|
RİSALE-İ
NUR'UN ÖNEMİ - 1
Bediüzzaman,
yaşadığı hayatla herşeye hayır ve hikmet gözüyle, iyi ve güzel taraflarıyla
bakmanın nasıl olması gerektiğini tüm insanlara gösterdi. 87 yıllık
çile dolu hayatında başına gelen tüm zorluk ve sıkıntıların güzel
yönlerini anlattı ve diğer müslümanları olayların bu cihetine bakmalarını
tavsiye etti. Kuran'da bahsi geçen diğer salih müslümanlar gibi
o da türlü haksızlıklara, en akıl almaz iftiralara maruz kaldı.
Ama her zorluğa imanın gücü ile sabretti. En zor şartlardan bile
ders ve hikmetler çıkardı. Müslümanların daima üstün geleceği ve
herşeyin daha iyiye ve daha güzele gideceği müjdesini vererek herkesin
iman neşesi ve heyecanı içinde olması gerektiğini hatırlattı.
Bizzat kendi başına gelen tüm zorlukların hikmetlerini ve güzelliklerini
tek tek anlattı. Tüm bunları Allah'ın kendisi için vermiş olduğu
lütuflar olarak gördü, bu zorlukların müminin ahiretteki derecesini
artıracağını, bu nedenle her zorluğu şevk ve heyecanla karşılamak
gerektiğini asla ümitsizliğe kapılmayıp, sabırlı olmayı hatırlattı.
Haksız yere hapis ve sürgünlerde geçirdiği yaklaşık 30 senesini
bir an olsun ara vermeden hizmet ederek, vatanına ve milletine faydalı,
imanlı ve güzel ahlaklı nesillerin yetişmesi için feda etti.
Kuran ve iman hakikatlarını anlatan Risale-i Nur onun tüm insanlara
bıraktığı çok önemli bir eserdir. İlk olarak sürgünde yazmaya başladığı
ve daha sonra da hapiste son derece zor şartlar altında kaleme almaya
devam ettiği Risale-i Nur ihlaslı bir çalışmanın ürünüdür. Bu nedenle
de etkisi insanlar üzerinde oldukça fazladır. Din karşıtı odaklar
bu etkinin imandan geldiğini hesaba katmadıkları için kitapların
yayınlanmasını engelleyerek, eserleri toplatarak, okunmasını bir
suç haline getirerek sözde bu olumlu etkinin engellenebileceğini
düşünmüşlerdir.
Üstad bir sözünde kendisinin bu eserlerin okunmasında bir çaba sarfetmediğini,
bir matbaaya sahip olmadığını ve bu eserleri bastıramayacağını sadece
dostlarına göndermiş olmasının da "bunları yaymaya çalışıyor"
sözüyle bağdaşmayacak kadar gerçekdışı bir iddia olacağını ifade
eder. Risale-i Nur'un herkes tarafından bu denli rağbet görmesini
eserin cazibedar olmasına ve kendi kendine intişar etmesine (yayılmasına)
bağlar ve bundan son derece mutluluk duyduğunu ifade eder.
Tamamı Allah'ın varlığı ve birliği, imanın esaslarına dayalı olan
Risale-i Nur, insanlara rehberlik yapmakta, onların dünya ahiret
kurtuluşlarını esas almaktadır. Anlatımdaki sadelik ve açıklık,
belagatın üstünlüğü her kesimden insanın eline aldığında kolaylıkla
anlayabileceği şekildedir. Her bir sözün hakikat ve delillere dayalı
olarak anlatılması ise, insanlara sağladığı maneviyatın yanında
ilmi olarak da çok güçlü bir eser olduğunu ortaya çıkarır. Üstad,
Risale-i Nur'un her bölümünün Kuran hakikatleri ile dolu olduğunu
şu sözleriyle anlatır:
"...bilhassa
Risale-i Nur'un yüzotuz kitabı, herbiri Kur'anın bir meziyetini,
bir nüktesini kesin delillerle isbat etmesi ve bilhassa Mu'cizat-ı
Kur'aniye Risalesi; şimendifer ve medeniyetin hârikalarından çok
şeyleri Kur'an'dan istihrac eden Yirminci Söz'ün İkinci Makamı
ve Risale-i Nur'a ve elektriğe işaret eden âyetlerin işaretlerini
bildiren İşarat-ı Kur'aniye namındaki Birinci Şua ve huruf-u Kur'aniye
ne kadar muntazam ve esrarlı ve manalı olduğunu gösteren Rumuzat-ı
Semaniye namındaki sekiz küçük risaleler ve Sure-i Feth'in âhirindeki
âyeti beş vecihle ihbar-ı gaybî cihetinde mu'cizeliğini isbat
eden küçücük bir risale gibi Risale-i Nur'un herbir parçası, Kur'an'ın
bir hakikatını, bir nurunu izhar etmesi; Kur'an'ın misli olmadığına
ve mu'cize ve hârika olduğuna ve bu âlem-i şehadette âlem-i gaybın
lisanı ve bir Allâm-ül Guyub'un kelâmı bulunduğuna bir imzadır."
(Sözler, sayfa 449)
Akıl
ve kalp iknasıyla, bir çok insanın imanına vesile olan her cümle
Risale-i Nur'un önemini de ortaya koyar. Nitekim Üstad, "Risale-i
Nur, bu asrı ve gelecek asırları tenvir edecek olan bir mucize-i
Kur'âniye'dir" diyerek, bu yolda yapılacak hizmeti, zamanın
en büyük meselesi olarak kabul etti. Üstad, Risale-i Nur'a sahip
çıkılmasının ve korunmasının ne denli önemli olduğunu şu sözleriyle
de ortaya koymaktadır:
"Hem size gönderdiğim risaleleri muhafaza etmek ve sahib
çıkmak ve benim yerimde onları himaye etmek binler lira kıymetinde
bana karşı büyük bir hediyedir. Çünki netice-i hayatımı ve vazife-i
vataniyemi ve o havalideki kardeşlerimin uhuvvet ve muhabbetlerine
karşı borçlarımı eda eden o risalelere ciddî sahib çıkmak, tam
muhafaza etmek ve ehline yetiştirmeğe vasıta olmak öyle bir hediyedir
ki; dünyevî hediyelerin binlerine mukabildir." (Barla Lahikası,
sayfa 123)
Bir
başka sözünde de Üstad, Risale-i Nur'un amacının sadece Kuran hakikatlarini
anlatmak olduğunu ve Kuran'ın ışığında tefsir edilen ayetlerin materyalist
ve din düşmanlarını susturduğunu anlatmaktadır. Ve Risale-i Nur'un
bu yönüyle ehemmiyetine dikkat çekmektedir:
"Hem
kalbi, hem ruhu, hem hissiyatı tam tenvir edecek ve ilâçlarını
verecek bir tarzda hazine-i Kur'aniye'nin dellâllığını yapan ve
ondan başka me'hazı ve mercii olmayan ve bir mu'cize-i maneviyesi
bulunan Risale-i Nur o vazifeyi tam yapıyor ve aleyhindeki dehşetli
propagandalara ve gayet muannid zındıklara tam galebe çalmış ve
dalaletin en sert kuvvetli kalesi olan tabiatı, Tabiat Risalesi'yle
parça parça etmiş ve gafletin en kalın ve boğucu ve geniş daire-i
âfâkında ve fennin en geniş perdelerinde Asâ-yı Musa'daki Meyve'nin
Altıncı Mes'elesi ve Birinci, İkinci, Üçüncü, Sekizinci Hüccetleriyle
gayet parlak bir tarzda gafleti dağıtıp, nur-u tevhidi göstermiş."
(Sözler, sayfa 155)
Ancak
unutmamak gerekir ki Risale-i Nur'un gerçek anlamda korunması ve
ona sahip çıkılması, içerdiği manaların tam kavranması ve anlatılan
Kuran ahlakının herkes tarafından yaşanması ile tam olarak gerçekleşebilir.
|