ŞEFFAF
AVCILAR; DENİZ ANALARI
Dışardan
bakıldığında çok büyük bir su birikintisini andıran denizler, aslında
içlerinde insan aklının bile alamayacağı muazzamlıkta bir alemi
barındırmakta. Allah-u Teala bu alemi en küçük midyesinden, en büyük
balığına, süngerinden, yosununa, kumundan, çeşit çeşit taşlarına
kadar rengarenk ve ayrı ayrı özelliklerde yaratmıştır.
Kuzey Deniz'indeki buzulların altından, ılıman iklim okyanuslarının
binlerce metre derinliklerine kadar her yerde ve her koşulda yaşamlarını
sürdürebilen deniz anaları da bu canlılardan sadece birisidir.
Sahip oldukları ilkel yapıya rağmen denizanaları, dünyanın tüm denizlerine
dağılmışlardır. Hatta bazı türlerine nehir ve göllerde bile rastlanmaktadır.
Koloniler halinde yaşayan denizanaları, 11-12 yılda bir denizlerde
yoğunlaşırlar ve bir günde ortaya çıktıkları gibi bir günde de yok
olabilirler. Yaklaşık 200 türü bulunan bu canlılar pratikte diğer
hayvan türlerinden çok farklı özelliklere sahiptirler. Örneğin bir
jöleyi andıran şeffaf vücütlarının % 99'u sudan oluştuğu için dalgalarla
kıyıya vurduklarında güneş ısısından buharlaşırlar ve saydam vücutlarından
geriye sadece küçük bir su birikintisi kalır.
Başlarının
dış yüzeyinde bulunan kas telcikleri sayesinde açılıp kapanarak
hareket eden ve genellikle kendilerini akıntıya bırakarak yol alan
deniz analarının en büyük özelliği çok iyi birer avcı olmalarıdır.
Rastladıkları tüm mikroorganizmaları, kabuklu hayvanları, balık
yavrularını hatta balıkları bile yiyip, sindirebilecek bir sisteme
sahiptirler. En önemli silahları, hem beslenmelerine yarayan, hem
de duyu organı görevi gören alt kısımlarındaki dokungaçlarında bulunan
binlerce mini kapsülün içerdiği, bir tür zehirdir. Deniz anası,
snidosit adı verilen bu zehirini düşmanlarına bir mikrozıpkın ile
salar ve onları anında felç eder ve daha sonra da bu avlarını yerler.
Bu zehirin insanlar üzerindeki etkisi ise kas krampları, kızarıklıklar
ve kaşıntı şeklindedir. Daha gelişmiş bazı türlerinde ise nefes
ve kan dolaşım yollarını bloke edip kişinin anında ölümüne yol açan
bir zehir bulunur.
Sinir ve beyine sahip olmayan bu şeffaf canlıların küçük bir keseden
oluşan bir sistemi vardır. Bu sistem içinde yer alan mideleri de,
çok güçlü enzimler salgılayan gastrik tellere sahiptir. Bu güçlü
enzimler sayesinde ağırlıklarından çok fazla miktarda besini sindirebilirler
ve avlarından geri kalan kısmı da sindirme işlemini bitirdikten
sonra geri atarlar.
Tüm bunları yapan yuvarlak, şeffaf bir kütleye sahip, güneşte kaldığında
buharlaşıp yok olan, bir canlı. Sadece 3-4 tane organa sahip olan
bu şeffaf canlılar, çok detaylı ve karmaşık bir yapıya sahip olan
insan vücuduna dahi zarar verebilecek kadar tehlikeli ve güçlü bir
sistemle donatılmıştır. Cenab-ı Allah bu canlıyı 2cm.'den 30m.'ye
kadar çeşitli büyüklüklere sahip olan 200 - 250 türde yaratmış ve
tüm dünya denizlerine dağıtmıştır. Rabb-il Alemin bütün bu türleri
izniyle hareket ettirip can veriyor ve yaşamlarını bir düzen içinde
devam ettiriyor.
|