|
RABBİN
VAHYİYLE HAREKET EDEN GÖZCÜ ARILAR - 2
Eski kovanlarından ayrılan binlerce arı, yerleşecekleri yeni kovanın
yeri belirlenene kadar, kümeleştikleri yerde dağılmadan beklemektedirler.
Bu arada gözcü arılar da, üstün bir performans göstererek kovandan
taşınanların yerleşmesi için, boş bir ağaç gövdesi veya uygun bir
mekan arayışına girişmektedirler. Gözcü arıların ne kadar zor bir
işi başardıklarının görülmesi için, yerleşmeye karar verecekleri
kovanda tetkik ettikleri şartların üzerinde önemle durulması gerekmektedir.
Büyük
bir özen ile yeni bir yuva arıyan gözcü arının dikkat etmesi gereken
ilk şeylerden biri de, seçeçeği kovanın yakınında başka bir kovanın
olmamasıdır. Bunun hikmeti ise kovanın yaşamını devam ettirebilmesi
için, çevreden karşılayacağı besin ihtiyacını başka arılarla paylaşmak
istememeleridir. Etrafta aynı rızkı paylaşan bir kovanın olması,
şüphesiz bölgedeki besin potansiyelinin düşmesine neden olacaktır.
Bunun yanında gözcü arı, kovanlar arasında anlaşmazlık çıkma ihtimalini
hesaba katarak güvenliği de düşünmektedir. Bunlara binaen akılcı
düşünen gözcü, bulduğu yer diğer şartlara ne kadar uygun olursa
olsun yuvayı buraya kurmaya yanaşmayacaktır.
İtina ile bulduğu yeri incelemeye devam eden gözcü arı, bu sefer
bütün kış içinde barınacakları kovuğun alanının en ideal ölçüde
olup olmadığını kontrol etmektedir. Elbette yeni kovanın inşa edileceği
bu alan, gereğinden küçük yada büyük olmamalıdır. Çünkü bu alan
kısıtlıysa hem kovana yerleşecek arılar buraya sığamayacak hem de
arıların kış yiyeceklerini biriktirdikleri depo için gerekli yer
bulunamayacaktır. Gerçekten de gözcü arı, deponun alanını iyi hesaplayamazsa,
kışın bir çok arı açlıktan ölecektir. Bu durumda arının kovanda
ne kadar arı yaşayacağını bilmesi ve onlara yetecek miktarda yiyeceğin
bu hacimdeki depoya sığıp sığmayacağını kıyas yapması gerekmektedir.
Ancak, arının ne böylesine mühim bir kıyası yapabilecek bir zekaya
ne de deponun alanını ölçecek matamatik bilgisine sahip olmadığı
kesindir. O yanlızca, Yüce Rabbimizin ilminin tecellisiyle böylesine
önemli bir hesaplamayı kolaylıkla yapabilmektedir.
Diğer taraftan bulunan ağaçtaki kovuk boşluğu çok büyük olursa,
inşa edilen kovanın haricinde kovukta fazladan büyük bir boşluk
kalacaktır. Bu boşluk da kovanın ısısını ve nemini olumsuz yönde
etkileyebilir. Çünkü bir kovanın hassas dengesinin bozulmaması için
en mühim unsurlardan biri, ortamdaki nemin korunmasıdır. Özellikle
kovandaki nem miktarının olması gerekenden daha az veya çok olması
durumunda, büyük emeklerle üretilen bal bozulacaktır. Aynı şekilde
kovanın ısısının da değişmemesi gerekmektedir. Nitekim arılar kovanın
ısısını da inanılmaz bir yöntemle on ay boyunca 32 C' de tutmaktadırlar.
Sıcaklık arttığında hemen alarma geçen havalandırıcılar, kovanın
girişinde birikerek adeta zemin tahtasında kenetlenmekte ve kanatlarıyla
kovanı yelpazelemeye başlamaktadır. Diğer bir grup ise, kovan içinde
havayı dört bir yana sürerek ısı dengesini ayarlamaya çalışmaktadır.
Nitekim kovanının havasını ideal hale getirmek için yapılan bunca
çaba, kovuktaki fazla boşluk yüzünden boşa gidecek ve arıların küçük
bedenleriyle kovanın ısısını ayarlamak için yaptıkları bu hareketler
yeterli gelmeyecektir. İşte gözcü arı böylesine ince ve önemli bir
detayı düşünerek, kovanın inşa edileceği kovuğun boşluğunu dahi
hesaba katarak hareket etmektedir.
Kovandaki hassas bir ısı dengesini sağlayabilmek için elbette arıların
kovanın gereğinden fazla ısındığını veya soğuduğunu anlamaları gerekmektedir.
Oysa arıların kovandaki ısıyı ölçtükleri, onu kullanıp önlem aldıkları
bir termometreleri yoktur. Onların kovandaki ısı dengesini mükemmel
ayarlayabilmelerinin tek sebebi, Allah'ın onlara bu muhteşem yeteneği
bahşetmesidir.
Yerleşilecek yerde aranılan özelliklerden bir diğeri de kovanın
girişinin uygun olmasıdır. Zira kapı girişi fazla büyük olursa ne
yağmur sularının içeri dolması ne de kuş ve sincaplar gibi davetsiz
misafirlerin yuvaya girmeleri engellenemeyecektir. Yani gözcü arının
giriş kapısının büyüklüğü ile ilgili yaptığı hesap hatası, telafisi
mümkün olmayacak sorunların ortaya çıkmasına dolayısıyla tüm koloninin
bir anda tekrar evsiz kalmalarına neden olacaktır. Ne var ki girişin
gereğinden küçük olmaması da çok önemlidir. Çünkü, girişin küçük
olması durumunda çiçeklerden nektar topladıktan sonra dönen bir
çok arı, bu dar kapıdan içeri girmekte zorlanacak ve kapıda yığılarak
zaman kaybedecektir. Burada gözcü arıların tüm detayları ince ince
hesapladığı, yaptığı bu hassas ölçümün önemini bildiği hatta hava
durumunu bile göz önüne alıp tedbir aldığı düşünülürse, Rabbimizin
onları ne kadar muhteşem yarattığı gözler önüne serilecektir.
Kovan girişinin en uygun büyüklükte olması yanında, güneşe bakış
açısı da hayati bir önem taşımaktadır. Çünkü kovanın hem sıcaktan
etkilenmemesi hem de soğuktan korunabilmesi gerekmektedir. Bu nedenle
gözcü arı, kuzeye bakan bir kovan yerinin ısısı soğuk olacağı için
burayı tercih etmeyecektir. Binaların soğuk olmaması için mühendislerin
önemle üzerinde durduğu bu özelliği, küçük bir arının gözden kaçırmaması
gerçekten çok büyük bir mucizedir. Çünkü bir arının böyle bir planı
kendi aklı ile yapabilmesi için güneşe göre kovanın konumunu hesaplaması
ve güneş ışınları yeterli gelmediğinde barınakta istediği ısıyı
elde edemeyeceğini bilebilmesi gerekmektedir. Ancak bu küçük canlının
bütün bu hesaplamaları yapabilecek bir aklı, zekası ve şuuru olmadığı
son derece açıktır. Nitekim İnşaat uzmanlarının ancak yıllar süren
bir eğitim sonucu yapabildikleri bütün bu açı ölçümlerini arı, yaratıldığı
andan beri Rabbinden aldığı ilhamla yapabilmektedir.
Gözcü arılar tüm bunların yanında daha bir çok ayrıntıyı da hesaba
katarak, bulduğu yerin tüm kovan için en iyi yer olduğuna kanaat
getirince vücutlarındaki koku keselerinden kendilerine has bir kokuyu
bu bölgeye bırakmaktadırlar. Bu sayede her biri bulduğu yeni yere
kovanın kokusunun sinmesini sağlamaktadır . Gözcü arılar, ancak
bu işlemden sonra diğer arıların yanına geri dönmekte, büyük bir
heyecanla havada ritmik şekiller çizerek diğerlerine yeni kovanın
yerini tarif etmektedirler. Elbette farklı farklı yerleri tarayan
gözcü arıların her biri yaptıkları hareketlerle kendi buldukları
kovanın yerini tarif etmekte, hepsi ayrı bir yönü göstermektedir.
Yaptıkları bu tarifle, güneş ve yeni kovan yeri arasındaki açıyı
anlatmaktadırlar. Fakat bu noktada bütün gözcü arıların önemli bir
ayrıntıyı daha hesaba kattıkları ortaya çıkmaktadır. Gözcü arının
diğer arılara tarif edeceği yer sabittir; ancak güneş her geçen
dakika yer değiştirmektedir. Elbette burada akla gözcü arıların,
güneşle yeni kovan yerinin arasındaki sürekli değişen bu açıyı doğru
hesaplayarak arkadaşlarına nasıl anlatabildiği sorusu gelmektedir.
Uzun süreli hareketlerle yaptıkları bu yer tarifinde, güneşin belirgin
hareketleriyle yön değiştirmektedirler. Amaç yeni bulunan yerin
güneşle yaptığı açıyı tarif etmektir. Keşfedilen yeni mekan bu şekilde
ustaca diğerlerine anlatılmaktadır. Şüphesiz burada dikkati çeken
ilk harika gözcü arının bulduğu yeri şaşırmadan anlatabilmesidir.
Arının küçük beyninde bir hafıza merkezi bulunduğuna inanmak elbette
imkansızdır. Nitekim bu küçük ama son derece yetenekli olan topluluğun
güneşi kullanarak diğerlerine yeni kovanın yerini profosyonelce
tarif etmeleri elbette inanılmaz bir yetenektir. Arı yeni kovanın
yerini anlatabilmek için güneşle yaptığı açıyı nasıl ölçebilir?
Bilim adamlarının ve uzman mühendisler bu işi ancak bir çok formüle
dayanarak yaptıkları hesaplarla ve çeşitli teknik aletlerin yardımıyla
belirleyebilmektedirler. Geometri ile ilgili hiç bir bilgiye sahip
olmayan ve herhangi bir teknik alet de kullanmayan arıların yaratıldıkları
ilk andan beri bu ölçümü yapabilmeleri elbette bir iman delilidir.
Gözcü arıların yer tariflerini anlayan bir grup arı, bu sefer o
alanda kendi kokularını da arayarak yeni yuvaları keşfetmeye çıkmaktadır.
İşte gözcü arıların buldukları yere önceden koku bırakmalarının
hikmeti bu noktada açığa çıkmaktadır. Bu tekrarlanan yolculuklar
sırasında kovan yerlerinden hangisinde daha fazla arı toplanırsa,
orası yeni kovanın yeri olarak belirlenmektedir. En nihayet kovanın
yerleşeceği yeni yuvanın yeri kesinleşmiştir. Üzüm salkımı şeklinde
kraliçe ile bekleyen tüm grup, gözcü arıların sevkiyle, onların
bıraktıkları kokuyu bularak yeni kovan yerine yerleşmektedirler.
Arıların tüm yaşamı bir yana, sadece bir kovanın bölünmesinde bu
kadar teferruatın olması elbette düşünen ve akleden bir insanın
yarattığı herşeyi kusursuz yaratan ve sonsuz ilmini tecelli ettiren
Rabbine olan hayranlığını arttıracaktır.
|