BEDİÜZZAMAN'DAN HİKMETLER - 22

ÜSTAD'IN TÜM MAHLUKATA OLAN İLGİSİ

Müslümanların yeryüzündeki tüm varlıklara Allah'ın bir tecellisi olduğunun bilinci ile ilgi ve sevgileri vardır. Müslümanlar insanlara duydukları sevgi ve şefkati, Allah'ın verdiği şuur ile hareket eden ve her biri bir iman hakikati niteliğinde olan hayvanlara karşı da duyarlar.
Hatta Allah Kuran'da peygamberlerden bazılarının hayvanlarla özel iletişimde olduğuna dair ayetler bildirmiştir. Örneğin Kuran'da bildirildiğine göre, Hz. Davud Allah'ı tesbih ederken, kuşlar da onunla birlikte tesbih etmektedir. Hz. Süleyman'ın ise kuşları denetlediğinden ve karıncaların kendi aralarındaki konuşmalarını duyduğundan bahsedilir. Hz. Süleyman'ın karıncalarla olan bu ilişkisi Kuran ayetlerinde şu şekilde anlatılır:

Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca dedi ki: "Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları, farkında olmaksızın sizi kırıp-geçmesin." (Süleyman) Bu sözü üzerine tebessüm edip güldü ve dedi ki: "Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat. (Neml Suresi, 18-19)

Tıpkı peygamberler gibi tüm iman edenler hayvanlara karşı özel bir sevgi ve muhabbet duyarlar ve onların incitmek istemezler. Ancak yukarıdaki ayette belirtildiği gibi bir özellik Allah tarafından sadece bazı büyük İslam alimlerine verilmiştir. Bu kişilerden biri de Said Nursi'dir. Said Nursi'nin yakın talebeleri anılarında sık sık Üstad'ın hayvanlara olan sevgi ve şefkatinden bahsettikleri gibi, hayvanlarla arasında olan bazı olağanüstü durumlara da şahitlik etmişlerdir. Üstad'ın talebeleri, saldırgan ve vahşi hayvanların Üstad'ın sözü ile insanlara zarar vermediklerini, zaman zaman gelip nur derslerini dinlediklerini, Üstad'ın da onlara karşı merhametle ve şefkatle davrandığını aktarmışlardır.

Üstad'ın talebelerinin aktardığına göre, Üstad ne zaman karıncaları görse, veya talebelerinin kaldırdığı taşların altından ne zaman karıncalar çıksa "hayvancıkların rahatını bozmayın" diye nasihatte bulunurdu. Kırlarda avcıları gördüğünde ise, "Tavşanları ve keklikleri vurmayın" derdi. Üstad Erek'te kendisine oda yapmak için çalışan arkadaşlarının bir karınca yuvası üzerine inşaat yaptıklarını gördüğünde ise, "Bir ev yıkıp bir ev yapmak olur mu?" demiş ve hayvanların yuvasının yıkılıp dağıtılmasına izin vermemişti. Molla Hamid Ekinci Üstad'ın hayvanlara olan şefkatini anlatırken şu bilgilere yer veriyordu:

"Üstad karınca yuvalarının yanına gelince ekmek, bulgur ve şeker koyardı. Kendilerine şekeri niçin koyduğunu sorduğumuz zaman, "bu da onların çayı olsun" diye gülerek cevap verirdi. Mübarek Üstad bütün hayvanlara, bütün varlıklara karşı çok şefkatliydi."

Bunun yanı sıra Üstad'ın hayatında öyle olaylar vardı ki, şahit olanların hepsi bu olaylardan dolayı hayrete kapılırdı. Bunlardan bir tanesi Molla Hamid Ekinci tarafından şöyle anlatılmaktadır:

Erek'te kaldığımız günlerde Cuma namazları için beraber şehre inerdik. Yine böyle bir Cuma günü şehre namaza gitmiş, geliyorduk. Yolda kocaman köpekler dağdan inerek geliyorlar. Ben köpeklere taş atmak için yerden taş toplamaya başladım. Üstad, "Ne yapıyorsun?" diye bana hitap etti. "Efendim dağdan gelen köpekleri görmüyor musun? Kendimizi müdafaa etmeyelim mi?" dedim. Üstad gülerek, "Ayıp.. ayıp, at o taşları yere" dedi. Ben de taşları yere attım. Ne olacak diye bekliyordum. Üstad elindeki şemsiyeyi köpeklere doğru uzattı. "Biz hain değiliz, yolcuyuz" deyince köpekler oldukları yerde durdular, hücumu ve havlamayı terk ettiler. Biz de oradan geçerek yolumuza devam ettik. (Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursi'yi Anlatıyor, 1. Cilt, s 121)

Bunun yanı sıra hayvanlardan bazıları şaşırtıcı bir şekilde Üstad'ın derslerini dinlerlerdi. Bu olaylardan biri Beşinci Şua'nın yazımı sırasında gerçekleşmiştir:

O sıralar Beşinci Şua yazılıyor. Ve bu çok mühim risaleyi çoğalttıkları sırada tanımadıkları garip kuşlar geliyor. Hemen her Nur talebesi bu hadiselere şahit oluyor. Ne zaman Beşinci Şuayı yazmaya dursalar gelip camlara vuruyor, ısrarla içeri girmek istiyor. Bediüzzaman Hazretleri bu hadiseleri, "kuşların yapılan hizmetleri ve özellikle asrımız müminleri için çok önemli olan Beşinci Şuanın neşrini müjdelemek ve tebrik etmek için geldikleri" manasında yorumluyordu. (Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursi'yi Anlatıyor, 2. Cilt, s 244)

Elbette bu olayların her biri o dönemde çeşitli zorluk ve sıkıntılara göğüs gererek çalışmalarını yürüten Nur talebelerinin şevkini ve azmini artıracak unsurlar olmuştur. Allah'ın Üstad'a olan sevgisine ve korumasına işaret eden bu olayların her biri Üstad'ın yaşamı boyunca yanında olan kişilerin sıkça rastladıkları olaylardır. Bununla beraber Üstad'ın cenazesine de kuşların eşlik etmesi Allah'ın hikmetlerinden biridir. Cenazeye eşlik eden kuşları, ölümünde dahi Üstad'ın yanında bulunan Bayram Yüksel Beyefendi şöyle anlatır:

Şunu arzetmeden geçemeyeceğim: Cenaze yıkanırken, muhtelif renk ve büyüklükte çeşitli kuşlar geldiler, biz hayret ettik ve hafif hafif de yağmur yağıyordu. (Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursi'yi Anlatıyor, 3. Cilt, s 89)

Yaşadığı her olay, hayatının her anı Üstad'ın Allah katında sevilen ve değerli bir insan olduğunu işaret etmektedir. Bu olayların her biri bize bunları gösterirken, Üstad'ın emanet olarak bıraktığı eserler de gönüllerde oluşturduğu etki ile bu gerçeği bizlere bir kez daha göstermektedir.