RİSALE-İ NUR'UN ÖNEMİ - 4

Hiçbir menfaate dayalı olmadan, sadece Allah'ın rızasını kazanmayı hedefleyen, imanlı, içi vatan ve millet sevgisi ile dolu, hizmet aşkıyla daima faydalı işlere yönelen, iyiliksever, merhametli, tevazu sahibi, cömert, fedakar cesaretli, faziletli bir nesildir Risale-i Nur'un yetiştirdiği nesil. Risale-i Nur'u okuyarak büyüyenler Kuran hakikatlarini özümseyerek yetişirler. Üstad bu muhteşem eserini yazarken daima ileriye, sonraki nesillere getireceği faydalar üzerinde durmuştur. Dinsizlik tehlikesinin getireceği zararları anlatmış, böyle bir ortamda yetişecek insanların devletine ve milletine yardımcı olmayacakları gibi sevdiklerinin karşısına düzen bozan veya yıkan birer anarşist olarak çıkacağı uyarısında bulunmuş ve herkesi buna karşı uyarmıştır. Bunun çözümünün ise, Allah aşkı ve Peygamber sevgisi ile yetişen imanlı, Kuran hakikatlarını tanıyan bir nesil olduğunu anlatmıştır. Üstad'ın bu konuyla ilgili bir sözü şöyledir:

"...şimdiki vaziyette de, elli sene sonra bu dindar, namuskâr, kahraman seciyeli milletin nesl-i âtîsi, seciye-i diniye ve ahlâk-ı içtimaiye cihetinde, ne şekle girecek elbette anlıyorsunuz. Bin seneden beri bu fedakâr millet, bütün ruh u canıyla Kur'an'ın hizmetinde emsalsiz kahramanlık gösterdikleri halde, elli sene sonra o parlak mazisini dehşetli lekedar belki mahvedecek bir kısım nesl-i âtînin eline elbette Risale-i Nur gibi bir hakikatı verip, o dehşetli sukuttan kurtarmak en büyük bir vazife-i milliye ve vataniye bildiğimizden; bu zamanın insanlarını değil, o zamanın insanlarını düşünüyoruz.
Evet efendiler! Gerçi Risale-i Nur sırf âhirete bakar; gayesi rıza-yı İlahî ve imanı kurtarmak ve şakirdlerinin ise, kendilerini ve vatandaşlarını i'dam-ı ebedîden ve ebedî haps-i münferidden kurtarmaya çalışmaktır. Fakat dünyaya ait ikinci derecede gayet ehemmiyetli bir hizmettir ve bu millet ve vatanı anarşistlik tehlikesinden ve nesl-i âtînin bîçareler kısmını dalalet-i mutlakadan kurtarmaktır. Çünki bir müslüman başkasına benzemez. Dini terkedip İslâmiyet seciyesinden çıkan bir müslim; dalalet-i mutlakaya düşer, anarşist olur, daha idare edilmez." (Emirdağ Lahikası-1, sf.22)

Risale-i Nur'un tüm gayesi insanları özellikle ebedi bir azaptan kurtarmak olduğu halde, bu gerçeği kavrayamayan bazı çevrelerce defalarca tahkikatlara tabi tutulmuş, her defasında temizliği, güzellikleri, iyilikleri ortaya çıkmış ve her açılan davadan beraat etmiştir. Herşeye hayır gözüyle bakmayı hatırlatan Üstad, bu soruşturmalarda da çok hayırlar olduğunu belirtmiştir. Araştırma gayesi ile okuyan yetkililerin Risale-i Nur'da anlatılan Kuran ve iman hakikatlerini okuma ve öğrenme imkanı bulduklarını söylemiştir. Sonraki dönemlerde bir çok imanı zayıf kişinin imanının kuvvetlenmesi ve Nur talebelerini haklı davalarında savunan bir insan haline gelmeleri bunun bir işaretidir. Üstad, Risale-i Nur'un dairesi içine girenlerin zayıf imanlarını kuvvetli Kuran delilleri ile kurtardıklarını şu sözlerle anlatır:

"Risale-i Nur bu derece kuvvetli işaret-i Kur'aniyeye ve şakirdleri bu kadar kıymetli beşaret-i Furkaniyeye ve aktabların iltifatına mazhariyetin sırrı ve hikmeti, musibetin azameti ve dehşetidir ki, hiç bir eserin mazhar olmadığı bir kudsî takdir ve tahsin almış. Demek ehemmiyet onun fevkalâde büyüklüğünden değil, belki musibetin fevkalâde dehşetine ve tahribatına karşı mücahedesi cüz'î ve az olduğu halde gayet büyük öyle bir ehemmiyet kesbetmiş ki bu âyette işaret ve beşaret-i Kur'aniyede ifade eder ki, Risale-i Nur dairesi içine girenler tehlikede olan imanlarını kurtarıyorlar ve imanla kabre giriyorlar ve Cennet'e gidecekler diye müjde veriyorlar." (Şualar, sayfa 698)

Üstad daima kendisinin ve Nur talebelerinin amaçlarının sadece hizmet olduğunu söylemiş. İmanın Cenab-ı Allah'ın bir lütfu olduğunu ve dilediği kişiye verdiğini hatırlatmıştır. Bu yüzden Üstad ve talebeleri ihlaslı hizmetlerini son derece zor şartlar altında durmaksızın sürdürmüşlerdir. Kuşkusuz bu hizmetteki aşk ve şevkin en önemli nedenlerinden biri de, Risale-i Nur'un önemini kavramalarıdır. Risale-i Nur'un ne denli kıymetli bir eser olduğunu eserin neşrinde çalışan bir Nur talebesi şöyle anlatmaktadır:

"Risale-i Nur, başka kitabları değil, belki yalnız Kur'an-ı Kerim'i üstad olarak tanıması ve ona hizmet etmesi itibariyle, makbuliyeti hakkında bizim bu mevzuda söz söylememize hacet bırakmıyor. Biz ancak ilim erbabı mabeyninde Risale-i Nur'un değerini tebarüz ettirmek için ilâveten deriz ki: Risale-i Nur, şimdiye kadar hiçbir ilim adamının tam bir vuzuh ile isbat edemediği en muğlak mes'eleleri gayet basit bir şekilde en âmi avam tabakasından tut, ta en âlî havas tabakasına kadar herkesin istidadı nisbetinde anlayabileceği bir tarzda, şübhesiz ikna edici ve yakînî bir şekilde izah ve isbat etmesidir. Bu hususiyet, hemen hemen hiçbir ilim adamının eserinde yoktur. İkincisi bütün Nur eserleri, Kur'an-ı Kerim'in bir kısım âyetlerinin hakikî tefsiri olup, onun manevî i'cazının lem'aları olduğunu her hususta göstermesidir. Üçüncüsü: İnsanların en derin ihtiyaçlarına, kat'î delil ve bürhanlarla ilmî mahiyette cevab vermesidir. Meselâ: Vâcib-ül Vücud'un varlığı ve âhiret ve sair iman rükünlerini, bir zerrenin lisan-ı hal ve kal suretinde tercümanlığını yaparak isbat etmesi, en meşhur İslâm feylesoflarından İbn-i Sina, Farabi, İbn-i Rüşd; bu mesleklerde bütün mevcudatı delil olarak gösterdikleri halde, Risale-i Nur, o hakikatları aynen bir zerre ve bir çekirdek lisaniyle isbat ediyor. Eğer Risale-i Nur'un ilmî kudretini şimdi onlara göstermek mümkün olsaydı; onlar, hemen diz çöküp Risale-i Nur'dan ders alacaklardı." (Konferans, sf. 127)

Bu sözler Üstad'ın görmek ve yetiştirmek istediği neslin öncülerinin sözleridir. Ve bu sözlerden de anladığımız gibi Üstad arkasında sarsılmaz ve asla da sarsılmayacak kuvvette imana sahip olan, akıl ve basiretle Kuran'ın bir tefsiri olan Risale-i Nur'un önemini kavramış müminler bırakmıştır.