BEDİÜZZAMAN'DAN GÜNÜMÜZE HATIRLATMALAR - 5

İNSANIN ALLAH'TAN BAŞKA BİR VELİSİ VE YARDIMCISI YOKTUR

Allah'ın sonsuz kudretinin farkında olan müminlerin hedefleri Rablerini hakkıyla tanımak, O'nu gereği gibi takdir edebilmek ve O'nunla yakın bir dost olabilmektir. Yalnızca Cenab-ı Hak'tan korkan, O'ndan başka veli, dost ve yardımcı edinmeyen müminler herşeyin Allah'tan geldiğini bilirler ve yalnızca O'na dayanıp, güvenir ve O'na tevekkül ederler. Bu, bir insanın hayatında çok önemli değişikliklere neden olan son derece önemli bir sırdır.
"Allah birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma. Onlara tezellül edip mihnet çekme. Onlara temellük edip boyun eğme. Onların arkasına düşüp zahmet çekme. Onlardan korkup titreme. Çünkü, Sultan-ı kainat birdir. Herşeyin anahtarı O'nun yanında, herşeyin dizgini O'nun elindedir; herşey O'nun emriyle halledilir. Onu bulsan her matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun." (Mektubat, s. 244, 245; Asa-yı Musa, s. 227) sözleriyle Allah'a olan kayıtsız şartsız bağlılığını ifade eden Bediüzzaman da bu sırra vakıf olmuş bir mümin olarak Allah'a yakın bir dost olmanın ehemmiyetine dikkat çekmiştir.

Kadere tevekkül etmek büyük bir rahatlıktır
Allah, her insanın kaderini onun için olabilecek en hayırlı şekilde yaratmıştır. Bunu bilen yani Allah'a ve kadere iman eden bir insan aynı zamanda çok büyük bir bir nimet ve rahatlık içinde de olacaktır. Çünkü yeri göğü ve ikisi arasındaki herşeyi kontrolü altında tutan Cenab-ı Allah'a dayanıp güvenmenin verdiği manevi rahatlığı yaşayacak ve her zaman son derece tevekküllü bir tavır içinde olacaktır.

Allah'a ve kadere iman etmeyen kimselerse herhangi bir sıkıntı ile karşılaştıklarında yardımı başka yerlerde arar, başka şeylerden medet umarlar. Sıkıntılarını gidermek için her yolu denerler, olmadık çözümler düşünürler. Ancak buldukları çözümler ya geçicidir ya da gerçek anlamda bir çözüme yönelik değildir. Ufak gibi görünen bir problem bile onlar için içinden çıkılmaz hale gelebilir. Bu nedenle sürekli bir sıkıntı içindedirler.

Oysa zahirde zorluk gibi görünen olayları da, onların çözümlerini de, inkar edenlerin Allah'tan başka medet umdukları şeyleri de yaratan Cenab-ı Allah'tır. Bu kimseler hastalandığında şifa verecek, korktuklarında bunu giderecek, her türlü zorluğu açacak ve tüm engelleri kaldıracak olan da yine Allah'tır. Herşeyin kontrolü elinde olan ve bu nedenle gerçekte dost edinilmesi gereken de yalnızca Allah'tır.

Resullerde Güzel Örnekler Vardır
Her konuda olduğu gibi, yalnızca Allah'a dayanıp güvenme, O'nu dost edinme ve Allah'a tevekkül etme konularında da yine Allah'ın Resullerinde çok güzel örnekler vardır.
Allah, binlerce yıldır yaşamış olan tüm kavimlere kendi ilahi mesajını iletmesi ve dinini tebliğ etmesi için Resuller göndermiştir. Ancak bu kavimlerin önde gelen inkarcıları, hiçbir ücret ve karşılık beklemeden insanları ahiret ile uyaran, Allah'a kul olmaya çağıran ve dünya hayatının geçici bir meta olduğunu bildiren Resulleri her dönemde yıldırmaya çalışmış, iftiralar atmış, yurtlarından sürmek istemiş hatta daha da ileri giderek hiçbir suçları olmadığı halde hapsetmeye dahası öldürmeye yeltenmişlerdir. Örneğin Hz. Yusuf'un suçsuzluğu delillerle apaçık ortada olduğu halde iftira atarak yıllarca suçsuz yere hapis yatmasına neden olmuş, Peygamberimiz Hz. Muhammed'i hicret etmeye zorlamış, Hz. İsa'yı ise öldürmeye çalışmışlardır.

Tüm bu yapılanlara karşı elçiler tek dost ve yardımcı olarak Allah'ı edinmiş ve insanları hak dine ve doğru yola çağırmaya devam etmişlerdir. Kendilerine yapılan her türlü kötülükte Allah'tan gelen bir hayır olduğunu, sabır ve tevekküllerinin karşılığını en güzeliyle alacaklarını ve Allah'ın samimi kullarını her zaman koruyacağını bilerek davranmışlardır. Her ifadelerinde tevekküllerini dile getirmişlerdir. Örneğin bir ayette Hz. Hud Allah'a olan sonsuz teslimiyetini şöyle dile getirmiştir;

Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a tevekkül ettim. O'nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiç bir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.) (Hud Suresi, 11)

Hz. Yusuf inkarcıların kendisini çağırdığı düzendense zindanı daha hayırlı görmüş ve orada dahi zindan arkadaşlarına tek ilahın Allah olduğunu ve yalnızca ona kulluk etmeleri gerektiğini tebliğ etmiştir. Bunlar peygamberlerin Allah'a olan kayıtsız-şartsız bağlılıklarından, teslimiyetlerinden yalnızca birkaç örnektir. Bununla birlikte Cenab-ı Allah kendisine iman eden ve dayanıp güvenen tüm Peygamberlerini cennetle müjdelemiştir.

Allah'tan başkasını dost ve veli edinen kimselerin durumu ise hem dünyada hem de ahirette çok büyük bir kayıp içerisinde olmaktan başka bir şey değildir. Bu nedenle her insan önünde fırsat varken bu konuyu iyice düşünmeli ve Allah ile dost olmaya çalışmalıdır. "Madem cismen faniyim, fanilerden bana ne hayır gelebilir? Madem ben acizim. Acizlerden ne bekleyebilirim? Benim derdime çare bulacak bir Baki-i Sermedi bir Kadir-i Ezeli lazım." (Lem'alar, s. 228) diyen Bediüzzaman'ın da dikkat çektiği gibi fani olan insan için Kadir-i Mutlak ve Baki olan Allah'a dost olmaktan daha önemli bir konu yoktur.