|
BEDİÜZZAMAN'DAN
HİKMETLER - 16
İSLAM AHLAKINA YÖNELİŞ
Dünya üzerinde insanların mutlu olabilmesi, savaşların, kavgaların,
katliamların, çıkar hesaplarından doğan suçların durması için tek
çözüm, İslam ahlakının bütün dünyada yaşanmasıdır. Yöneticilerin
ve yönetenlerin, Allah tarafından yaratıldıkları ve Yaratıcılarına
karşı sorumlu oldukları gerçeğini kabul etmesidir. Eğer insanlar
sadece çıkar hesapları yüzünden görmezden geldikleri bu gerçeği
kabul ederlerse, o zaman Kur'an ahlakını yaşamaya başlarlar. Dolayısıyla
ekonomi, toplumsal yaşam, siyaset, konusunda sözsahibi olan yetkili
kişiler ve onlara tabi olan toplumlar, merhamet, vicdan, akıl, hoşgörü,
sabır, yardımseverlik, fedakarlık, adalet, cömertlik konularında
kendilerini eğitme imkanı bulurlar. Eğer böyle bir ahlak insanların
geneline hakim olursa, bu sistem onlara çok büyük bir rahatlık,
güvenlik ve mutluluk getirir. Nitekim fıtrata uygun olan tek yaşam
modeli de budur.
İnsan fıtratına aykırı olan tüm sistemler ise kısa sürede çökmeye
mahkumdur. Çünkü bu sistemler, mutsuzlukları, felaketleri, savaşları,
sıkıntıları, adaletsizlikleri de beraberinde getirir. Dünya tarih
boyunca bu durumu sayısız kere tecrübe etmiştir. Bu güne kadar toplumsal
yaşantısını dinsizlik üzerine kurmaya çalışan çok toplum olmuş,
ancak bunların tümü ya varlığını koruyamamış ya da büyük bir suç
patlaması yaşamıştır. Çünkü bir toplumda Allah inancı ve din ahlakı
hakim olmadığında, o toplumun bireylerini suç işlemekten, kötülük
yapmaktan veya insanlara zarar vermekten alıkoyacak hiçbir engel
yok demektir. Kanunlar bir yere kadar insanlara engel olabilir ve
insanlar, görünmeyen, bilinmeyen yerlerde ve uygun zemin bulduklarında
mutlaka suç işlemeye devam ederler.
Örneğin komünizm bu güne kadar pekçok ülkede denenmiştir. Nitekim
özellikle Rusya komünizmin umudu olarak görülen bir ülkeydi. Ancak
Allah'ı inkara ve dinsizlik temeline dayalı olan bu ideoloji, Rus
halkı için tam bir felaket olmuştur. Rusya kısa sürede dünyanın
en çok suç işlenen, uyuşturucu ve fuhuş ticaretinin, hırsızlığın,
cinayetin, alkol tüketiminin, kumarın, dolandırıcılıkların en yüksek
oranda görüldüğü bir mafya ülkesi haline gelmiştir. Halk maneviyatını
kaybettiği ve inançsızlığa itildiği için bunalıma girmiş, intiharlar
çoğalmıştır. Dünya tarihinin en büyük toplumsal çöküşü Rusya'da
yaşanmış, dünyanın en güçlü iki ülkesinden biri olan ve "süper
güç" olarak tanınan bu büyük ülke, kısa bir süre içinde paramparça
olarak, diğer devletlerin yardımına muhtaç hale düşmüştür.
Günümüzde ise Rus halkı, eski komünist rejimin etkisiyle hala dünyanın
en kanlı katliamlarını, en şiddetli zulümlerini ve en merhametsiz
olaylarını gerçekleştirmektedir. Çeçenistan'da ve eski Rus topraklarının
olduğu diğer bölgelerde, boğazı kesilen çocukların, tecavüz edilen
kadınların, kafası kopartılan yaşlıların, gözleri oyulan insanların
sayısının milyonlara varması, komünist rejimin Rus halkına miras
bıraktığı zalim karakterin bir sonucudur.
Ancak zaman dinsizliğin aleyhine ve İslam dininin lehine gelişmektedir.
Çünkü tüm bu zulümler insanlara, tek çözümün İslam ahlakını yaşamak
olduğunu ve insanlar tarafından üretilen ideolojilerin hiç birinin
kendilerine mutluluk getirmediğini açık bir şekilde göstermiştir.
Böylece bundan 90 sene önce Üstad'ın Rusya'da komünizmin yıkılacağı
ve ülkenin dört bir yanında İslam dininin öğrenileceğine dair söylediklerini
insanlar yeni yeni görmeye başlamışlardır.
Bugün dünya üzerinde çok büyük bir Allah'a yöneliş vardır. Bunun
sebeplerinden biri toplumların, dinsizlikten dolayı nasıl bir felakete
ve mutsuzluğa sürüklendiklerini açıkça görmeleri, ikincisi ise bilimin
ilerlemesidir. Üstad gelecekte dünyanın İslama doğru nasıl büyük
bir hızla yöneleceğini ve bunun sebeplerinden birinin de bilimin
ilerlemesi olduğunu günümüzden bir asır önce görmüş ve düşüncelerini
şöyle ifade etmişti:
"…Evet
ben kendi hesabıma aldığım derse binaen: Ey İslâm cemaati! Müjde
veriyorum ki: Şimdiki âlem-i İslâm'ın saadet-i dünyeviyesi, bahusus
Osmanlıların saadeti ve bilhassa İslâm'ın terakkisi onların intibahıyla
olan Arab'ın saadetinin fecr-i sadıkının emareleri inkişafa başlıyor
ve saadet güneşinin de çıkması yakınlaşmış. Ye'sin burnunun rağmına
olarak, ben dünyaya işittirecek derecede kanaat-ı kat'iyyemle
derim:
İstikbal yalnız ve yalnız İslâmiyet'in olacak. Ve hâkim, hakaik-i
Kur'aniye ve imaniye olacak... Bu davama çok bürhanlardan ders
almışım. Şimdi o bürhanlardan mukaddematlı bir buçuk bürhanı zikredeceğim.
O bürhanın mukaddematına başlıyoruz:
İşte İslâmiyet hakaikı hem manen, hem maddeten terakki etmeye
kabil ve mükemmel bir istidadı var... Biz Kur'an şakirdleri olan
Müslümanlar, bürhana tâbi oluyoruz. Akıl ve fikir ve kalbimizle
hakaik-i imaniyeye giriyoruz. Başka dinlerin bazı efradları gibi
ruhbanları taklid için bürhanı bırakmıyoruz. Onun için akıl ve
ilim ve fennin hükmettiği istikbalde, elbette bürhan-ı aklîye
istinad eden ve bütün hükümlerini akla tesbit ettiren Kur'an hükmedecek.
(Bediüzzaman Cevap Veriyor, s. 178-188)
Görüldüğü
gibi Üstad günümüzün toplumlarının İslama yönelmeye başlayacaklarını
çok önceden görmüş ve bunu müminlere bir çok kereler müjdelemiştir.
Üstad'ın bu sözleri onun ne kadar ileri görüşlü olduğunu ve aynı
zamanda da çok özel bir ilme sahip olduğunu da gösterir. Çünkü Üstad
komünizmin çöküşü ve İslam ahlakının hakimiyeti olduğu kadar daha
pek çok toplumsal ve sosyal gelişme konusunda tahminlerde bulunmuş
ve günümüzde bunların tümü teker teker gerçekleşmiştir. Bu ise çok
özel bir ilme sahip olduğu açıkça görülen Üstad'ın tavsiyelerine
uymanın, eserlerini okumanın ve okutmanın ne kadar acil ve önemli
olduğunu bir kere daha bize göstermektedir.
|