|
IŞIK
SAÇAN CANLILAR - 1
Allah
yeryüzündeki bütün canlıları birbirinden farklı özellikler ile yaratmıştır.
Rengarenk kuşlar, binlerce türüyle küçücük böcekler, tasarım harikaları
meydana getiren örümcekler ve hepsinin birbirinden farklı vücut
yapıları, yaşam tarzları, sahip oldukları kompleks sistemler ve
mucizevi maharetler Allah'ın sonsuz ilminin dellileridir.
Canlılardaki
bu çeşitlilik, tüm canlıların ortak bir kökene sahip olup, birbirlerinden
türediklerini iddia eden evrim teorisinin açıklamakta en çok zorlandığı
konulardan biridir. Zira var olan tüm canlıların birbirinden tamamen
farklı, zaman içinde yavaş değişimlerle kazanılması imkansız olan
özellikleri vardır.
Sayısız canlı çeşidi gibi, tesadüfen varolmanın imkansız olduğunu
gösteren, yaratılış delillerinden birisi de ışık saçan canlılardır.
Birbirinden şaşırtıcı yönleri ve akıl gösterileri ile birer tasarım
harikası olan bu balıklar okyanusların diplerinde yaşar ve o karanlık
ortamı yaydıkları ışık ile aydınlatırlar. Işıklı balıkların bu şekilde
ışık yayıp, parlamalarının bir çok hikmeti vardır.
Bu canlılar yaydıkları ışık sayesinde avlanarak beslenirler. Bu
olay, balıkçıların oltalarının uçlarına parlak renklerle boyanmış
yapma balık takmalarına benzer. Bu konuda iyi bir örnek Olta balığıdır.
Bu balık başında parıldayan bir çubuğa sahiptir. Bu çubuk avını
etkilemek içindir. Meraklı av parıldayan çubuğa yeteri kadar yaklaştığında
ise olta balığı avını yakalar.
Işık saçan su canlılarının birçoğu ışıklarını kamuflaj için kullanırlar.
Çünkü ışık onların net bir şekilde görülmelerini ve hangi cinsten
olduklarının anlaşılmasını engeller.
Kamuflaj sağlamalarındaki aşamalar ise başlıbaşına birer mucizedir.
Derin deniz canlılarının gözleri çoğunlukla, yukarıdan geçen başka
bir canlıyı görebilecek şekilde yukarı doğrudur. Böylece alttan
bakan düşmanlar, deniz yüzeyinden gelen doğal ışık zemininde koyu
renk bir canlının geçişini derhal farkedecektir. Çünkü normal şartlarda
deniz altına inen ışık hüzmesinden dolayı sudaki her canlı bir silüet
olarak görünecek, böylece kendisini yakalamak isteyen hayvana davetiye
çıkartmış olacaktır.
Oysa ışık saçan bir canlı kendisini düşmanından, biyoışıldaklarını
yüzeyden aşağı doğru süzülen ışıkla dengeleyerek kurtarır. "Işık
saçanlar"ın karınlarındaki ışık organları, onların deniz yüzeyinden
gelen ışığa karşı bir karaltı olarak görülmelerini önlemektedir.
İşte bu ışık organlarının karınlarında yer alması çok önemli bir
ayrıcalıktır. Eğer bu organlar karınlarında değil sırtlarında olsaydı,
bu durumda onlara üstten bakan düşmanlar, deniz diplerinin koyu
karanlık zemininde onları kolaylıkla farkedebileceklerdi.
Oysa gün ışığında yanan bir ampul nasıl güç farkediliyorsa, ışıklı
canlıların doğru yöne doğru yaydıkları ışık da onların görülmelerini
o derece güçleştirmektedir.
Işığını düşmanından korunmak için kullanan tasarım harikası bir
örnek de Polynoid kurtçuğudur. Bu hayvan, düşmanını kandırmak için
saldırıya uğradığı an vücudundan bir parça bırakır. Vücudundan kopan
bu parça ışık saçmaktadır. Böylece dikkati bu parlayan sahte yeme
kayan düşman buraya saldırır. Bu sırada kurtçuk çoktan kaçmıştır
bile.
Polynoid kurtçuğu hayatını kurtarmak için vücudundan ayırdığı bu
parçayı daha sonra yenileyebilme yeteneğine de sahiptir.
Ayrıca Polynoid düşmanı yaktığı parça ile oyalarken kendisi o bölgeden
düşman kendisini farketmesin diye hiç ışık yakmadan, hızla uzaklaşmaktadır.
Elbette burada yapılan planın, gösterilen aklın, Polynoid'in vucudundaki
harika tasarımın bir tek sahibi yaratıcısı vardır ve O yaratıcı
göklerin yerin ve ikisi arasında bulunan herşeyin sahibi ve yaratıcısı
olan Allah'tır.
Işık sinyallerinin önemli görevlerinden biri de çevreyi aydınlatmaktır.
Bilindiği gibi denizlerin derinlikleri kapkaranlıktır. Denizin derinliği
daha da arttıkça, suyun emdiği ve dağıttığı ışık logaritmik olarak
azalır; örneğin derinlik 100 kat arttıkça, ışık da 2 kat azalır,
yani yarıya iner.
Işık saçan canlılar işte bu zifiri karanlık dünyada yaşamlarını
sürdürebilmek için kendi ışıklarını kendileri oluşturmaktadırlar.
Peki böylesi özel bir ayarlama tesadüflerin ardarda eklenmesi sonucunda
oluşmuş olabilir mi?
Bunu ayarlayabilmesi için içinde yaşadığı ortamın zifiri karanlık
olacağını ve bu karanlıkta mutlaka bir ışığa ihtiyaç duyacağını
önceden bilmesi gerekir. Üstelik kendisinden sonraki nesilleri de
düşünerek uzun vadeli ve köklü tedbir almalıdır. Ayrıca bu tedbirleri
alana kadar nasıl yaşamıştır? Neslini nasıl devam ettirmiştir? Anlaşıldığı
gibi bu canlının karın bölgesinden ışık çıkarmasına sebep olan özel
yapı olmaksızın var olmasına imkan yoktur.
Bu özel yapı bir ışık saçıcı organdır ve çoğunda sindirim sisteminden
çıkan bir baloncuktur. Işık organı minik deliklerle veya sindirim
kanalı yoluyla çevreye açılır. Bu ışık organları da, sinirlerin
kontrolündedir; yani sinir sisteminin çalışma temposu ışımayı azaltıp
çoğaltabilir. Bu kontrol onların çok işine yaramaktadır. Bir örneği
yukarıda anlatılan Polynoid kurtçuğudur.
Denizin derinlerinde yaşayan bu canlıların ışık saçmalarının en
önemli nedenlerinden biri hiç kuşkusuz düşmanları korkutmaktır.
Zira kendilerinden büyük ve saldırgan hayvanlara karşı kullanabilecekleri
ne bir zıpkına, ne de bir ağa sahiptirler. Tek silahları - ve aslında
en etkili olanı - karın bölgelerinden çıkardıkları ışıktır.
Örneğin "ateş planktonları" olarak adlandırılan tek hücreli
yosunlar 'tepegöz' denen kabukluların ana besinidirler. Ancak bu
yosunlar ışık saçarak tepegözleri korkutup kaçırabilmektedirler.
Ateş planktonları, en küçük bir sarsıntıda bile 100 milisaniye süren
bir ışık saçarlar. İşte beklemedikleri bir anda bu ışıklarla karşılaşan
tepegözler de yosunu yemekten vazgeçerler.
Atolla ve Periphylla denizanaları ise düşman saldırısına uğradıklarında
bütün vücutlarını derhal aydınlatıverirler. Bu türün özelliği ışıklarını
yakıp söndürmesidir. Tam avını yutmaya hazırlanırken karşısında
selektör gibi yanıp sönen bu ilginç denizanalarını gören saldırgan,
doğal olarak ardına bakmadan kaçmaya başlar.
Elbette ki uygulanan bu yöntemlerin hiç biri tesadüfler ile açıklanamaz.
Doğru ve hak olan, herşeyi yaratanın, her ayrıntıyı yerli yerince
takdir eden Allah'ın onlara bütün bu yetenekleri var oluş anlarından
itibaren bahşetmiş olduğudur. Her canlının sahip olduğu her özellikte
Allah'ın ilmi tecelli etmektedir. Bediüzzaman Said Nursi evrendeki
düzenin Allah'ın ilmine delil olduğunu şöyle izah etmiştir:
"Bütün
kainattaki masnuatta -cüz'i, külli - seyyarattan, ta kandaki kureyvat-I
hamra ve beyzaya kadar herşeyde gayet düzgün bir ölçü, mütenasip
bir mizan bulunması bedahetle mühit bir ilme delalet ve kat'i
şehadet eder." (El-Huccetü'z-Zehra, s.86)
|