BEDİÜZZAMAN'DAN HİKMETLER - 27

"RİSALE-İ NUR KÜFRÜN BELİNİ KIRMIŞTIR"

Bediüzzaman yakın tarihin en büyük ve en değerli İslam alimlerinden birisidir. İstanbul'un ve hatta dünyanın büyük İslam alimleri tarafından "mağlup olunmaz bir deha" olarak adlandırılan Üstad, küçük yaşlarından itibaren samimiyeti, aklı, feraseti ve basireti ile dikkatleri üzerine çekmiştir. Üstad'ın ihlası ile Risale-i Nurlar yalnız Anadolu'da değil, dünyanın dört bir yanında binlerce insanın imanına vesile olmuştur. Risale-i Nurların vesilesi ile tüm Türkiye'de dinsiz ve materyalist görüşü savunanlar büyük bir yenilgiye uğramışlardır.

Bilindiği üzere, Risale-i Nurların yazıldığı ve yayınladığı dönemde Üstad ve talebeleri yoğun bir baskı ile karşı karşıya kalmışlardır. Ancak bu baskının temeli yurt genelinde, dinsiz ideolojiyi savunanların Risale-i Nurların halk üzerindeki etkisi karşısında yaşadıkları paniktir. Çünkü Üstad tüm eserlerinde en çok maddeci felsefelerin üzerinde durmuş, çeşitli ve birbirinden etkili örneklerle bu felsefelerin içinde bulunduğu çıkmazı gözler önüne sermiştir. İman hakikatleri ile de Allah'ın varlığını ve büyüklüğünü anlatmıştır. Dinini unutmaya yüz tutmuş binlerce insan ise Risaleler sayesinde İslam'ı öğrenmiş, Allah'a ve dine yönelmişlerdir.

Üstad her risalesinde farklı konulara değiniyordu. Yazılarının pek çoğu o güne kadar hiç ele alınmamış şekli ile Allah'ı ve imanı anlatıyordu. Örneğin, Kastamonu'daki lise talebeleri kendisini ziyarete geldiklerinde, öğretmenlerinin kendilerine Allah'tan bahsetmediklerinden şikayet etmişlerdi. Üstad ise onların bu şikayetlerine, "Sizin okuduğunuz fenlerden her fen, kendi lisan-ı mahsusiyle mütemadiyen Allah'tan bahsedip Halık'ı tanıttırıyorlar. Allah'tan bahsetmeyen muallimleri değil, onları dinleyiniz" demişti. Bu açıklama, bilimin Allah'ın varlığını kabul ettiğini göstermesi açısından son derece önemli bir açıklamaydı. Bu açıklamaya bizzat şahit olanlar gibi, Gençlik Rehberi'nden okuyanlar da çok etkileniyorlardı. O güne kadar özellikle materyalistler kendi zanlarınca bilimin din ile çeliştiğini anlatıyorlar ve pek çok insanı bu şekilde yanlış yönlendiriyorlardı. Üstad'ın bu ve bunun gibi açıklamalarının her biri ise materyalistlere büyük darbe indiriyordu.

Bu nedenledir ki Üstad, Risalelerin dağıtılması ve herkese ulaşması üzerinde çok durmuştur. Hatta kendisini ziyarete gelmiş olan pek çok kişiye, "Risaleleri okuyan beni görmüş gibi olur" diyerek Risalelerin önemini tekrar tekrar vurgulamıştır. Üstad'ı sık sık ziyaret edenler arasında bulunan Ali Tayyar bununla ilgili bir anısını şu şekilde aktarır:
İman ve küfür mücadelesinin Hz. Adem (s.a) zamanından başlayıp kıyamete kadar devam edeceğini, iman hizmetinde bulunma şerefinin, şereflerin en yücesi olduğunu, dünyayı tehdit eden dinsizliğe karşı Risale-i Nurun Sedd-i Zülkarnneyn gibi set teşkil ettiğini ifade etti. Risale- Nurları çok okuyup, çok tetkik edip, muhtaç olanlara ulaştırmanın bu zamanda en mühim bir vazife olduğunu bize bir saat kadar anlattı. (Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursi'yi Anlatıyor, 4. Cilt, s 203)


Bu görevin bilincinde olan Nur talebeleri, Risalelerin köşe bucak yurdun dört bir tarafına yayılması için büyük çaba göstermişler, büyük fedakarlık ve özveri ile Risaleleri her yere ulaştırmışlardı. Risalelerin etkisi tüm Anadolu'da dalga dalga yayılmış, tüm baskı ve yıldırma çabalarına karşın, Risaleleri okuyanların sayısı katlanarak artmıştı. Elbette bunda Üstad'ın iman derinliğinin ve güzel ahlakının etkisi büyüktü. Zira, Üstad'ı tanıyanlar ve bilenler eserlerinde yazdıklarını Üstad'ın yaşadığına şahittiler. Üstad'ı hiç görmemiş olanlar da eserlerde hayatlarında ilk defa karşılaştıkları samimiyetten çok etkileniyorlardı. Kendisinin hizmetinde bulunmuş olan Abdullah Yeğin, Üstad'ın yanına niçin gittiğini anlatırken bu gerçeği de ifade ediyordu: "Hakikaten yazdığı derslerdeki hali yaşıyordu. Konuşmaları hep Risale-i Nurdu. O derslerin tekrarı gibiydi." (Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursi'yi Anlatıyor, 2. Cilt, s 168)

Tüm bu yönleri ile Risaleler İslam hizmetinde çok önemli bir yer tutmuştur. Nitekim Üstad'ın yaşamının son döneminde kendisini ziyarete gelenlere, endişe etmemelerini, Risalelerin çok büyük bir hizmeti gerçekleştirdiğini sık sık vurgulamıştır. "Evlatlarım siz hiç merak etmeyin. Risale-i Nur, dinsizlerin, masonların belini kırmıştır. Risale-i Nur daima galiptir. Siz hiç merak etmeyin" sözleri ile tüm Müslümanlara büyük müjde vermiştir.
Bu müjdeye şahit olanlardan Hamza Emek bu anı şöyle anlatır:

Şiddetli hastaydı. Biz de başucunda bekliyorduk. Daha sonra aniden iki defa uyandı. Tebessüm ediyordu. Gülerek buyurdu ki: "Kardaşlarım korkmayınız. Risale-i Nur bu memlekette hakimdir. Masonların, zındıkların ve komünistlerin belini kırmıştır. Biraz zahmet çekeceksiniz, fakat sonu çok iyi olacak" diye sevinçlerle anlattı. (Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursi'yi Anlatıyor, 2. Cilt, s 425)

Görüldüğü gibi Risaleler, çok büyük bir İslam hizmetini yerine getirmişler, Allah'ın yardımı ve desteği ile binlerce insanın imanına vesile olmuşlardır.