|
ÖRÜMCEK İPİ - 2
Bilindiği
gibi evrim teorisi canlıların sahip oldukları olağanüstü özelliklerin
tesadüfen meydana geldiğini savunur. Önceki yazımda bahsettiğim,
örümcek ipliği hakkında da evrimcilerin böylesine komik iddiaları
vardır. Halbuki ne tesadüfler, ne de başka bir ihtimal, böylesine
üstün bir ipliğin bir örümceğin vücudunda var olmasını açıklayamaz.
Örümcekler
farklı amaçlar için, farklı iplikler üretirler. Halbuki örümceğin
farklı amaçlar için farklı iplik üretimi yapmayı planlayacak bir
beyni yoktur. Ancak ortada insanın dahi yapamayacağı mükemmellikte
planlamalar mevcuttur. Bu aslında son derece önemli bir detaydır.
Sözgelimi bir bahçe örümceği ağını kurarken, dört-beş farklı özellikte
ip kullanır. Örümceğin bir asansör gibi inip çıktığı ve köprü gibi
kullandığı tutunma iplikleri vardır. Bu iplikler yardımıyla hızla
inip çıkabilir. Bunun yanısıra bir de örümcek ağının iskeletini
oluşturan temel ağ iplikleri bulunur. Avın yakalanmasını sağlayan
yapışkan iplikleri, ağdaki iplikleri birbirine bağlayan birleştirme
iplikleri ve yakalanan avı sarmalamaya yarayan sarma şeritleri vardır.
Örümceğin ipindeki özellikler bunlarla da bitmez. Örümceğin evini
oluşturan koza iplikleri, ayrıca yumurta keselerini oluşturan kese
iplikleri ve yavru örümcekleri dış tehlikelerden koruyan ipek iplikleri,
örümceğin imal ettiği değişik tipteki ipliklerdir. Bu ipek iplikler
esneklik ve sağlamlık bakımından farklı özelliklerde oldukları gibi,
kalınlık ve yapışkanlık bakımından da farklılık gösterirler. Örneğin
örümceğin yaşantısında büyük rol oynayan tutunma ipi, yapışkan özellik
taşımamasına rağmen, sağlam ve esnek bir yapıya sahiptir. Örümceğin
ağırlığının iki üç katı ağırlığı taşıyabilir. Yakalamış olduğu avını
da taşıyan örümcek bu ipler sayesinde, güvenle yukarı aşağı hareket
eder.
Görüldüğü gibi örümcek, farklı amaçlar için farklı iplikler üretir.
Yalnızca tek bir iplik değil, farklı türde mükemmel dizayna sahip
pek çok iplik yapabilir. Üstelik ürettiği ipliklerin yapısı
ise, kullanım amacına göre değişmektedir.
Örümceğin bu ihtiyaçlarından biri ya da birkaçının karşılanmaması
dahi, türün sonu demektir. Bir başka deyişle evrimin iddia ettiği
gibi örümceğin, sahip olduğu bütün özellikleri zaman içinde kazanmak
için bekleyecek hiç vakti yoktur. Örümcek bu üstün mühendislik bilgisine
rağmen sadece yapışkan ağ ipliklerini üretemediği takdirde, kurduğu
ağ hiçbir işe yaramayacaktır. Yani evrim sürecinin kendisine yapışkan
ağ örmeyi binlerce yılda öğretmesini beklemeden, avlanamadığı için
ölecektir. Ya da her çeşit iplik üretebilen fakat ağ kurmayı bilmeyen
bir örümceğin ise ürettiği iplikler hiçbir işe yaramayacaktır. O
da işe yaramaz özellikleri olan bir böcek olarak ölecektir. Bütün
iplikleri üretebilse dahi, yumurtalarını koruduğu kese ipliklerini
üretememesi halinde bu defa türün devamı kesilecek ve nesil tükenecektir.
İşte bu nedenledir ki zamanla gelişme diye birşey söz konusu değildir.
Örümcek iplikleri incelendiğinde son derece olağanüstü bir dizaynla
karşılaşılır. İpliklerin hammaddesi keratin adlı proteindir. Bu
protein, çeşitli avların sindirilmesi ile elde edilen amino asitlerin
sentezlenmesinden elde edilir. Örümceklerin kuyruklarında ipek kesesi
denilen altı çift bölüm vardır. Keselerin her birinde ise farklı
salgılar üretilir. Bu keselerin salgıları değişik kombinasyonlarda
birleşerek, farklı türdeki ipek iplikleri meydana getirirler. Nitekim
bu keseler arasında çok büyük bir uyum vardır. Son derece gelişmiş
pompa, vana ve basınç sistemleri kullanılır. Üretilen ham ipek,
musluk gibi çalışan bölümlerden lif şeklinde dışarı akıtılır ve
örümcek bu bölümlerden püskürtme basıncını değiştirebilir. Bu sayede
sıvı keratini oluşturan moleküllerin yapısı da değiştirilmiş olur.
Valfler üzerindeki kontrol mekanizması sayesinde, iplik üretilirken
ipliğin çapı, direnci ve elastikiyeti de değiştirilir. Böylece ipeğin
kimyasal yapısı değiştirilmeden, ipliğe istenilen fiziksel özellikler
kazandırılır. Eğer iplik üzerinde köklü bir değişim isteniyorsa
bir başka bezin kullanımına geçilir. Salgılanan bu iplikçikler arka
ayakların mükemmel kullanımı sayesinde istenilen doğrultuda yönlendilirilir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır. Bu
da, çelikten daha sağlam, kauçuktan daha esnek olan dünyanın en
mükemmel malzemesinin bir örümceğin gövdesinde üretimiş olmasıdır.
En büyük tekstil fabrikaları, en gelişmiş dokuma tezgahları ve moleküler
araştırmalar yapan kimya laboratuvarları bile, örümcek ipliğinin
tam benzerini üretmeyi başaramamışlardır.
Bu durumda insanın aklına bir örümceğin bu benzersiz kimyasal yapıyı
nasıl tasarladığı, sonra üretim için gerekli olan hammaddelerin
kaynağını nasıl tesbit ettiği ve gerekli olan altı farklı temel
maddenin üretimini nasıl gerçekleştirdiği sorusu gelir. Ya da örümcek
bu karışımı yapacağı eş zamanlı, başınç kontrollü kesecikleri kendisi
mi dizayn etmiştir? Elbetteki bunları yapabilecek bir beyne dahi
sahip olmayan küçük bir böceğin sayılan bu işlemleri kendi başına
yerine getirmesi imkansızdır. Kaldı ki tüm bu işlemlerin ardarda
gelen kör tesadüfler sonucuda oluşması da bir o kadar imkansızdır.
Açıktır ki örümceğin vücudunda sahip olduğu tüm bu özellikler, ancak
gökleri ve yeri yaratan, herşeye belli bir ölçü ve düzen veren Allah
(c.c)'ın yaratmasıyla mümkündür:
"…O'na
mülkünde ortak yoktur, her şeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş,
belli bir ölçüyle takdir etmiştir." (Furkan Suresi, 2)
|