MÜMİNLERİN
DEĞERLİ BİR REHBERİ: SÜNNET-İ SENİYE
"Size iki şey bırakıyorum ki, onlara tutunduğunuz müddetçe
asla dalâlete düşmezsiniz: Allah'ın kitabı ve Peygamberi'nin sünneti."
(Kütüb-ü Sitte, Muvatta, Kader 3, (2, 899))
Kuran
tüm insanlar için Allah'tan bir müjde, bir rahmet ve bir rehberdir.
Allah Kuran ile insanlara doğruyu yanlıştan ayıracak, onları karanlıklardan
aydınlığa çıkaracak bir yol göstermiştir. İman edenler Allah'ın
rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmak için nasıl bir ahlak göstermeleri
gerektiğini; nelerden sakınıp nelere dikkat etmeleri gerektiğini;
haram ve helalleri; kısaca Allah'ın hoşnut olacağı bir yaşamın nasıl
olacağını tüm ayrıntıları ile Kuran'dan öğrenirler.
Bu nedenle iman edenler için Kuran'ı okuyup anlamak ve eksiksiz
olarak yaşamlarına geçirmek son derece önemlidir. İman eden her
insan için bu önemli bir sorumluluktur ve her mümin bu konuda titizlik
gösterir. İman edenler hesap gününde yaşamlarının her anından sorguya
çekileceklerini ve Allah'ın rahmetine kavuşabilmeleri için hayatlarının
Kuran'a uygun olması gerektiğini bilirler. Müminlerin bu önemli
görevi yerine getirebilmeleri için büyük bir kolaylık ve rahmet
ise Peygamber Efendimizin sünnetidir.
Peygamberimiz, Allah'ın "Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret
gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü'nde
güzel bir örnek vardır" (Ahzap Suresi, 21) ayeti ile ahlakını
tüm insanlara örnek gösterdiği mübarek bir insandır. Allah'ın seçtiği
ve kendisine Kuran'ı indirdiği Peygamberimiz imanı, takvası, ilmi
ve üstün ahlakı ile tüm insanlara örnektir. Sabrı, tevekkülü, cesareti,
Allah'a bağlılığı ve yakınlığı, adaleti, müminlere olan merhameti,
sevgisi ve şefkati, feraseti ve basireti ile müminlerin kendisine
hayranlık duydukları bir ahlaka sahiptir. Derin bir imanın önemli
birer alameti olan bu özelliklere sahip olmak, iman eden her insanın
gönülden isteyeceği ve bunun için ciddi çaba göstereceği bir şeydir.
Bu ahlakı yaşamak Kuran ahlakını yaşamak anlamına gelir. İşte tüm
bu nedenlerle Kuran'ı anlamak ve yaşamak isteyenler için Peygamberimizin
uygulamaları ve yaşamının her anı -diğer bir deyişle sünneti- çok
değerli bir rehberdir.
Allah Kuran'da peygambere itaat etmenin ve onun yoluna uymanın önemini
pek çok ayetle bildirmiştir. Bu ayetlerden biri şu şekildedir:
Kim Resûl'e itaat ederse, gerçekte Allah'a itaat etmiş olur. Kim
de yüz çevirirse, Biz seni onların üzerine koruyucu göndermedik.
(Nisa Suresi, 80)
Görüldüğü gibi Allah'a itaat eden ve teslim olan kişinin en önemli
alametlerinden birisi o kişinin peygambere olan itaati ve bağlılığıdır.
Çünkü Allah peygamberleri Kendi izni ile insanları doğru yola iletmeleri
için göndermiştir. Eğer bir kimse Allah'ın yoluna uymak ve Allah'ın
hoşnut olacağı bir insan haline gelmek istiyorsa peygambere itaat
etmeli ve tam anlamı ile peygamberin yoluna uymalıdır.
Bir başka ayette ise iman edenlerin peygambere ve verdiği hükme
gönülden teslim olmaları ve bu konuda asla şüpheye kapılmamaları
gerektiği şu şekilde bildirilmiştir:
Hayır öyle değil; Rabbine andolsun, aralarında çekiştikleri şeylerde
seni hakem kılıp sonra senin verdiğin hükme, içlerinde hiç bir sıkıntı
duymaksızın, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar.
(Nisa suresi, 65)
Peygamberin aldığı kararlar, yaptığı uygulamalar ve verdiği hükümler
müminler için çok önemlidir. Bir insanın peygambere olan teslimiyeti
ve verdiği hükümleri eksiksiz yerine getirmesi o kişinin imani bir
şuurla hareket ettiğinin göstergesidir. Eğer bir insan gönülden
peygambere uyuyor ve onun verdiği hükümlerde kalbinde hiçbir şüphe
duymuyor ise, bu kişi aslında Allah'ın hükmüne uyduğunun bilincindedir.
Peygamberin Allah'ın koruması altında olduğuna iman etmiş, Peygamberin
her sözünün ve tavrının Allah'tan olduğunun farkına varmış demektir.
Üstelik Peygamberimizin en önemli vasıflarından birisi de Allah
tarafından "kitabı ve hikmeti öğreten" kişi olarak gönderilmiş
olmasıdır. Peygamberin insanlara kitabı ve hikmeti açıklamak, onları
arındırıp temizlemek için gönderilmiş olduğu ayetlerde şöyle bildirilmiştir:
O, ümmîler içinde, kendilerinden olan ve onlara ayetlerini okuyan,
onları arındırıp-temizleyen ve onlara kitap ve hikmeti öğreten bir
elçi gönderendir. Oysa onlar, bundan önce gerçekten açıkça bir sapıklık
içinde idiler. (Cuma suresi, 2)
Andolsun ki Allah, mü'minlere, içlerinde kendilerinden onlara bir
peygamber göndermekle lütufta bulunmuttur. (Ki O) Onlara ayetlerini
okuyor, onları arındırıyor ve onlara Kitabı ve hikmeti öğretiyor.
Ondan önce ise onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler. (Al-i İmran
Suresi, 164)
Bu durumda müminlere Kuran'ın hükümlerini açıklayacak, kendi yaşamı
ile Kuran ahlakının hayata nasıl geçirileceğine örnek olacak en
önemli kişi peygamberdir. Kuran'ı öğrenmek, Allah'ın Kuran'da emrettiği
gibi yaşamak, kendisini arındırıp temizlemek isteyen kişinin Peygambere
uyması gerektiği açıktır. Ayetlerde de belirtildiği gibi peygamber
gelmeden önce insanların uyduğu yol sapkın olan bir yoldur ve bilgisizce
ve cahilce yaşayan insanların doğru yola uymak için peygamberi kendilerine
rehber edinmeleri şarttır.
Yukarıdaki ayette de buyurulduğu üzere, Allah'ın insanlara kendilerine
yanlışı ve doğruyu öğretecek bir peygamber göndermiş olması büyük
bir nimet ve lütuftur. Bu nedenle peygamberin sünnetine uyarken
ve onun yolundan giderken müminlerin bu nimetin bilinci ve şuuru
içinde olmaları gerekir. Bu nimetin farkında olan müminlerin şükürlerini
göstermelerinin en önemli yollarından birisi ise Peygamberimizin
sünnetine, ahlakına ve yoluna olan bağlılıklarıdır.
Nitekim Peygamberimiz de kendisinin yoluna uyulmasının ne kadar
önemli olduğunu, özellikle kendisinden sonra gelecek olan nesillerin
bu konuya hassasiyet göstermeleri gerektiğini bir hadisinde şöyle
belirtmiştir:
Benden
sonra yaşayanlar, pek çok ihtilâf ve herc ü merc görecekler. Size
sünnetimi ve doğruya götüren râşid halifelerin yolunu, sünnetini
tavsiye ederim. Siz ona sımsıkı sarılın. Dişlerinizle sımsıkı tutunun
sünnetime ve râşid halifelerin sünnetine. Sakının; sonradan çıkma
işlerden sakının! Çünkü, her sonradan çıkma bid'at, her bid'at da
dalâlettir.
Ayrıca unutulmamalıdır ki Peygamberin sünneti ve O'nun iman edenleri
çağırdığı yol, inananlara hayat vercek bir yoldur. Allah bir ayetinde
şu şekilde buyurmuştur:
Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah'a
ve Resulüne icabet edin. Ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına
girer ve siz gerçekten O'na götürülüp toplancaksınız. (Enfal Suresi,
24)
Salih müminlerin yapması gereken Peygamberin kendilerini hayat verecek
bir yola davet ettiğini bilerek, onun yoluna uymaları ve sünnet-i
seniyeyi kendilerine önemli bir rehber olarak görmeleridir. Allah'ın
rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmak isteyen kişi en başından
itibaren binasını sağlam bir temel üzerine kurmalıdır. Kendisine
Kuran'ı rehber edinmiş ve Peygamberimizin ahlakını örnek almış bir
kişi, doğru olan yola uymuş ve sağlam adımlarla bu yolda ilerleyen
bir kişidir. Allah Kuran'da binasının temelini baştan sağlam kuran
insanlardan şöyle bahsetmektedir:
Binasının temelini, Allah korkusu ve hoşnutluğu üzerine kuran kimse
mi hayırlıdır, yoksa binasının temelini göçecek bir yarın kenarına
kurup onunla birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanan
kimse mi? Allah, zulmeden bir topluluğa hidayet vermez. (Tevbe suresi,
109)
Allah korkusu ile hareket eden ve Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak
için çaba harcayan kimse Peygamberimizin sadık bir takipçisi olur,
ahlaken ve imanen Peygamberimize benzemeye çalışır. Peygamberimize
benzemek, her an ve her durumda onun izinden gitmek, adımlarını
takip etmek, onun ahlakı ile ahlaklanmak ise ancak Kuran'a tabi
olmakla ve onun sünnetine gerekli titizliği gösterip sünnetten ayrılmamakla
mümkündür.
|