|
BEDİÜZZAMAN'DAN
HİKMETLER - 6
RİSALELERİN YAZILIMI SIRASINDA MEYDANA GELEN MUCİZELER
Risalelerin çok önemli özelliklerinden biri hiçbir insanın zihninde
soru işareti uyandırmaması, kimseye olumsuz tesir etmemesi, kimsede
herhangi bir vesveseye sebep olmamasıdır. Oysa, Üstad'ın da defalarca
dikkat çektiği gibi, bu Risaleleri her kesimden, her yaş, meslek
ve kültürden insan okumaktadır. Bu eserler çok yüksek bir kültür
sahibi bir kişiden, kültür seviyesi düşük bir insana, dinsiz bir
felsefeciden ev hanımlarına kadar herkesin evine girmiştir. Bu güne
kadar hiçkimse "Risalelerde geçen şu konudan benim zihnimde
soru işaretleri belirdi, kafam karıştı, eksik açıklanmış... "
gibi bir iddiayla ortaya çıkmamıştır. Aslında İslam dininin yaşanmasını
çıkarlarına uygun görmeyen çevreler bu tip iddialarda bulunmak istemiş,
ancak Risaleler'i okuduklarında böyle bir iddiada bulunamayacaklarını
anlamışlardır.
Üstad bu eserlerde anlattığı her konuyu bir çok farklı yönden açıklamış,
her kültürden insanın anlayabileceği çok sade ve samimi bir üslup
kullanmış, örneklerin her insanın karşılaşabileceği günlük olaylardan
seçmiştir. Ayrıca insan karakteriyle ilgili tahlillerin büyük bir
bölümünü kendi nefsinden örnekler vererek açıklamış, bu nedenle
her insanın kendi nefsinde bulabileceği konulara açıklık getirmiştir.
İnsanların aklına gelebilecek tüm soruların cevabını peşinen vermiş,
olası itirazları baştan açıklamış, hiçbir konuyu tereddütte bırakmamış,
son derece keskin ve hikmetli bir üslup kulanmıştır. Aslında bu
kadar düşmanı olan ve basımının engellenmesi için her türlü girişimde
bulunulan böylesine geniş kapsamlı bir külliyatın içinde eleştiri
getirilebilecek tek bir satır bile bulunmaması çok büyük bir mucizedir.
Üstad'ın aklının ve şuurunun yanısıra, Allah'ın üzerindeki inayetinin
açık delili olan bir keramettir.
Külliyatın muhteviyatında görülen bu mucize, aynı zamanda yazılımı
esnasında da görülmüştür. Üstad bilindiği gibi 30 yıl boyunca çeşitli
yerlerde tek kişilik evlerde ve hapishane hücrelerinde tutulmuştur.
20 yıl boyunca hiç kimseyle görüşmesine izin verilmemiştir. Sağlıksız
koşullarda, soğuk ve rutubetli ortamlarda yaşamak zorunda kaldığı
ve yaşı da hayli ilerlemiş olduğu için sık sık ağır hastalıklara
yakalanmıştır. Kendisine bakacak kimse bulunmaması, tedavi imkanı
olmaması ve yaşadığı evlerin koşullarının uygun olmaması bu hastalıkların
hem uzun sürmesine, hem de çok zahmetli olmasına sebep olmuştur.
Bunun yanısıra düşmanları tarafından zehirlenmeye çalışılmış ve
bu yıllar içerisinde bunun gibi çeşitli zorluklarla mücadele etmek
durumunda kalmıştır.
İşte insanları akıl, vicdan ve ahlak olarak bu kadar olumlu etkileyen
ve içinde eleştiri getirilebilecek tek bir kelime dahi bulunamayan
külliyat, bu zorlu koşullar altında yazılmıştır. Üstelik çok süratli,
çok kapsamlı ve olabilecek en mükemmel anlatım şekliyle... Üstad
risalelerin bir kısmını yağmur altında ezbere yazmak zorunda kaldığını,
bir kısmını hasta haliyle birkaç saat gibi inanılması güç bir süratle
yazdığını, bir kısmını bir bağda altı saat içinde yazdığını ve tüm
bunların Allah'ın kendisine verdiği bir mucize olduğunu anlatmaktadır.
Çünkü soğukta, yağmur altında, hasta, yardımsız ve yaşlı bir insanın,
hem içerik hem de üslup olarak dünyanın en etkili ve en mükemmel
eserini bu kadar süratli bir şekilde yazabilmesi ancak Allah'ın
inayetiyle mümkün olabilecek bir olaydır. Üstad bu mucizeyi şu satırlarla
dile getirmektedir.
Evet ekser kardeşlerim ve yanımdaki umum arkadaşlarım ve müstensihler
biliyorlar ki; Ondokuzuncu Mektub'un beş parçası, birkaç gün zarfında
hergün iki-üç saatte ve mecmuu oniki saatte hiçbir kitaba müracaat
edilmeden yazılması; hattâ en mühim bir parça ve o parçada lafz-ı
Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm kelimesinde zahir bir hâtem-i
nübüvveti gösteren dördüncü cüz, üç-dört saatte, dağda, yağmur altında
ezber yazılmış; ve Otuzuncu Söz gibi mühim ve dakik bir risale,
altı saat içinde bir bağda yazılmış; ve Yirmisekizinci Söz, Süleyman'ın
bahçesinde bir, nihayet iki saat içinde yazılması gibi, ekser risaleler
böyle olması; ve eskiden beri sıkıntılı ve münkabız olduğum zaman,
en zahir hakikatları dahi beyan edemediğimi, belki bilemediğimi
yakın dostlarım biliyorlar. Hususan o sıkıntıya hastalık da ilâve
edilse, daha ziyade beni dersten, te'liften men'etmekle beraber;
en mühim Sözler ve risaleler, en sıkıntılı ve hastalıklı zamanımda,
en sür'atli bir tarzda yazılması; doğrudan doğruya bir inayet-i
İlahiye ve bir ikram-ı Rabbanî ve bir keramet-i Kur'aniye olmazsa
nedir?
Hem
hangi kitab olursa olsun, böyle hakaik-i İlahiyeden ve imaniyeden
bahsetmiş ise, alâküllihal bir kısım mesaili, bir kısım insanlara
zarar verir ve zarar verdikleri için, her mes'ele herkese neşredilmemiş.
Halbuki şu risaleler ise; şimdiye kadar hiç kimsede, -çoklardan
sorduğum halde- sû'-i tesir ve aks-ül amel ve tahdiş-i ezhan gibi
bir zarar vermedikleri, doğrudan doğruya bir işaret-i gaybiye
ve bir inayet-i Rabbaniye olduğu bizce muhakkaktır. (Tarihçe-i
Hayat)
Yukarıda
da belirttiğimiz gibi Üstad'ın içinde bulunduğu koşulların sıhhatsizliği
dikkatlice düşünüldüğünde Risalelerin bu şartların ürünü olmasının
ne kadar büyük bir mucize olduğu daha iyi anlaşılır. Nitekim bir
çok yazarın kısa bir roman ya da kısa bir yazı yazmak için bile
son derece özel koşullar, özel bir oda, sessizlik ve dikkati dağıtacak
en ufak bir olayın bile olmaması gerektiği konusunda talepleri olduğunu
biliyoruz.
Üstad ise çevresindeki insanlar tarafından öldürülmeye çalışılırken,
bedeninde hastalığın sıkıntıları devam ederken, soğukta ıslanarak,
üşüyerek ve yanında tek bir dostu dahi olmadan, insanların ruhuna
etki eden bir külliyat meydana getirmiştir. Üstelik Üstad hastalığının
sıkıntılarını bize detaylı anlatmamıştır. Yaşlı bir insanda en hafif
hastalık bile şiddetli ağrılar, ateş, yorgunluk ve halsizlik meydana
getirir. Bir ev ortamında ve yanında tüm ailesi olan yaşlı insanlar
bile ancak çok titiz bir bakım, hizmet ve itina sonucu hastalıklarına
karşı dirençli olma imkanı bulur. Bu durumda yanında kendisine destek
olacak tek bir kişi bile olmadan her türlü işini kendi yapmak zorunda
olan, üstelik hasta olmasına rağmen soğuk ve rutubetli ortamlarda
tutulan Üstad'ın, kendi hayatı tehlike altındayken insanların ahiretini
kurtarmak için elinden kalemi bırakmaması, Allah'ın kendisine mucizelerle
yardım etmesine sebep olmuştur. Merhamet gösterenlerin en merhametlisi
olan Rabbimiz Üstad'ın kalbine Risaleleri ilham etmiş, ona bunları
yazacak bir güç vermiş ve hem de İslam ümmetinin en sevilen insanlarından
biri yaparak insanlar arasında şanını yaymıştır.
|