledilmektedir:

"Anne ve babasının yanındayken bir gece rüyasında kıyametin koptuğunu görür. Bu esnada peygamberimizi ziyaret etmeyi arzu eder. Nasıl ziyaret edeceğini düşünürken gidip Sırat Köprüsü'nün başında beklemek hatırına gelir. Bütün insanların oradan geçeceğini düşünür. Peygamberimiz de oradan geçerken ziyaret edip, ellerini öperim diyerek gidip bekler. Ve Sırat Köprüsü başında bütün peygamberlerle görüşür, ellerini öper. Nihayet peygamberimizin ellerine kapanır ve ilim talep eder.
Hazreti peygamber "Ümmetimden sual sormamak şartıyla sana Kur'an ilmi verilecektir" diye müjde verir. Heyecan ve sevinç içinde uyanır. Bu rüyadan sonra Said, ömür boyunca, "Her suale cevap verilir, fakat sual sorulmaz" esasını kendisine düstur edinmiştir. (Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Sait Nursi, s. 58, Nesil Yayınevi)

Görüldüğü gibi Üstad'a daha çok genç yaşlarda, ileriki tarihlerde Kur'an ilmine vakıf bir insan olacağı bildirilmiş ve nitekim Üstad yazdığı Risale-i Nur külliyatıyla bu güne kadar yazılmış olan en hikmetli, en açıklayıcı, en samimi, vicdana ve akla en çok hitap eden Kur'an tefsirini yazarak milyonlarca insanı İslam dini etrafında birleştirmiştir.