Bu
yüzdendir ki hayvanların hangisini incelersek inceleyelim, onlardaki
mevcut olan yeteneklerin ancak "zeki ve şuurlu" varlıklara
ait olabileceğine bir kez daha şahit oluruz. Bu gün ise, gerçekten
insanı hayrete düşüren özellikleri ile toprak örümceğini ve bunun
üzerinde tecelli eden "yaratılış mucizelerine" konu
olarak ele alacağım.
Çöl ortamında yaratılan toprak örümceği yine onu yaratan Rabbi
tarafından yaşadığı ortama en uygun özelliklerle donatılmıştır.Onu
diğer örümcek cinslerinden ayıran en önemli özelliği yuvasıdır.
Bu örümcek, yuvasını diğerleri gibi klasik anlamda ağ yaparak,
kurmaz. Güvenli yuva yapma işini, sanat haline getiren toprak
örümceği ilk iş olarak çöl kumlarının içinde 30 cm. derinliğinde
3,4 cm. çapında minik bir kuyu kazar. Bu kuyuyu kazmak için ise,
bu iş için özel yaratılmış, sivri ve uzun dişleri ve çenesinin
altındaki aralı dişlerinde faydalanır. Daha sonra bu açtığı deliğin
duvarlarını, salgıladığı özel bir sıvı ile toprak parçalarını
birleştirerek sıvar. Böylece ipekle karıştırılmış toprak yuvayı
sağlamlaştırır ve olabilecek çökmelere karşı duvar, güçlenmiş
olur. Daha sonra bu "kapalı kutunun" içi özel bir ipekle
kaplanarak bittiğinde içersinde ipek bir boruyla astarlanmış gibi
bir görüntü oluşur.
Bu muhteşem mimari tasarım karşısında hayrete düşen insanın aklına
toprak örümceğinin niçin diğerleri gibi klasik ağ yapıp hayatını
orada idame ettirmediği sorusu geliyor? Yuvasını bu şekilde yapan
bir örümceğin muhakkak ki bir amacı vardır. Mimarlık ve mühendislik
harikası olan bu yuva onun için hem bir tuzak hem sıcaktan izolasyon
hem de düşmanlarından korunmak için güvenilir bir barınaktır.
Toprak örümceği yuvasının girişine, ipek ve toprak tabakasından
oluşan yuvarlak ve sağlam bir kapak inşa eder. Bu kapakla yuva
yarıya kadar açılmış, toprağa gömülü bir konserve kutusunu andırır.
Yuvanın ağzındaki bu kapağın hikmeti ise küçücük bir örümceğin
akledemeyeceği kadar fazladır. Zekice yapılan bu kapak, örümceğin
yuvasına toz ve bitki artıklarının dolmasını önler. Ayrıca, yuvayı,
hava sıcalığındaki değişikliklere ve fazla yağışa karşı da korur.
Ama en önemlisi kapağın hayvanın düşmanlarını özellikle onlara
musallat olan avcı eşekarısını engellemesidir.
Yapı şaheseri olan bu yuva kapağa ipek bir menteşeyle monte edilmiştir.
Kapağın iç kısmında mevcut olan iki deliğin hikmeti ise insanı
hayrete düşürecek kadar mükemmeldir; örümcek düşmanının içeri
girmemesi için ayaklarını bu deliğe sokarak kapağı sıkıca tutar.
Böylece konserve kutusu tamamen kapanacak düşman içeri girmeyecektir.
Ayrıca "kamuflajın" ne demek olduğunu bile bilmeyen
toprak örümceği Allah'tan aldığı ilhamla kapağın üstünü, bitki
karayosunu vb. şeylerle kaplayarak, yuvasını gizler. Daha sonra
gizlediği yuvasının dış kısmına, ileriye doğru uzun ipekler örüp,
tuzak mekanizması kurar. Gelen böcek bu ağlara takıldığında ortaya
çıkan titreşim, örümceği harekete geçirecek ve zehirli dişlerini,
avının üzerine batıracaktır.
Şimdi buraya kadar öğrendiğimiz bilgilerin ışığı altında düşündüğümüzde;
örümceğin sıcaktan korunmak için yuva yapması, ısı izalasyon sistemi
kuramsı, kapağı menteşeyle yuvaya bağlaması, kamuflaj tekniğini
bilmesi, yuvanın dışında titreşimi duymasını sağlayacak kepenk
yapması, bu özelliklerin hepsi örümcekle birlikte bir hikmete
binaen Yüce Rabbimiz tarafından yaratılmıştır. Örümceğin, bu sanat
gösterisi aslında onu yaratanın kudretinin ve sanatının bir göstergesidir.
Aksi takdirde bunu örümceğe vermek büyük bir cehalet olur. Bu
özelliklerin hepsi Marifetullahın ilminin birer parçasıdır.