|
SİVRİSİNEK
- 2
Gelişirken
geçirdiği her aşamada ölüm riskinin çok fazla olmasına rağmen, hem
fiziksel yapısındaki hem de yaşam şeklindeki planlamanın mükemmelliği
sayesinde hayatta kalabilen sivrisinek, doğumundan önce annesi tarafından
başlatılan ve yumurtadan çıkıncaya kadar kendi kendine devam ettirdiği
tedbirlerle, Rabbinin kendisi üzerinde tecelli eden koruyan sıfatını
bizlere apaçık göstermektedir.
Yavrusunun
doğumu için gerekirse iki hatta üç yağmur döneminin geçmesini bekleyen
anne sivrisinek, gereken özelliklere sahip bir yer bulduğunda yumurtlamaya
başlar. Fakat havaların iyi gittği zannederken kuraklık yada soğuk
nedeniyle hava şartların tekrar bozulması halinde, yumurtalar için
hayati tehlike yeniden gündeme gelecektir. Anne sivrisineğin aldığı
bunca tedbire rağmen yumurtaların karşı karşıya kaldığı bu riskli
durumda, hemen hiç bir hayvan yumurtasında görülmeyen bir durum
gerçekleşir ve yavrular yumurtadan çıkış zamanlarını hava şartlarına
göre ayarlayarak gerekli olan süre kadar ertelerler. Diapoz adı
verilen ve yavruların kendi gelişimlerini bir süre için dondurdukları
bu inanılmaz olay, havalar iyileşince birdenbire değişir ve yavrular
yumurtanın içinde gelişimlerine kaldıkları yerden devam ederler.
Çöl sineklerinin doğumlarına uygun hava şartları için bir iki sene
bile bekledikleri düşünülürse olayın ne kadar favkalade olduğu açıkça
ortaya çıkacaktır. Annesinin tedbir almada çaresiz kaldığı durumlarda
yumurtanın içinde kalan yavrunun besinsizlikten ölmesi yada kuraklık
zamanı yoğun sıcaklarda kavrulması gerekirken böyle bir durum oluşmaz
ve yavru kendi kendine tedbir alarak hayatını devam ettirir. Her
tarafı kapalı bir yumurtanın içinde ne hava koşullarından ne de
yumurtadan çıkmaması gerektiğinden haberdar olamayacak kadar aciz
durumda olan yavru sivrisinek bütün bunlara rağmen hiç bir şeklide
aç kalmaz, yapısı bozulmaz ve kendisi için en uygun sıcaklık meydana
geldiğinde yumurtadan çıkar. Sivrisineğin daha doğumuyla beraber
başlayan bu kusursuzluk ve bu akılcılık şüphesiz kendisinin değil
kendisini yaratan yüce Allah'ın takdiriyle gerçekleşmektedir.
Yavru sineklerin karşılaştıkları bunca tehlikeye rağmen hiç bir
şekilde gelişimlerinde bir bozukluk olamaması çok büyük bir mucizedir.
Ölmeleri için tek birinin bile yeterli olacağı bu tehlikelerden
biri de, yumurtalar durgun göletlerin üzerindeki yapraklarda olgunlaşmayı
beklerken ortaya çıkar. Uzunlukları bir milimetreyi bile ancak bulan
yumurtalar, anneleri tarafından tek tek yada gruplar halinde birbirlerine
yapışmış şekilde uygun bir yere bırakılırlar. Bazı dişi sivrisinekler
ise yumurtalarını itinayla, adeta bir sal gibi yanyana dizerler.
İşte bu ortamlarda onlar için oluşan tehlike yaprakların üstünde
inci gibi dizilmiş kiristal görünümlü beyaz yumurtaların böcekler
ve kuşlar açısından son derece cazip bir yemek görünümünde olmasıdır.
Yemyeşil alanlarda bembeyaz renkleriyle çevresindeki avcı hayvanları
adeta kendine davet eden bu yumurtalar, kısa sürede bu böceklere
yem olabilecekken hayret edici bir olay gerçekleşir. Nitekim, yumurtalara
hakim olan parlak beyazlık birkaç saat içinde solmaya başlayarak
gitikçe kararır ve en sonunda simsiyah bir renge bürünerek, böcekler
tarafından görülemeyecek ve ilgi çekmeyecek bir görünüm içine girer.
Yumurtalar kendilerini korumak için hiç bir teknik imkana sahip
değilken, olabilecek en akılcı ve en sağlam kamuflaj, Rableri tarafından
onlar için birkaç saat içinde sağlanmış olur. Böylesine akılcı bir
tedbir alınmasaydı yumurtalar diğer hayvanlar tarafından kısa sürede
yok edileceği için neslinin devamı da imkansız olacaktı.
Yavru sinek daha kendini koruyabilecek bir imkana sahip değilken
onun yaşaması için arka arkaya gelişen bu mucizevi olaylar zinciri
bununla da kalmaz. Yumurtanın kuluçka döneminin sona ermesi için
bir kışın geçmesi gerekir. Oldukça dayanıklı olan yumurtalar kışın
çetin zorluklarından etkilenmeden ilk baharı geçirip kuluçka dönemi
son bulana kadar beklerler. Kuluçka dönemi tamamlandığında ise tüm
larvalar sanki birbirlerinden haberliymiş gibi birer birer yumurtadan
çıkmaya başlarlar. Yumurtadan çıktıkları yerden kendilerine bir
zarar vermeden suya geçen yavrular, artık küçük kurtçuklar halinde
suda yüzmeye başlamışlardır. Larva ve pupa döneminin tamamını suyun
içinde geçiren sivrisinekler genelde su yüzeyinde yada yüzeye yakın
yerlerde bulunurlar. Su molekülleri güneş ışınlarını çok yansıttığı
için, zaman içinde bu küçük bedenli larvaların güneşten etkilenmesi
gerekirken, kuvvetli ışınlar onlara hiç bir zarar vermezler. Bunun
nedeni ise sivrisineğin bu zararlı ışınlardan kendisini koruyacak
bir pigmentle birlikte yaratılmış olmasıdır. Yapısında ürik asit
içeren bu pigment şeffaf görünümlü olan bu narin larvaları güneşe
karşı koruma vazifesi görmektedir. Bu pigment olmasaydı larvalar
ve pupalar güneşin altında kavrulmaktan kurtulamayacaklardı. Yavru
sivrisineklerde bir çok farklı asit türü oluşabilirdi. Ancak onların
vücudunda, belirli bir müddet bulunmak zorunda oldukları su yüzeylerinde
zararlı ışınlardan korunarak yaşabilmelerini sağlayan en etkili
asit üretilmektedir. Bu sineğin gelişiminin her anında olduğu gibi
bu durumda da olağanüstü bir kusursuzluk oluşmuş ve her seferinde
olduğu gibi yavrular gene ölmekten kurtulmuştur.
Pupa dönemi içinde ise sivrisinek hiç beslenmez. Üç dört gün süre
zarfında kozanın içinde gelişimini tamamen tamamlayıp son şeklini
alır. Pupanın içinden çıkacak olan canlının ne yumurtayla ne de
larvayla hiç bir benzerliği yoktur. Pupanın içinden ayakları, göğsü,
hortumları, karnı ile bambaşka bir canlı çıkmıştır. Üstelik bu canlı
artık son derece hassas bir algılama yeteneğine ve sayısı yüze varan
petek gözleri ile üstün bir görme yeteneğine sahiptir. Ayrıca uçan
.bir canlı da değilken koza içinde inanılmaz bir şekilde kanat oluşmakta
ve sinek uçma kabiliyetine sahip olarak kozadan çıkmaktadır. Bu
durum ise yavru sivrisinek için ölüm tehlikesinin en fazla olduğu
aşamadır. Çünkü yanlış bir harekette yırtılan pupaya dolan su, uçmaya
fırsat bulamayan sivrisineğin havasız kalıp ölmesine sebep olacaktır..
Fakat burada da gene sinek için olabilecek en uygun durum oluşur
ve koza mucizevi olarak baş taraftan yırtılır. Ayrıca, Cenab-ı ALlah'ın
rahmeti sayesinde yırtılan baş taraf sineğin kafasının suyla temasını
engelleyecek yapışkan bir sıvıyla kaplanmıştır. Elbette hem kozanın
baş taraftan yırtılması hemde yapışkan sıvı ile sineğin korunması
bir tesadüf değildir. Burada apaçık arka arkaya tecelli eden iki
mucizeyle Rabbimiz sivri sineğin yaşamasına izin vermektedir. Suya
değmeden kabuğundan çıkmak zorunda olan sivrisinek hayret edecek
bir başarıyla sadece ayakları suya değecek şekilde su yüzüne çıkar.
Bir tek küçük yumurtanın bunca tehlikeyi atlatıp sivrisinek olarak
hayatına devam etmesi imkansız gözükürken, milyarlarca sivrisinek
sakince, yaradılış mucizesini inkar edenlere ne kadar büyük bir
yanılgı içinde olduklarını kanıtlamaktadırlar.
Şüphesiz
küçük bir larvanın bu kadar teferruatlı yaratılmış olması Kur'an-ı
Kerim'de bulunan siviri sinek ayetinin hikmetini aşikar olarak orataya
çıkarmaktadır. Üstelik buraya kadar anlatılanlar sadece sivrisineğin
larva halindeyken bir hafta kadar kısa bir süre içerisinde geçirdiği
mucizelerdir. Umulurki bu ve bunun gibi hikmetli deliller gözler
önüne serildikçe hidayet ehlinin hidayetinin artmasına gaflet ehlininde
ülfet perdesinin aralanmasına vesile olurlar.
|