|
BEDİÜZZAMAN'DAN
HİKMETLER - 20
SAVAŞTA ÜSTAD'A İSABET ETMEYEN GÜLLELER
Herşeyin
Allah'tan olduğuna ve her işin Allah'a döneceğine kesin bir bilgi
ile iman edenler, hayatlarının her anında Allah'ın en çok razı olacağı
işi yaparlar, Allah'ın en çok hoşnut olacağı tavrı gösterirler.
Allah rızası için hareket ettiğinden emin olan kişi, Allah'a güvenip
dayanır ve Allah'ın onu her şart ve koşul altında koruyacağını bilir.
Nitekim Peygamber Efendimiz bir arkadaşı ile mağaraya sığında, "elbette
Allah bizimle birliktedir" derken Allah'ın mutlaka kendisini
koruyacağından, sonuç her ne olursa olsun Müslümanlar için hayır
olacağından emindir. Aynı şekilde Hz. İbrahim ateşe atılırken, Hz.
Musa önünde deniz arkasında Firavun'un ordusu varken, Hz. Yusuf
iffetini korumak için hapishaneye girmeyi daha güzel bulduğunu söylerken
Allah'ın kendilerini koruyacağından emindirler.
Gerçekten de Allah kendi yolunda mücadele eden müminleri her türlü
kötülükten ve beladan korur, zahiren şer gibi görünen olayları dahi
onların hayrına çevirir. "Elbette Allah bizimle birliktedir"
diyen Peygamber Efendimizi inkarcılar bulamadan geri dönmüştür.
"Asla Rabbim bizimledir" diyen Hz. Musa'ya Allah denizi
ikiye yararak yol açmıştır. Ateşe atılmasını tevekkül ve sabır ile
karşılayan Hz. İbrahim'e "ateş serin" kılınmıştır. Allah'ın
razı olmayacağı bir işi yapmaktansa hapishaneye girmeyi tercih eden
Hz. Yusuf'u ise Allah Mısır'ın hazinelerinin başına geçirmiştir.
Bunun örneklerini peygamberlerin hayatında gördüğümüz gibi, salih
Müslümanların, büyük İslam alimlerinin hayatlarında da görürüz.
Değerli Büyüğümüz Said Nursi'nin hayatı da böyle güzel hadiselerin
örnekleri ile doludur. Bu örneklerin her biri hem diğer Müslümanların
Üstad'a olan sevgisinin ve saygısının artmasına vesile olmakta,
hem de tüm Müslümanları cesaret ve tevekkül konusunda şevklendirmektedir.
Hayatının her anını dine hizmet ile geçiren, bu yolda binbir eziyet
ve sıkıntı ile karşılaşan Üstad, yaşamının ilk yıllarında vatanın
müdafaası için çetin savaş ortamlarında da cesareti ile çevresindekilere
örnek olmuştur. Vatanın dört bir yanının düşman kuvvetleri ile sarıldığı
bir dönemde, Allah rızasının en çoğunu vatanını savunmakta gören
Üstad, cephede Rus kuvvetlerine karşı kahramanca çarpışmıştır. En
zor anlarda bile Allah'a tevekkül edip düşmanın üzerine yürümüştür.
Pek çok kişinin geri çekilmeyi veya siperde kalmanın daha iyi olacağını
düşündüğü anlarda dahi Allah'ın kendisinin yardımcısı olduğunun
bilinci ile düşman kuvvetlerinin üzerine atılmıştır. Üstelik bu
anlarda kalbinde en ufak bir endişe veya korku hissetmemiş, bilakis
Allah tarafından kalbine huzur, sükunet ve güven duygusu indirilmiştir.
İşte böyle anlarda yanındakilerin de şahit olduğu gibi Allah Üstad'ı
çok defalar mucizevi şekilde korumuştur. Bu hadiselerden birini,
kendisi talebelerine şu şekilde aktarmıştır:
Hem
Bitlis muhasarasında ve avcı hattında Rus'un üç güllesi öldürecek
yerime isabet etti. Biri şalvarımı delip iki ayağımın arasında geçip,
o tehlikeli vaziyette sipere oturmaya tenezzül etmemek bir halet-i
ruhiye taşıdığımdan, arkadan kumandan Kel Ali, Vali Memduh Bey işittiler.
"Aman geri çekilsin veya sipere otursun" dedikleri
halde, "Bu gavurun gülleleri bizi öldürmeyecek" diyerek
kurşun yağmuru altında harbe devam ettik. (Son Şahitler Bediüzzaman
Said Nursi'yi Anlatıyor, I. Cilt, s. 63)
Görüldüğü
gibi Allah, cesareti ve tevekkülü neticesinde Üstad'ı insanların
ummayacağı ve tahmin etmeyeceği şekilde korumuş, düşman kuvvetlerinin
baskısını ve tehlikesini Üstad'ın üzerinden çekip almıştır. Üstelik
bu Üstad'ın hayatı boyunca yaşadığı tek olay da değildir. Yine aynı
savaş esnasında, gülleler Üstad'a isabet ettiği halde, Allah'ın
rahmet ve koruması ile Üstad'a hiçbir zarar vermemiştir.
Bir
defasında üç gülle öldürecek yerlerime isabet ettiği halde tesir
etmediler. Bitlis'in sukutunda, bir miktar talebelerimle Rus askerlerinin
bir taburu içine düştük. Bizi sardılar. Her tarafta ele ele ateş
edildi. Dört tanesi müstesna, bütün arkadaşlarım şehit olduktan
sonra, taburun dört sıralarını yardık, yine onların içinde bir
yere girdik. Onlar üstümüzde, etrafımızda sesimizi, öksürüğümüzü
işittikleri halde bizi görmüyorlardı. Otuz saat o halde çamur
içinde ben yaralı iken, hıfz-ı İlahi ile istirahat-ı kalb içinde
muhafaza edildim. (Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursi'yi Anlatıyor,
I. Cilt, s 63)
Üstad'ın
Allah'ın özel koruması ve rahmeti altında olduğunu gösteren bu olaylar,
tüm Müslümanların iman neşesinin ve şevkinin artması için önemli
bir vesiledir. Ancak unutmamak gerekir ki, böyle bir koruma ve rahmet
sadece Allah'ın salih kulları içindir. Allah'a iman edenler, Allah'ın
gücüne ve kudretine teslim olanlar başlarına gelen her olayın büyük
hayır ve hikmetlerle yaratıldığını bilmiş olmanın rahatlığı içerisinde
hareket ederler. Hangi koşul ve şart içinde olurlarsa olsunlar,
iman etmeyenlerin asla anlayamayacağı ve kavrayamayacağı bir sakinlik
ve sükunet içinde olurlar. Allah da kendisine güvenip dayananları
kurtuluşa ve hayra ulaştırır. Umulmadık ve beklenmedik şekilde onları
nimetlendirir ve bereketlendirir.
|