|
AMAZONUN
BATAKLIKLARINDAKİ MUHTEŞEM NİLÜFERLER - 2
Yağmur
ormanlarında, Amazon ırmağının üzerinde yüzen nilüfer yaprakları
arasında, zaman zaman oldukça büyük ve gösterişli bir çiçeğin açmaya
başladığı görülmüştür. İlk defa geceleri açmaya başlayan bu görkemli
çiçek, amazon nehrinin dibindeki bataklıkta yetişen nilüfer bitkisinin
çiçeğidir. Çamurlu bir bataklığın içinden çıkmasına rağmen, bembeyaz
renge ve olağanüstü bir kokuya sahip olan amazon nilüferi, özellikle
geceleri oldukça dikkat çekici bir görüntü sergiler. Kusursuz görünümüyle
dünyanın en güzel çiçeklerinden olan nilüferler, zamanla bulundukları
bölgede çoğalır ve ırmağın yüzeyinde benzersiz güzellikte bir sanat
eseri oluştururlar. Nilüferlerin kısa bir sürede amazonunu üzerinde
yayılmaya başlamaları, bu çiçeklerin hangi yöntemle çoğalabildiği
konusunu gündeme getirmiştir. Bu konuda özel bir araştırma içine
giren bilim adamları, bitkiler alemininde polen yaymak için kullanılan
en ilginç yöntemlerden biriyle karşı karşıya kalmışlardır.
Irmağın üzerinde yüzen beyaz nilüferlerin polenleri, büyük yapraklarının
ortasında kalan küçük bir yumrunun içinde saklıdır. Yağmur ormanlarında
yetişen bu büyük çiçek, nehrin üzerine yayılabilmek için yumrunun
içindeki polenleri diğer nilüferlere taşımak zorundadır. Ancak bunu
kendi başına yapma imkanına sahip olmayan amazon nilüferleri, bu
alışverişi gerçekleştirebilmek için etrafta uçuşan kın kanatlıları
kullanır. Etrafı begonyalar, orkideler, manalyolar ve birçok mükemmel
çiçekle çevrili olan binlerce kilometre uzunluğundaki bu dev ırmağın
bulunduğu bölgelerde, çok sayıda kın kanatlı türüne rastlanır. Lezzetli
şerbetler salgılayan ve protein yüklü polenler taşıyan çiçekler
arasında daldan dala gezen bu kınkanatlılar, çoğu zaman kalabalık
gruplar halinde bir çiçeğe konarak ondan besin depo etmeye başlarlar.
Ancak amazonun nemli ve sıcak ortamlarında yaşayan bu böceklerin,
etraftaki sayısız çiçeğe rağmen özellikle akın akın ırmağın üzerindeki
dev nilüferlere doğru geldikleri görülmüştür. Nehrin bu görkemli
çiçeğine karşı özel merakı olan kınkanatlıların bu ilgisinin sebebi,
ancak böceklerin hayatı araştırıldığında öğrenilebilmiştir.
Çiçeklerden kendisine besin toparlayabilmek için aceleci bir arayış
içine giren kınkanatlıların nilüferlere olan düşkünlüklerinin sebebi,
bu böceklerin beyaz renge karşı özel bir zaaflarının olmasıdır.
Bu nedenle gece karanlığında karbeyaz rengi ve etrafa yayılan keskin
kokusuyla oldukça dikkat çekici olan nilüferler, kınkanatlıların
en çok rağbet ettiği bitkilerden birisidir. Kınkanatlıların kendisine
olan düşkünlüğünün farkındaymışçasına hareket eden nilüferler ise
onların bu zaafından faydalanarak mucizevi bir akıl gösterisinde
bulunurlar. Sürekli etrafında uçuşup üzerine konmaya çalışan kınkanatlılara
çiçeğinin ortasındaki yumrudan bol miktarda şeker ve nişasta sunan
amazon nilüferleri, yaptıkları bu özel ikramla onları adeta kendilerine
davet ederler. Büyük beyaz yaprakların ortasından kendilerine sunulan
şekerli besini yemeye gelen misafirler ise kısa sürede bu yumrunun
üzerinde toplanarak bitkinin ikramından faydalanmaya çalışırlar.
Nehrin üzerinde buldukları şekerli nişasta deposundan besin toplayan
kınkanatlılar bu önemli işle meşgulken nilüfer, neslini devam ettirebilmek
için yaptığı inanılmaz bir planı araştırmacıların hayret dolu bakışlarının
altında uygulamaya başlar.
Yağmur ormanlarında yetişen bu ihtişamlı çiçek gece olunca, misafirlerin
etrafını saran taç yapraklarını onların dikkatini çekmeden yavaş
yavaş yukarı doğru kaldırmaya başlar. Yumrunun üzerinde birikmiş
olan kınkanatlılar kendi işleri ile ilgilenirken, bir süre sonra
etraflarını saran yapraklar tümüyle kapanır ve onları bu bölgeye
hapseder. Böylece böceklerin kaçma riskini ortadan kaldırmış olan
amazon nilüferi, içerdeki misafirler yemeklerini yemekle meşgulken
onlara son derece ilginç bir ikramda daha bulunur. Taç yapraklarının
içinde kalan böceklerin bulunduğu yer, birden bire polen tozlarıyla
dolmaya başlar. Bütün gün boyunca misafirlerinin üzerine polenlerini
döken nilüferler, ertesi gecenin gelmesiyle yapraklarını geri açar
ve her yerine polen bulaşmış olan kınkanatlıların dışarı çıkmasına
müsade ederler. Böylece istemeden de olsa nilüferlerin polenlerini
yüklenmiş olan kınkanatlılar, oradan ayrılırlar. Amazon ormanlarında
yetişen sayısız renkteki çiçeğin içinde özellikle beyaz olanları
arayıp bulan bu böcekler, yeni bir karbeyaz nilüfere doğru ilerleyerek
taşıdıkları polenleri ona bırakır ve görevlerini tamamlamış olurlar.
Ancak Nilüferlerin böyle bir planı yapabilmesi için, polen dökerken
böceklerin kaçabileceğini tahmin etmesi, böyle bir durumda neslinin
devamı tehlikeye gireceği için bir önlem alması gerektiğini düşünmesi,
bunun için en akılcı çözümün taç yapraklarını böceklerin üzerine
kapamak olacağını tasarlaması ve her şeyden önemlisi de yapraklarını
istediği gibi hareket ettirebileceği bir hakimiyete sahip olabilmesi
gerekmektedir. Nilüferler ise polenlerini yaymak için böylesine
detaylı ve akılcı bir planı yapabilecek zeka, akıl ve iradeye hiç
bir şekilde sahip değillerdir.
Buna rağmen keskin kokusu ve görünümüyle bulunduğu yerde hemen fark
edilen nilüferlerin akılcı planı, burada sona ermez. Polenlerini
kınkanatlılarla yollayıp amacına ulaşan bitki, böceklerin bembeyaz
rengine kapılıp tekrar kendisine geri dönmemesi ve polenlerini başka
nilüferlere ulaştırması için inanılmaz bir tedbir alır. Bilim adamlarını
büyük bir şaşkınlığa düşüren ve olağanüstü bir akıl gösterisi olan
bu tedbir, bitkiler aleminde hüküm süren mucizevi hayatın en çarpıcı
örneklerinden biridir. Pürüzsüz bir beyazlığa sahip olan nilüfer
çiçeği içine hapsettiği misafirlerinin üzerine gece boyunca polen
dökerken, biryandan da yavaş yavaş rengini değiştirmeye başlar.
Ertesi geceye girildiğinde ve böceklerin dışarı çıkması için taç
yaprakları açıldığında bir gece önce karbeyaz olan nilüfer artık
pembe renklidir. Bu inanılmaz değişim sonucunda bitki, pembe rengi
tercih etmeyeceklerini bildiği kınkanatlıların kendisine geri dönmesini
engelleyerek diğer beyaz nilüferlere gitmesini sağlar. Böylece polenlerini
yaymayı başaran Amazon nilüferleri neslini kolayca devam ettirir.
Ancak insani bir şuura sahip olmayan böylesine aciz bir bitkinin,
karşısındaki böceğin hangi rengi sevdiğini tahmin edip, buna göre
renk değiştirme taktiği uygulayarak sonra da onu başka nilüferlere
yönlendirebilmesini kendi aklına bağlamak, şüphesiz ki imkansızdır.
Her ayrıntısında muazzam bir aklın tecelli ettiği bu plan, bilim
adamlarının açıklama getiremedikleri sayısız yaratılış delillinden
sadece bir tanesidir. Bu bitkinin neslinin devamını sağlayabilmesi,
polenlerini başka nilüferlere ulaştırabilmesine bağlıdır. Ancak
hareket kabiliyeti ve etrafı görebilme özelliği olmadığı için bunu
kendi başına yapabilmesi imkansızdır. Bilim adamlarının açıklayamadıkları
ise, böyle bir durumda yapılabilecek en akılcı ve en mantıklı planı,
bunu tasarlayabilecek bir şuura sahip olmayan bir bitkinin nasıl
yapabildiğidir.
Nilüfer bitkisi yaptığı bu plana göre en başta, polenlerin olduğu
yere böcekleri çeken şekerli bir madde yerleştirir. Kınkanatlıların
üzerine biriktiğini anladığında ise hemen harekete geçerek yapraklarını
kapamaya başlar. Ancak bu bitkinin kınkanatlıların neyle beslendiklerini
herhangi birinden öğrenme yada araştırma imkanı yoktur. Ayrıca amazon
nilüferleri yapraklarını kaparken, içeride hapsedeceği böceklerin,
beyaz rengi seven kınkanatlılardan olduğunu da bilmek zorundadır.
Çünkü bu türün dışında başka herhangi bir böceğin, beyaz renkli
çiçekleri tercih etmeme dolayısıyla da polenleri nilüferler yerine
başka bir bitkiye bırakma riski vardır. Bu ise polenlerin diğer
nilüfer çiçeklerine ulaşamamasına ve bu bitkini neslini devam ettiremesine
sebep olacaktır. Halbuki amazon nilüferi yıllardır, renginde, kokusunda
ve şeklinde hiçbir değişiklik olmaksızın neslini devam ettirir ve
bunun için de hep aynı yöntemi kullanır. Bütün bu ayrıntıların hesaba
katıldığı böyle bir planın yapılabilmesi açık bir şuur, pratik bir
zeka ve güçlü bir akıl gerektirir. Halbuki nilüfer bitkisi bu özelliklerin
hiçbirisine sahip değildir. Bu durumun farkında olan bilim adamları
araştırdıkları her canlıda olduğu gibi bu bitkinin de, sonsuz bir
akla tabi olarak yaşadığını ve bu aklın sahibinin herşeyi yapmaya
kadır bir güce de sahip olduğunu kabullenmek durumda kalmışlardır.
Amazonun üzerinde yaşayan ve dünyanın en gösterişli çiçeklerinden
biri olan nilüferlerin hayatında görülen bu kusursuzluk, Allah'ın
bütün kainata hakim kıldığı uyum ve mükkemmelliği insanların açıkça
gördüğü çok güzel bir örnektir.. Bunun gibi pekçok canlının hayatını
inceleyen bilim adamları gördükleri hayranlık verici gerçeklerin
ancak Yüce bir Yaratıcının sanatı, kudreti ve tüm kainatı olan hakimiyeti
ile açıklanabileceğine her geçen gün bir kere daha şahit olmaktadırlar
|