|
ÖRÜMCEK İPİ - 3
Önceki
yazılarımda bahsettiğim gibi örümcek ipliği son derece mucizevi
özelliklere sahip oluşuyla dikkat çekmektedir. Bu iplikle örülen
örümcek ağı detaylı bir şekilde incelendiğinde de, adeta evrime
meydan okuyan bir yapıyla karşılaşılır.
Bilindiği
gibi örümcek ağı dünyanın en amansız tuzaklarından biridir. Örümcek
ağına takılan bir av için fazla yapacak birşey yoktur. Bu ağ o kadar
mükemmellikle hazırlanmıştır ki, kurban çırpındıkça esnekliğini
kaybederek, avını daha da sıkı sarar. Kurban zamanla tamamen güçsüz
düştükçe, ağ da ilk haline göre defalarca daha sağlam ve sert bir
hale gelir. Böylece örümcek tamamen bitkin düşmüş olan avını rahatça
öldürebilir. Ancak burada önemli bir noktaya dikkat etmek gerekir:
Eğer bir ağa sürekli böcekler takılıyorsa, böcek çırpındıkça ağın
deforme olması ve bu deforme sonucu kısa sürede hayvanın bu tuzaktan
kurtulması gerekir. Halbuki örümcek ağı, yakalanan kurban çırpındıkça
daha sağlam bir hale gelen bir özelliğe sahiptir. Peki bu nasıl
olur?
Örümcek, ağını kurarken iplikleri yapışkan bir madde ile kaplar.
Av ağa takıldığında, ipi oluşturan çekirdek lifleri ile birlikte
kaplama sıvısında gerilim altında kalır. Böylece çırpınan bir böceğin
enerjisi yalnızca ipin kendisi tarafından değil, ipi kaplayan proteinlerle
birlikte bütün sistem tarafından emilir. Ağa yakalanan av hayatta
kalabilmek için yaptığı son çırpınışla, kendi sonunu hazırlar.
Örümcek ağındaki çekirdek liflerinin elastikliği ısıya bağlıdır.
Avın kinetik enerjisi ısıya çevrildiğinden iplik ısınır. Bu da çekirdek
liflerinin daha kuvvetli olmalarını sağlar ve avın emilen enerjisi,
ağın yakalama kapasitesini arttırır. Ağ, hayvanı tamamen hareketsiz
bırakana kadar sertleşir ve hayvan ağ üzerinde örümceğin kendisini
gelip yemesini bekleyen paketlenmiş bir besine döner. İşte sahip
olduğu bu özelliklerinden dolayı örümcek ağı, doğada bulunan en
acımasız tuzaklardandır.
Ağ aynı zamanda uçan böcekleri de durdurabilecek özellikte dizayn
edilmiştir. Ağ açısından bakıldığında, böcek, güdümlü bir füzeye
benzetilebilir. Böceğin haraketinin durdurulması tek başına yeterli
olmayacaktır. Ağa yakalanan avın, örümceğin gelip yiyebilmesi için,
hareketsiz tutulabilmesi gerekmektedir. Ancak bu kolay bir iş değildir.
Çünkü uçan sinek ve böcekler son derece güçlü hayvanlardır. Ağı
oluşturan iplikçikler çok sağlam oldukları gibi aynı zamanda esnektirler.
Ancak bu esneklik çok ince hesap gerektirir. Çünkü eğer iplikçiklerin
esneme payları gerektiğinden az olsaydı, ağa çarpan böcek sert bir
yaya çarpmışcasına geldiği yöne geri fırlayacak, iplikçiklerin esneklik
payı gereğinden fazla olsaydı, yapışkan ipler birbirine yapışarak
ağ deforme olacaktı. Ancak bunların hiçbiri örümcek ağında görülmemektedir.
Üstelik iplikçiğin esneklik payı hesaplanırken, rüzgar etkisi de
göz önüne alınmıştır ki, esen rüzgar, ağı esnetsin ve ağ eski haline
dönebilsin. İşte tüm bunlar bizlere örümcek ağındaki mühendislik
harikasını açıkça göstermektedir.
Bu noktada insanın tekrar düşünmesi gerekmektedir. Burada önemli
olan, örümceğin böyle bir yapıya nasıl sahip olduğudur. Çünkü örümceğin
bu planlamayı yapabilmesi için tüm bu moleküler düzenlemeleri, kinetik
enerjiyi ve ısıyı plastikleşmeye çevirecek kimyasal mekanizmaları
öğrenmesi gerekmektedir. Daha sonra ise bu sistemleri kendisine
uygun görüp bir gün bu üretime karar vermesi gerekmektedir. Karar
verdikten sonra ise kendi kendine bazı değişiklikler gerçekleştirip,
bu ürünleri üretecek yapıları da vücudunda oluşturmalıdır. Elbetteki
böyle bir durum küçük bir örümcek için söz konusu dahi değildir.
O halde örümceğin bu üstün özellikleri ile ilgili insanın şunları
düşünmesi gerekmektedir:
21. yüzyıla yaklaşırken günümüz teknolojisi, bütün imkan ve araştırmalarına
rağmen, örümceğin ürettiği iplikle eşdeğer özellikte bir iplik üretememektedir.
Bugün milyarlar değerindeki maddi olanak, yalnızca örümcek ipliğinin
araştırılması için ayrılmaktadır. Bu laboratuvarların yaptığı tek
şey, Allah (c.c)'ın belli bir ölçüyle yarattığı ve takdir ettiği
yapıyı yalnızca taklit etmektir. Nitekim laboratuvarlarda, örümcek
ipliğinin kimyasal formülünden yola çıkarak ipeği oluşturan moleküllerin
diziliş sıraları belirlenmiş ve yapay yoldan çeşitli lifler üretmiştir.
"Kevlar" adlı bu ürün, bugüne kadar yapay olarak üretilmiş
olan organik elyafların en gelişmişidir. Ancak harcanan milyonlarca
dolara rağmen bu laboratuvarlar, ancak %30 verimlilikte çalışan
bir taklit elde edebilmişlerdir.
Günümüzde, örümcek ipliğinden yola çıkılarak pek çok ürün ortaya
konmuştur. Elektromanyetik kablolardan uçak ve gemilerin dış yüzeylerine
kadar birçok yerde bu ürünler kullanılmaktadır. Örümcek ipliğinin
taklidi özellikle savunma sanayinde rağbet görmektedir. Daha önceleri
çelikten üretilen kurşun geçirmez yelekler, günümüzde, görünüm bakımından,
normal kumaşlardan farklı olmayan kevlar iplikten dokunmuş kumaştan
üretilmektedir. Kevlar, darbeleri emme özelliği ile kurşunun vuruş
şiddetini azaltmaktadır. Yine de örümcek ipeğinin ancak üçte biri
kadar darbeleri emme özelliğine sahiptir. Bunun yanısıra örümcek
ipliği tıp alanında, bilhassa cerrahi operasyonlarda kullanılmaktadır.
Nitekim ABD'deki farmakologlar, "nephile" isimli bir örümceğin
ağ ipliklerini, çok hassas bazı cerrahi operasyonlarda kullanmaktadırlar.
Bu iplik çok sağlam olması nedeniyle özellikle tendon ve eklem müdahalelerinde
ameliyat ipliği olarak kullanılmaktadır. Bahçede yaşayan küçük bir
örümceğin ürettiği ipliğin ancak kötü bir benzerinin, günümüzün
en gelişmiş tesislerinde, uzun çalışmalar sonucunda üretilebilmiş
olması dikkate değer bir ayrıntıdır.
Tüm bunların yanı sıra örümcek ağına bakıldığında son derece estetik
ve üstün bir mimari yetenek ile karşılaşılır. Tıpkı bir uzmanın
cetvelle pergeli alıp masa üstünde çizmiş olduğu şekiller gibi üstün
bir çizim vardır. Milimetrenin 1/1000 kadar büyüklükte olmasına
rağmen çelik halat gibi sağlam bir yapıya sahip olan bu ağlarda
mimari ve mühendislik harikaları bulunmaktadır.
Örümceğin sahip olduğu bu olağanüstü sistem evrimi tamamen çökertmektedir.
Görüldüğü gibi evrim teorisinin ne kadar akıl dışı bir varsayım
olduğu ortadadır. Örümcek sahip olduğu bütün bu özellikleri kesinlikle
zaman içinde kazanamaz. Çünkü söz konusu olan bütün yeteneklerin
aynı anda bulunmaları gerekmektedir. Bu da bize tek bir gerçeği
söylemektedir: Yaratılış.
|