|
BEDİÜZZAMAN'DAN
HİKMETLER - 10
RİSALELER'DEKİ KERAMET-İ KURANİYE
Allah müminlere, insanları İslama davet etme sorumluluğunu yüklerken,
sabretmeleri gereken bir çok zorlukla karşılaşacakları konusunda
da onları uyarmıştır. Hatta peygamberlerin hayatlarından örnekler
vermiş ve inkar edenlerin İslam ahlakının yayılmasına karşı hangi
yöntemlerle karşı koyacaklarını, neler planlayabileceklerini açıklamıştır.
Allah Kuran'da, müminlere düşman olan çevrelerin aralarında işbirliği
yapabileceklerini, kanunsuz hareket edebileceklerini, tuzak kurabileceklerini,
müminlerin haklarında aslı olmayan söylentiler yayabileceklerini,
ekonomik yönden güçlük yaratabileceklerini, öldürmek için gizli
planlar yapıp sonradan bunu reddedeceklerini, moral bozmak için
özel yöntemler kullanabileceklerini bildirmiştir. Bu nedenle bir
mümin Kur'an'a hizmet adına yola çıkarken tüm bu olaylarla karşılaşma
ihtimalini gözönünde bulundurmak zorundadır.
Ancak insanların bir çoğu, bu zorluklarla karşılaşmaktan kaçtıkları
için dinin bazı emirlerini görmezden gelir ve düzenlerini bozmayacak,
çıkarlarına zarar vermeyecek bir yaşamı tercih ederler. Halbuki
Kur'an'da sayılan bu zorluklar, aslında büyük kolaylıklarla birlikte
yaratılmıştır. Çünkü Allah kendi rızasını kazanmak için zorluğa
talip olan kullarının işlerine kolaylık vereceğini, kalplerine güven,
duygusu ve huzur indireceğini, bedeni gücünü artıracağını, düşmanlarının
kalplerine korku salacağını, melekleriyle yardım edeceğini ve çeşitli
şekillerde bu insanları destekleyeceğini bildirir. Bu yardım, müminlerin
ihlaslarına ve güzel ahlaklarına karşılık Allah'ın bir lütfudur.
Nitekim Allah'a olan sevgisi ve bağlılığı nedeniyle bir insanın
fiziksel olarak dayanabileceği en zor koşulları dahi büyük bir metanetle
karşılayan Üstad, Allah'ın bu lütfuna mazhar olmuş insanlardan biridir.
Üstad'ın yaşantısındaki sıkıntılar hiç bitmemesine ve üzerindeki
baskı hiç kalkmamasına rağmen, 84 yıllık hayatı boyunca Allah onu
sayısız mucizeyle desteklemiştir.
Sürekli evinden alınarak hapishaneye götürülmek, yaşadığı şehirden
çıkartılarak başka şehirlere sürülmek, suç bulunamadığı halde defalarca
tevkif edilmek, özel hayatın tüm haklarından mahrum edilmek ve yalnız
bırakılmak herhangi bir insan için dayanılması çok güç bir durumdur.
Eğer Allah'ın desteği ve yardımı olmazsa bir insan bu şartlarda
kısa sürede hayatını yitirebilir veya hiçbir şey yapamaz hale gelebilir.
Ancak çoğu insanın hayatını sürdüremeyeceği kadar zorlu olan bu
şartlar altında Üstad, tüm dünyaya İslamiyeti yayabileceği bir sistem
kurmuş, hiçbir zaman neşesini kaybetmemiş, çevresindeki talebeleri
günden güne daha güçlü hale getirmiş, kendisine karşı olan insanların
kalbinde korku yaratan manevi bir kuvvet elde etmiştir. Çünkü Allah'ın
desteği ve yardımı her zaman Bediüzzaman'ın yanında olmuştur.
Nitekim Üstad da içinde bulunduğu koşulların çok ağır olduğunu ve
Allah'ın vereceği manevi desteğe çok ihtiyacı olduğunu birçok kez
ifade etmiştir. Üstad'ın bu duasına çoğu zaman kalbine verilen manevi
gücün yanısıra, hiç beklemediği ve ummadığı mucizelerle icabet edilmiştir.
Aşağıdaki olay, bu mucizevi icabetlerden birini anlatmaktadır.
"Kardeşlerim; bu zamanda dalalet ve gaflete karşı pek
çok manevî kuvvete muhtacız. Maatteessüf ben şahsım itibariyle
çok zaîf ve müflisim. Hârika keramatım yok ki, bu hakaiki onunla
isbat edeyim ve kudsî bir himmetim yok ki, onunla kulûbü celbedeyim.
Ulvî bir deham yok ki, onunla ukûlü teshir edeyim. Belki Kur'an-ı
Hakîm'in dergâhında, bir dilenci hâdim hükmündeyim. Bu muannid
ehl-i dalaletin inadını kırmak ve insafa getirmek için, Kur'an-ı
Hakîm'in esrarından bazan istimdad ederim. Keramat-ı Kur'aniye
olarak, tevafukatta bir ikram-ı İlahî hissettim, iki elimle sarıldım.
Evet Kur'an'dan tereşşuh eden İşarat-ül İ'caz ve Risale-i Haşir'de
kat'î bir işaret hissettim. Emsalleri bulunsun, bulunmasın bence
bir keramet-i Kur'aniyedir. İşarat-ül İ'caz'ın bir sahifesine
dikkat ettik; satırların başında bütün hurufat ikişer ikişer olup,
hârika bir intizam ile hurufatın vaz'edildiğini gördük. Onuncu
Söz'de medar-ı tevafuk 3,4,5,6 rakamları, her birisi 13'te ittifakları..
o 13'ün de, Altıncı ve Sekizinci, mahrem Dördüncü Remizlerde mühim
bir esrar anahtarı olduğunu gördük. Bunda şübhemiz kalmadı ki,
kâğıt üzerinde daima kalacak bir keramet-i Kur'aniyedir, bir ikram-ı
İlahîdir ve doğrudan doğruya, risalenin ve iman-ı haşrin tasdikine
bir imza telakki ettik. Havada uçmak, su üzerinde yürümeğe benzemiyor.
Onlar muvakkat, hem şahsın kemaline ve ihtiyarına, belki istidraca
verilebilir. Doğrudan doğruya hakikata -hususan bu zamanda- hizmet
edemiyor.
Üstad
hayatının son 30 yılı boyunca toplumdan tecrit edildiği ve insanlarla
konuşması yasaklandığı için İslam ahlakını yayma sorumluluğunu yazılı
olarak yerine getirmiştir. Ancak bu çok hayırlı olmuş ve konuşarak
ulaşabileceği kitlelerin binlerce misline yazılı olarak ulaşabilme
imkanı bulmuştur. Böylece insanlar elden ele gezen Risaleler vesilesiyle
hiç bilmedikleri ve düşünmedikleri gerçekleri görmüş ve bir çoğunun
kalbinde Allah'a karşı derin bir sevgi oluşmuştur. Bu denli önemi
olan ve tüm İslam alemine manevi bir rehber olarak sunulan Risaleler,
hem yazılımı, hem dağıtımı hem de basılımı sırasında Allah tarafından
özel olarak korunmuştur. Risalelerin yazılmasını engellemek için
gösterilen olağanüstü gayrete, Üstad'ın oturduğu evlere sürekli
yapılan baskınlara ve alınan geniş çaplı tedbirlere rağmen, Risalelerin
yazılmasında ve dışarıya ulaşmasında en ufak bir aksama olmaması,
Allah'ın meydana getirdiği mucizevi olaylarla mümkün olmuştur. Ancak
hem Üstad'ın hem de Risalelerin manevi değerine işaret eden bu olayların
yanısıra, eserlerin bazı bölümlerinde görülen bir takım rakamsal
mucizeler de Bediüzzamün tarafından tevafuken tespit edilmiştir.
Bunlardan biri yukarıdaki açıklamada Üstad tarafından anlatılmaktadır.
Risalelerin müminler için kıymetini içindeki hikmet, akıl ve samimiyetinden
anlamamıza rağmen, bu tip mucizeler de bu eserin okunması ve okutulmasının
tüm müminler için ne kadar büyük ve acil bir sorumluluk olduğunu
anlamamıza yardımcı olmaktadır.
|