|
BEDİÜZZAMAN'DAN
HİKMETLER - 29
ÜSTAD'IN KABRİNİN GİZLİ OLMASININ HİKMETLERİ
Üstad'ın
vasiyetinde geçen ve en çok üzerinde durduğu konulardan birisi de
kabrinin gizli olmasını istemesi idi. Ölümüne 3-4 yıl kala sık sık
öğrencilerine vasiyetinden bahsetmiş ve kabrinin gizli tutulmasını
istediğini özellikle belirtmiştir. Elbette Üstad'ın bu isteğinin
pek çok hikmeti ve kerameti vardır.
Hayatı boyunca yalnızca Allah'ın rızasını ve rahmetini kazanmak
için çalışan Üstad, ölümünden sonra da oluşabilecek ortamları hesaba
katarak böyle bir talepte bulunmuştur. Aslında Üstad, böyle bir
talepte bulunmaktan öte, kabrinin yerinin bilinmeyeceğini bilme
kerametini de göstermiştir. Değerli Nur talebelerinden Mustafa Ramazanoğlu,
Üstad'ın bu kerametini anılarında şöyle dile getirmektedir:
Üstad
vefatından önce bir mektup yazmıştı. Bu mektupta, "Benim
mezarımı 4-5 kardeşim bilecek, başkalarına söylemesinler; nasıl
ki bir hakikat beni teveccüh-ü nastan uzak tutuyor, aynı hakikat
vefatımdan sonra da beni teveccüh-ü nastan uzak tutuyor... Üstad'ın
cenazesine iştirak eden iki yüz bini aşkın kişi vardı. Bunlar Üstad'ın
mezarını görüyor ve biliyordu. Üstad neden mezarımı 4-5 kardeşim
bilecek demişti? Bu mesele kafamı bir hayli karıştırdı. Kafamdaki
bu sorunun cevabını ihtilalciler verdi. Bu kişiler Üstad'ı mezarından
çıkararak, sessiz, kimsenin bilmeyeceği, görmeyeceği bir mahalle
defnettiler. Üstad'ın kerametvari mektubundaki isteğini, bu adamlar
bilmeyerek yerine getirdi. (Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursi'yi
Anlatıyor, 3. Cilt, s 193)
Görüldüğü
gibi hayatı boyunca pek çok kerametler gösteren Üstad, kabrinin
gizli olacağını da önceden bildirerek, önemli bir keramette bulunmuştur.
Belki onun cesedini mezarından çıkarıp, kimsenin bilmediği bir yere
gömdüren yetkililer, bunu bilmiyorlardı. Ama bu vesile ile Allah
ihlas sahibi Bediüzzaman'ın bir dileğini daha yerine getirmiş ve
kabrinin yerini insanlardan gizlemiştir. Bu Allah'ın imanı ve güzel
ahlakı nedeniyle Üstad'a lütfudur.
Üstad'ın mezarının yerinin bilinmesini istememesinin en önemli nedenlerinden
biri ise vefatından sonra kabrinin insanların aşırı teveccühüne
mazhar olmasından sakınmasıydı. Üstad özel sohbetlerinde ve derslerinde
bu hususu defalarca talebelerine ve kendisini ziyarete gelenlere
belirtmişti. Bayram Yüksel hatıralarında "Hususan Üstadımızın
kabrinin gizli olma meselesinde o kadar bariz kerametini gördük
ki, hakikaten harfiyen, aynı aynına çıkmıştır" der. (Son Şahitler
Bediüzzaman Said Nursi'yi Anlatıyor, 3. Cilt, s 75)
Üstad talebeleri ile çıktığı bir kır gezisinde kabrinin neden gizli
olmasını istediğini şu şekilde açıklar:
Yalnız
benim kabrim gizli olsun. İki üç talebemden başkası bilmesin.
Nasıl ömrümde mukabilsiz hediyeler bana dokunuyordu. İsabet-i
nazar verecek haller var, Risale-i Nur mesleğindeki azami ihlas
için bu hastalık verilmiş. Çünkü bu zamanda şan, şeref perdesi
altında riyakarlık yer aldığından, azami ihlas ile bütün bütün
enaniyeti terk lazımdır. Dostlar uzaktan ruhuma fatiha okusunlar.
Manevi dua ile ziyaret etsinler. (Son Şahitler Bediüzzaman Said
Nursi'yi Anlatıyor, 3. Cilt, s 76)
Üstad
bir başka dersinde ise, talebelerinin "Acaba siz ne hikmete
binaen kabrinizi ziyaret etmeyi men ediyorsunuz?" diye
sorması üzerine eski zamanlardaki Firavunların dünyevi şan ve şeref
arzusuyla kendilerini mumyalamaları örneğini vermiş ve "...Ben
de Risale-i Nur'daki azami ihlası kırmamak için o ihlasın sırrıyla,
kabrimi bildirmemeyi vasiyet ediyorum. Hem şarkta, hem garpta, her
kim olursa olsun okudukları fatihalar o ruha gider." demiştir.
(Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursi'yi Anlatıyor, 3. Cilt, s 77)
Görüldüğü
gibi Üstad'ın kabrinin yerinin gizli olmasını istemesindeki asıl
sebep ihlası ve samimiyetidir. Hayatı boyunca çevresindeki Müslümanlara
ve eserlerini okuyan herkese tevazusu ile örnek olan Üstad'ın en
sakındığı ve çevresindekileri sakındırdığı belalardan birisi enaniyet
olmuştur. Bu nedenledir ki Risaleler muhteşem bir başarı elde etmiş,
Üstad'ın samimiyetine ve ihlasına karşılık olarak Allah, Risaleler
vesilesi ile küfrün ve dinsizliğin belini kırmıştır. Üstad'ın tevazusu
ve ihlası, Risaleleri elden ele dolaşan bir hazine kılmış, iman
edenlerin materyalistlere karşı kullandığı en vurucu silah yapmıştır.
Üstad yaşamı boyunca ihlasına ve dolayısıyla Risaleler'e herhangi
bir zarar gelmemesi için gösterdiği titizliğin, ölümünden sonra
da devam etmesini istemiştir.
Hayatının her anı ile bizlere örnek olan Üstad, kabrinin gizlenmesi
yönündeki vasiyeti ile bizlere çok önemli bir ders vermektedir.
Herşeyden önce müminin asıl varlık amacı Allah'ı razı etmek ve O'nun
hoşnutluğunu kazanmaktır. Daha sonra da büyük bir ihlas ve sadakatle
İslam yolundaki hizmetine sarılmaktır.
|