|
ŞEKER
DEPOLARI
Doğada
bazı palmiyelerde, bazı kara çamlarda, hint darısında ve çeşitli
ağaçlarda şekere rastlanmasına rağmen, şekerpancarı ve şekerkamışından
başka hiçbir bitki sanayide işlenmeye, şeker yapılmaya müsait değildir.
Bugün çeşitli şekillerde ve renklerde, şeker yiyen çocuklar sanırım
şekerpancarını görseler hergün bakkaldan satın aldıkları o şekerin,
hazırlanmış ve paketlenmiş halde olmasının ne büyük bir mucize olduğunu
anlarlar. Toprağa çok zarar verdiği düşünülen ve çok zahmetli bir
bitki olan şekerpancarı, gerçekten de insanın temel besin ihtiyaçlarından
iri olan şekerin elde edilmesi için çok gerekli bir bitkidir. Doğada
bunun hazır bir şekilde bulunmayıp da, pek çok işlem görerek elde
edilmesi ise insana kendisine verilen imkanlar, nimetler ve akıl
ile hayır yönünde kullanılmak istendiğinin ortaya ne kadar güzel
sonuçlar çıkacağına delildir.
"Görmüyor
musunuz ki, şüphesiz Allah, göklerde ve yerde olanları emrinize
amade kılmış açık ve gizli sizin üzerinizdeki nimetlerini genişletip
tamamlamıştır..."(Lokman Suresi 20)
Cenab-ı
Allah'ın bu ayeti kerime'de belirttiği gibi gerçekten de göklerde
ve yerde olanlar emrimize verilmiş ve sayamayacağımız kadar çok
nimetle, bize faydalı olması için çevremiz donatılmıştır.
Başlangıçta, şekerin imal edilmesinde; şekerpancarındaki şeker oranı
%14 ila %20 gibi bir rakamdır. Önce yıkanıp taşlarının arınması
işlemi yapılır. Sonraki aşamada şekerpancarının suyu arıtılır. Daha
sonra arıtılan şekerpancarı suyu çöktürme ve süzdürme yöntemi ile
duru ve az renkli bir sıvı haline dönüştürülür. Elde edilen bu sıvı,
billurlaştırma ve arıtma aşamalarını da geçerek şeker elde edilir.
Şekerkamışından elde edilen şeker de şekerpancarından ayrı bir şekilde
dayanmaz, aynı şekilde elde edilir.
Bu kadar uzun uğraşlar sonucu elde edilen şekere insan vücudunun
ihtiyacı vardır. Kanımızdaki şeker oranını düzenleyen organımız
karaciğer, şekeri en küçük parçacıklar haline dönüştürür ve bu şekilde
glikoz yapar. Bu glikozun ihtiyaçtan fazlasını glikojen halinde
depolayıp, kandaki glikoz miktarını belli bir düzeyde tutacak şekilde
kana verir ve vücuda yayar. Ayrıca glikoz olmadığı zaman glikozu,
başka bir şekerden galaktoz ya da yağlardan ve proteinlerden birleştirerek
yapar. Görülen odur ki, vücudun ana ihtiyaç maddelerinden biri de
şekerdir. Ve Cenab-ı Allah bize ihtiyacımız olan tüm maddelerini
en güzel şekilde doğadan elde edebileceğimiz bir biçimde yaratmıştır.
Yeter ki, insanlar bunu görebilsinler, Allah-u Teala'nın bize verdiği
nimetlere şükredebilsinler ve hayır için O'nun rızasını kazanmak
için kullansınlar ki hakkıyla Cenab-ı Allah'ı takdir etsinler.
"....tabiat
dedikleri şey, olsa olsa ve hakikat,i hariciye sahibi ancak bir
san'at olabilir, sani olamaz. Bir nakıştır nakkaş olmaz. Ahkamdır
hakim olmaz. Bir şeriat-ı fıtriyedir, şari olamaz. Mahluk bir
perde-i izzettir, halık olamaz. Münfail bir fıtrattır, fatır bir
fail olamaz. Kanundur kudret değildir, kadir olamaz. Mistardır,
masdar olamaz."
23.
Lem'a syf. 178'de Üstad'ın tabiat için söylediği bu sözler de bize
herşeyin tek bir yaratıcısı ve tek bir sahibi olan Cenab-ı Allah'ın
nasıl sonsuz bir kudret ve sonsuz bir akla sahip olduğunu gösteren
hikmetli sözlerdir.
|