|
BEDİÜZZAMAN'DAN
HİKMETLER - 4
KUR'AN'I TANITMAKLA GÖREVLİ OLDUĞUNU ANLADIĞI RÜYASI
Said Nursi'ye karşı tüm Müslümanların kalbinde büyük bir sevgi ve
saygı olmasının en önemli sebebi, onun çok az insanda görülen bir
ahlak üstünlüğüne sahip olmasıdır. Her insanın farklı bir güzel
özelliği vardır. Kimi merhametiyle, kimi sabrıyla, kimi hoşgörülü
olmasıyla veya itidalli tavırlarıyla örnektir. Ancak Üstad bu özelliklerin
tümüne sahiptir.
Sabrı müslümanlar için çok büyük bir örnektir. Çünkü insanlara İslamı
öğrettiği ve onları güzel ahlaka davet ettiği için büyük bir zulme
uğramıştır. Hayatının 30 senesi önünde jandarmaların beklediği özel
konaklama evlerinde, karakol karşısına kurulan kulübelerde veya
Türkiye'nin çeşitli yerlerindeki hapishane hücrelerinde geçmiştir.
Hapishane gibi bir sıkıntılı bir ortamda bile eza durdurulmamış
ve diğer mahkumların kendisini görmesini engellemek için hücresinin
penceresi tahtalarla kapatılmıştır. İnsanların ona selam vermesi
yasaklanmış, selam verenler cezaya çarptırılmıştır. Hasta ve yaşlı
olduğu bilindiği halde özel olarak taş kaplı soğuk hücrelere konmuş
ve hayatını kaybetmesi için uygun zemin hazırlanmaya çalışılmıştır.
Bir çok zamanlar hakarete uğramış ve hakkında sayısız asılsız haber
yayınlanmıştır. Ancak Üstad tüm bu olaylara sabretmiş ve hiçbir
zaman Kur'an'ın yolundan dönmemiştir.
Üstad kararlılığıyla örnektir. Çünkü yıllar boyu polis gözetiminde
yaşadığı ve eserlerini yazması yasaklandığı, hatta elinden kalem
ve kağıdı alındığı halde o yazmaya devam etmiştir. Elindeki küçük
kağıt parçalarına, kese kağıtlarına ve bulduğu tüm kağıtlara yazarak
kibrit kutularının içine saklamış ve bulunduğu hücreden diğer hücrelere
elden ele aktararak Risalelerin dışarıya ulaşmasını sağlamıştır.
Özel Nur postacılarıyla yazdığı tefekkürlerini ve mektuplarını talebelerine
ulaştırmıştır. Zamanın önde gelen tüm yetkililerinin dikkatleri
üzerinde olmasına rağmen asla kendisine inanan talebelerini terk
etmemiş ve hiç görmese de kendisine gelen haberler doğrultusunda
yıllarca onlara her konuda öğüt veren yazılar göndermeye devam etmiştir.
Üstad tevazusuyla örnektir. Çünkü dünyanın en güzel ahlaklı ve en
iyi insanlarından biri olmasına rağmen, haketmediği bir üslupla
çeşitli iftiralara maruz kalmış, son derece değersiz insanların
öfkelerini sabırla karşılaşmak zorunda kalmıştır. Vatanı savunmak
uğruna ölümü göze alarak savaştığı, bir çok başarı elde ettiği,
hatta savaş esiri olarak Rusya'da çok zor bir dönem geçirdiği halde
sırf Allah'a imanı nedeniyle vatan haini olarak suçlanmıştır. Ancak
tüm bu suçlamaları kendisine yönelten insanlara güzellikle cevap
vermiş ve her zaman tevazusunu korumuştur. Hatta kendisini öldürmek
isteyen insanlara dahi hakkını helal ettiğini bildirmiştir.
Üstad'ın bunun gibi müslümanlara örnek olan yüzlerce farklı yönü
vardır. Bu nedenle herkesin ahlakında öne çıkan birkaç özelliği
varken, Üstad ahlakının her yönüyle İslam ümmetine yol gösterici
ve takva sahiplerine önder olmuştur. Ancak müslümanların Üstad'a
olan bağlılığı, güzel ahlakının yanısıra Allah tarafından İslam'ı
temsil etmek ve insanları dine yöneltmek için özel olarak seçilmiş
bir insan olduğuna dair meydana gelen mucizelerle de güçlenmiştir.
Elbette Üstad'ın imanı, samimiyeti, aklı ve vicdanı onun izinden
gitmemiz için yeterlidir, ama Allah'ın ona olan sevgisine, desteğine
işaret olarak gördüğümüz bir çok mucizevi olay da Üstad'a olan sevgimizi
ve onun izini takip etme şevkimizi kat kat artırmaktadır. Bediüzzaman'ın
hayatında gerçekleşen kerametler çok fazladır. Bunlardan bir tanesi
de gelecek yaşamında İslam ümmeti için çok önemli bir insan olacağının
ve Kur'an'ın Allah katından indirilmiş hak kitap olduğunu insanlara
beyan etmekle görevlendirildiğinin kendisine bir rüyayla bildirilmesidir:
"Eski
Harb-i Umumiden evvel ve evailinde bir vakıayı sadıkada görüyorum
ki: Ararat denilen meşhur Ağrı dağı'nın altındayım. Birden o dağ
müthiş infilak etti. Dağlar gibi parçaları dünyanın her tarafına
dağıttı. O dehşet içinde baktım ki merhum validem yanımdadır.
Dedim: Ana korkma Cenab-ı Hakkın emridir, O Rahim'dir ve Hakim'dir.
'Birden o halette iken baktım ki, mühim bir zat bana amirane diyor
ki: İcaz-ı Kur'an'ı beyan et!
Uyandım anladım ki bir büyük infilak olacak, o infilak ve inkilabtan
sonra Kur'an etrafındaki surlar kırılacak, doğrudan doğruya Kur'an
kendi kendini müdafaa edecek ve Kur'an'a hücum edilecek. İ'cazı
onun çelik bir zırhı olacak ve i'cazın bir nev'ini, şu zamanda
izharına - haddimin fevkinde olarak- benim gibi bir adam namzet
olacak ve namzet olduğumu anladım." (Mektubat, 28. Mektub)
Üstad'ın
anlattığı bu rüya müslümanlar için hem büyük bir müjde, hem de Üstad'a
olan sevgi ve hayranlığımızı artıran büyük bir mucizedir. Çünkü
Allah bunun gibi pek çok olayla Üstad'ı desteklemiş ve onun Kendi
katından görevlendirilmiş, değerli bir insan olduğuna işaret eden
olaylar gerçekleştirmiştir.
|