|
RİSALE-İ
NUR'UN ÖNEMİ - 3
Bediüzzaman
Said Nursi'nin kişiliğini ve eserlerini yakinen tanıyanlar, Allah'ın
lütfu sayesinde kendisine verilen üstün ilmini ve şahsiyetini anlatmakta
kendilerini daima eksik ve zayıf gördüklerini söylerler. İlim sahibi
kişilerin böyle bir itirafta bulunmaları onların, bu eşsiz insanı
ne denli değerli ve faziletli bir şahsiyet olarak bildiklerinin
bir göstergesidir.
Sadece Allah'ın rızasını kazanmayı hedefleyen, nefsani ve dünyevi
hiçbir talebi olmayan bu mümtaz insan arkasında nurlarla dolu bir
eser bırakmıştır. Risale-i Nur Külliyatını bizlere ve gelecek nesillere
bir hediye olarak bırakan Üstad, gerçek huzura ve refaha kavuşmanın
ancak Kuran ve iman hakikatlarını öğrenip, Kuran ahlakını yaşamakla
mümkün olacağını defalarca ifade etmiştir. Risale-i Nur, insanları
karanlıklardan nura çıkaran Kuran ayetlerinin tefsirleri ile doludur.
Dünyevi amacı içeren herhangi bir eserin bir veya ihtiyaç duyulduğunda
birkaç kez okunup sonra kütüphaneye kaldırılması doğaldır. Bir çok
kere okumaya kimse ihtiyaç duymaz. Çünkü verilen bir bilgi veya
mesaj bir defada öğrenilir ve gündelik işlere kalındığı yerden devam
edilir. Oysa Risale-i Nur'u devamlı ve dikkatli okumak, okuduklarını
hayata geçirebilmek son derece zaruri bir ihtiyaçtır. Bir kez okuyan
insan her bir sözü mücevher kıymetinde olan bu eseri elinden bırakmak
istemez. Herkes ihtiyacını duyduğu konuların cevaplarını bulur,
içini iman coşkusu kaplar. Aldığı manevi huzuru hiçbir şeye değişmek
istemez. Okuduğu bu tesirli sözleri ne kadar yoğun tefekkür ederse
o denli fazla faydalandığını fark eder.
Risale-i Nur'un etkisinin nasıl bu denli kuvvetli olduğunu soranlara
Üstad "Risale-i Nur'un mesleğindeki sırr-ı ihlas; iman, Kur'an
hakikatlarından başka hiçbir şeye âlet, tâbi' olmadığıdır"
sözleriyle cevap verir.
Çoğu kimseler, bunca yalan iftiraya, aleyhte yapılan propagandalara,
korkutmalara ve tehditlere, küfrün gaddarca saldırılarına rağmen
Risale-i Nur'un nasıl daima galip geldiğini Üstad'a sormuşlardır.
Engellemelere rağmen nasıl Risale-i Nur'un yayılmasının, en ücra
yerlerde oturanların dahi haberder olup temin etme gayreti içinde
olmalarının ve inkarcı dahi olsa her okuyanı etkilemesinin arkasındaki
hikmetleri öğrenmek istemişlerdir. Üstad'ın verdiği cevap Risale-i
Nur'un herkes üzerindeki etkisinin sadece Kuran'dan kaynaklandığını
ortaya koyar:
"…
bu zamanda iki dehşetli hal var. Birincisi: Akibeti görmeyen,
bir dirhem hazır lezzeti, ileride bir batman lezzetlere tercih
eden hissiyat-ı insaniye, akıl ve fikre galebe ettiğinden ehl-i
sefaheti sefahetinden kurtarmanın yegane çaresi; aynı lezzetinde
elemini gösterip hissini mağlub etmektir. Bu zamanda âhiretin
elmas gibi nimetlerini, lezzetlerini bildiği halde, dünyevî kırılacak
şişe parçalarını ona tercih etmek, ehl-i iman iken ehl-i dalalete
o hubb-u dünya ve o sır için tâbi olmak tehlikesinden kurtarmanın
yegane çaresi, dünyada dahi cehennem azabını ve elemlerini göstermekle
olur ki; Risale-i Nur o meslekten gidiyor… İşte Risale-i Nur'daki
ekser müvazeneler küfür ve dalaletin dünyadaki elîm ve ürkütücü
neticelerini göstermekle, en muannid ve nefisperest insanları
dahi o menhus, gayr-ı meşru lezzetlerden ve sefahetlerden bir
nefret verip aklı başında olanları tevbeye sevkeder... Bu asırda
ikinci dehşetli hâl: Eskide, fen ve ilim ile dalalete girip inad
ve temerrüd ile hakaik-i imana karşı çıkana nisbeten şimdi yüz
derece ziyade olmuş. Bu mütemerrid inadçılar, firavunluk derecesinde
bir gurur ile ve dehşetli dalaletleriyle hakaik-i imaniyeye karşı
saldırdıklarından, elbette bunlara karşı atom bombası gibi -bu
dünyada onların temellerini parça parça edecek- bir hakikat-ı
kudsiye lâzımdır ki; onların tecavüzatını durdursun ve bir kısmını
imana getirsin. İşte Cenab-ı Hakk'a hadsiz şükürler olsun ki;
bu zamanın tam yarasına bir tiryak olarak Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın
bir mu'cize-i maneviyesi ve lemaatı bulunan Risale-i Nur pekçok
müvazenelerle, en dehşetli muannid mütemerridleri, Kur'an'ın elmas
kılıncı ile kırıyor. Ve kâinat zerreleri adedince vahdaniyet-i
İlahiyeye ve imanın hakikatlarına hüccetleri, delilleri gösteriyor
ki; yirmibeş seneden beri en şiddetli hücumlara karşı mağlub olmayıp
galip gelmiş..." (Hutbe-i Şamiye, sayfa 8-15)
Üstad'ın
yukarıdaki sözleriyle de ifade ettiği gibi, Risale-i Nur tüm gerçekleri
Kuran delilleri ile kati bir şekilde ortaya çıkartıp bir çok insanın
göz ve kalplerinin açılmasına, gurur ve dehşetli kibir sahibi din
düşmanlarının bir kısmının dahi imanlarına vesile olmuştur. İçi
Allah ve Peygamber sevgisi ile dolu olan bu eşşiz insanın "...bu
zamanda küfr-ü mutlakı ve mütemerrid dalaletin inadını kıracak,
parçalayacak Risale-i Nur'da tecelli eden hakikat-ı Kur'aniyedir."
(Hutbe-i Şamiye, sayfa 17) sözü günümüzde de tüm müslümanları
Kuran hakikatlarine sarılmaya davet etmektedir.
|