ALLAH'IN HAKİKATLERİ VE KUR'AN MUCİZELERİ - 3
Yüzyıllar
boyunca insanoğlu, teknoloji alanında ileri bir seviyeye ulaşmak
için yoğun çaba harcamış ve bu sayede evrenle ilgili pek çok sırrı
ancak günümüzde fark edebilmiştir. Ne var ki, teknoloji alanında
yapılan projeler son derece karmaşık ve detaylı dahi olsa, evren
ile ilgili karanlıkta kalan pek çok nokta halen daha cevap beklemektedir.
Araştırmaların ortaya çıkardığı gerçeklerden birisi de, uzay boşluğunda
büyük bir hızla ilerleyen her gökcisminin, bu karanlık boşlukta
izlediği belirli bir yol olduğu ve bu yoldan hiçbir surette en
ufak bir sapma göstermediğidir. Mikro evrende atomun elektronları,
çekirdeğinin etrafında saniyede 50.000 tur atarken, makro evrendeki
milyarlarca galaksi kendi yörüngelerinde kimi zaman 900.000 km.'ye
varan bir hızla belli bir yöne doğru akıp gitmektedir. Bu gerçeği
ortaya çıkaran bilim adamları, Kur'an'ın içinde bunu kendilerinden
binlerce sene evvel açıklamış olan bir ayet olduğunu öğrenince
oldukça şaşırmışlardır. Çünkü Kur'an'ın Zariyat suresinin 7. ayet-i
kerimesi gökcisimlerinin belirli bir yörüngede hareket ettiğini
açık ve net bir ifadeyle bildirir:
"Özen
içinde yollar ve yörüngelerle donatılmış' göğe andolsun;"
(Zariyat Suresi, 7)
Zariyat
Suresi'nde ifade edilen bu yörüngeler, Kur'an-ı Kerim'in çok büyük
bir mucizesini gözler önüne sermektedir. Nitekim bilim ilerledikçe,
Cenab-ı Allah'ın yaratışındaki sonsuz akıl, uyum ve estetik daha
da ortaya çıkmaktadır. Evrendeki yıldızlar, gezegenler ve uydular
hem kendi etraflarında, hem de bağlı bulundukları sistemle birlikte
dönerlerken, aynı zamanda belli bir yörünge de izlemektedirler.
Nitekim dünya güneş etrafında dönerken elips şeklinde olan bir
yörünge çizer ve izlediği bu yoldan dolayı da mevsimler oluşur.
Dünyanın ve diğer gezegenlerin dolanım şekillerini araştıran Johannes
Kepler, çok uzun süre bu yörüngelerin daire şeklinde olduğu görüşünü
savunmuştur. Ancak gezegenlerle ilgili olarak yaptığı araştırmalarda,
yörüngelerin daire şeklinde olduğunu kabul ettiğinde, sürekli
yanlış hesaplarla karşılaşmıştır. En sonunda da gezegenlerin sahip
oldukları özelliklere bakarak, bu yörüngelerin elips şeklinde
olduğuna karar vermiştir.
Çağının büyük bilimadamlarından olan Einstein da, yörüngelerin
sabit (duraklı) olmadıklarını ve yavaşça döndüklerini saptamıştır.
Kur'an-ı Kerim'de belirtilen: "Dönüşlü olan göğe andolsun."
(Tarık Suresi, 11) ayeti aslında günümüzden 14 asır önce insanlığa
çok şey açıklamaktadır. Görüldüğü gibi bilim adamlarının, güneşi,
ayı ve dünyayı asırlarca inceleyerek bulabildikleri yörünge sistemini,
Kur'an-ı Kerim bundan 1400 yıl önce insanlara haber vermiştir.
Tüm bunların yanısıra, evrendeki gökcisimlerinin belirli bir yörüngede
yol alması, tek başına, kainatın "başıboş" bırakılmadığının
çok açık bir göstergesidir. Bu sistem öylesine hassas bir denge
üzerine kuruludur ki, gökcisimlerinin yörüngelerinde meydana gelecek
bir sapma, evrendeki tüm sistemin bir anda altüst olmasıyla neticelenir.
Üstelik bu karmaşıklık kendi içinde de öylesine detaylıdır ki,
gök cisimleri tek bir dolanımlarında belli bir yörünge çizmiş
dahi olsalar, ikinci devinimlerinde mutlaka bu yörüngeden ayrılarak
başka yönlere kayma ihtimali ile karşı karşıya kalırlar. Sözgelimi,
üzerinde yaşadığımız dünyanın güneş çevresinde dönerken izlediği
yörünge her 18 milde ancak 2.8 milimetre farklılaşmaktadır. Dünyanın
izlediği yörüngedeki bu sapma oranında, hiçbir zaman bir hata
payı olmamaktadır. Çünkü 2.8 yerine 2.5 milimetrelik bir sapma,
tüm dünyanın donmasına, ya da 3.1 milimetrelik olan bir sapma
da dünyanın kavrularak yok olmasına sebep olacaktır. Halbuki her
an ortaya çıkabilecek olan böyle bir ihtimal, binlerce yıldır
hiç bir şekilde gerçekleşmemiştir. Çünkü gökcisimlerinin hiç biri
Allah'ın onlara emrettiği çizgiden en ufak bir sapma dahi gösterme
gücüne sahip değildir. Nİtekim bugüne kadar ne güneş aya yetişebilmiş
ve ne de günler birbirine karışıp gece gündüzün önüne geçebilmiştir.
İşte bu gerçek Kur'an'ın şu ayetiyle insanlar açıklanmış ve bilim
bu açıklamadan asırlar sonra yörüngeler hakkındaki gerçeği öğrenebilmiştir:
"Güneş
de, kendisi için (tesbit edilmiş) olan bir müstakarra doğru akıp
gitmektedir. Bu, üstün ve güçlü olan, bilen (Allah)ın takdiridir.
Ay'a gelince, biz onun için de birtakım uğrak yerleri takdir ettik;
sonunda o, eski bir hurma dalı gibi döndü (döner). Ne güneşin
aya erişip-yetişmesi gerekir, ne de gecenin gündüzün önüne geçmesi.
Her biri bir yörüngede yüzüp gitmektedirler. (Yasin Suresi, 38-
40)
Yapılan
araştırmalar sonucunda, ayın dünya ile birlikte güneş etrafında
dönerken, uzayda "S" harfine benzer bir şekil çizdiği
saptanmıştır. Ve ayın uzaydaki bu yörüngesinin çizmiş olduğu şeklin,
Kur'an'da tarif edilen şekille mutabık olduğu bulunmuştur.. Çünkü
ay, yörüngesinde seyrederken kimi zaman dünyanın önüne, kimi zaman
da arkasına geçmektedir. İşte bu nedenden dolayıdır ki, Kur'an-ı
Kerim'de belirtilen kuru hurma dalının şeklinin tarifiyle anlatılan
olay tam anlamıyla gerçekleşmiş olmaktadır.
Bilim adamları güneşle ilgili yaptıkları araştırmalarda Kur'an'ın
ayetlerde açıkladığı başka bilgiler de elde etmişlerdir. Uzayla
ilgili geniş çaplı araştırmalar yapan astronomlar, güneşin içinde
bulunduğu galaksi nedeniyle "Solar Apex" adı verilen
bir yörünge boyunca, Vega yıldızı'na doğru yol aldığını bulmuşlardır.
Böylece güneş için Yasin Suresi'nde belirtilen "Güneş de,
kendisi için (tesbit edilmiş) olan bir müstakarra doğru akıp gitmektedir"
ifadesinin insanlara neyi açıkladığı ortaya çıkmıştır.
Kendilerine ait olan ve büyük bir özen içerisinde tespit edilmiş
belirli bir yörünge doğrultusunda akıp giden tüm gezegenler, Kur'an-ı
Kerim'in Allah'ın kelamı olduğunu bizlere bir kez daha göstermektedir.
Akl-ı selim sahibi insanlar için her detayda görülen mükemmellik,
kusursuz planlama ve akıl, Cenab-ı Allah'ın sonsuz kudretinin
delilleri olarak gözler önüne sunulmaktadır.
|