BEDİÜZZAMAN'DAN GÜNÜMÜZE HATIRLATMALAR - 4

ÖLÜMÜN YAKINLIĞINI DÜŞÜNMEK

Allah'a iman eden ve ahiretin varlığına inanan bir kişi ile inkar eden bir kişinin ölüme bakış açıları birbirinden çok farklıdır. Ahirete inanmayan kimseler için ölüm mutlak bir sondur, bir yokoluştur. Oysa iman eden kimseler ölümün sonsuz hayatlarının bir başlangıcı olduğunu düşünürler. Bediüzzaman Said Nursi iman sahibi kimseler için ölümün ne anlama geldiğini şu şekilde tarif etmiştir:

"Ölüm, bu alem-i faniden alem-i bakiye gitmektir. Ölüm, ehl-i hidayet ve ehl-i Kuran için, öteki aleme gitmiş eski dost ve ahbaplarına kavuşmaya vesiledir. Hem hakiki vatanlarına girmeye vesiledir. Hem hakiki vatanlarına girmeye vasıtadır. Hem zindan-ı dünyadan, bostan-ı cinana bir davettir. Hem, Rahman-ı Rahim'in fazlından, kendi hizmetine mukabil ahz-ı ücret etmeye bir nöbettir. Hem vazifeyi hayat külfetinden bir terhistir. Hem ubudiyet ve imtihanın talim ve talimatından bir paydostur." (Gençlik Rehberi, 2266)

İnkar eden ve Kuran'dan uzak yaşayan insanlar genellikle ölümü düşünmez hatta bu konu hakkında konuşmak bile istemezler. Ölen ya da ölüm döşeğinde olan bir yakınlarına çok üzülürler ama bir gün kendilerinin de aynı şekilde öleceğini asla düşünmezler. Ölümün akıllarına geldiği nadir anlarda tek düşünebildikleri ise; ölümleriyle birlikte hayatları boyunca elde ettikleri tüm mallarının, mülklerinin, itibarlarının kısacası değer verdikleri herşeyin bir anda yok olacağıdır.

Ebedi bir son olarak gördükleri ölüm, bedenlerinin toprağın altında yok olacağı düşüncesi onlar için son derece karamsar ve iç sıkıcı bir konudur. Bu yüzden de ölüm hakkında hiç düşünmemeyi çözüm olarak görürler. Ancak bu kesinlikle bir çözüm değildir. Çünkü Allah'ın "…Her ümmetin bir eceli vardır. Onların ecelleri gelince, artık ne bir saat ertelenebilirler, ne öne alınabilirler." (Yunus Suresi, 49) ayetiyle bildirdiği üzere her insan bir gün ölecektir.
Şu anda dünya üzerinde yaşamakta olan her insan, her geçen saniye ölümüne biraz daha yaklaşmaktadır. İster iman etsin, isterse inkar etsin, Allah'ın emir ve tavsiyelerine uysun uymasın, ölümü düşünsün düşünmesin şu an yeryüzünde olan her nefis bir gün mutlaka ölümü yaşayacak ve Allah'ın huzurunda hesap verecektir.

Her ne kadar düşünmek istemeseler de hayatlarının her döneminde, belki bir gazete haberiyle, belki bir cenaze arabasıyla belki de bir yakınlarından aniden gelen bir haberle Allah ölümü insanlara hatırlatmaktadır. Hiçbir kaçışı olmayan ölüm Bediüzzaman'ın da aşağıdaki ifadesinde vurguladığı gibi insanın en büyük meselesidir ve gözardı edilemeyecek en mühim konulardan biridir:

"Madem ecel gizlidir; her vakit ölüm, başını kesmek için gelebiliyor ve genç ihtiyar farkı yoktur. Elbette daima gözü önünde öyle büyük dehşetli bir mes'ele karşısında bîçare insan; o i'dam-ı ebedî, o dipsiz, nihayetsiz haps-i münferidden kurtulmak çaresini aramak ve kabir kapısını bir âlem-i bâkiye, bir saadet-i ebediyeye ve âlem-i nura açılan bir kapıya kendi hakkında çevirmek hâdisesi; o insanın dünya kadar büyük bir mes'elesidir." (Sözler, sf.142)

Üstad aynı zamanda pek çok imani hastalıktan kurtulmanın, Cenab-ı Allah'a olan yakinimizi artırmanın bir yolu olarak da ölümün tefekkür edilmesini nasihat etmiştir. Ayrıca ihlası zedeleyenin, riyaya neden olanın ve insanları dünyaya bağlayanın, ölümü yeteri kadar tefekkür etmemek olduğuna da dikkat çekmiştir.

İman etmeyenlerin ölümü tefekkür etmekten kaçınmalarının aksine iman eden kimseler için ölüm; şuurlarının daha keskin, akıllarının, vicdanlarının daha açık olmasına vesile olacak bir tefekkür aracıdır. Mümin için ölümü düşünmek aynı zamanda şevkinin ve cennete olan özleminin artmasına, ihlasına ve samimi çabasına da bir vesiledir.

İman eden her insanın dünyadaki asıl hedefi Allah'ın razı olacağı bir kul olmak ve sadece O'nun rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmaktır. Böyle bir hedefe sahip olan ve bunun için çalışan bir insan için ölüm elbette ki bir endişe ve bir korku vesilesi olmayacaktır. Aksine sadece yaptıklarının karşılığını en güzeliyle almayı umduğu ahiret yurduna bir geçiş vesilesi olacaktır.

İnkar edenler ve Allah'ı gereği gibi takdir edemeyenler içinse ölüm çok büyük bir üzüntü kaynağıdır. Bediüzzaman iman eden ve etmeyen kimseler için ölümün gerçekte ne anlama geldiğini şu hikmetli sözleriyle ifade etmektedir:

"Nasıl ki iman, ölüm vaktinde insanı i'dam-ı ebedîden kurtarıyor; öyle de herkesin hususî dünyasını dahi i'damdan ve hiçlik karanlıklarından kurtarıyor. Ve küfür ise hususan küfr-ü mutlak olsa; hem o insanı, hem hususî dünyasını ölümle i'dam edip manevî cehennem zulmetlerine atar. Hayatının lezzetlerini acı zehirlere çevirir. Hayat-ı dünyeviyeyi âhirete tercih edenlerin kulakları çınlasın. Gelsinler, buna ya bir çare bulsunlar veya imana girsinler. Bu dehşetli hasarattan kurtulsunlar!.." (Sözler, 462)