"BEDİÜZZAMAN'IN
GÜZEL AHLAKINDAN ÖRNEKLER"
-6-
ÜSTAD HER TUTUM VE DAVRANIŞINDA ALLAH'A YÖNELİRDİ
Kuran
ayetlerinde tarif edilen müminler, Allah'ın her yeri sarıp kuşattığını,
O'nun kendilerine şah damarlarından daha yakın ve dolayısıyla
da her şeyden haberdar olduğunu, içlerinden geçirdikleri tüm düşünceleri
ve hisleri, gizlinin gizlisini bildiğini, O'nun izni ve iradesi
olmaksızın tek bir yaprağın dahi düşemeyeceğini bilirler.
Bu nedenle Allah'a kesin bir iman ile bağlananlar, yaşamlarının
her aşamasında, tüm tutum ve davranışlarında samimi bir kalp ile
O'na yönelirler. (Sad Suresi, 17) İster tek başlarına kalsınlar,
ister bir topluluk içerisinde bulunsunlar, her an Allah'ın huzurunda
olduklarını unutmazlar. Bir nimete ve bolluğa eriştiklerinde ya
da bir sıkıntı ve darlık yaşadıklarında hep Allah'ı anarlar. Kendilerinin
aciz ve Allah'a muhtaç varlıklar olduklarının bilincindedirler.
Kendilerine nimetleri verenin ve içinde bulundukları sıkıntı ve
zorluklardan kurtaracak olanın yalnızca Allah olduğunu bilirler.
Allah'a içli bir sevgi ile bağlıdırlar ve bu nedenle de sürekli
olarak O'na yönelirler. Nitekim Peygamber efendimiz böyle müminlerin
durumlarını bir hadis-i şerifinde "İnsan her zaman sevdiği
ile beraberdir" diyerek vurgulamaktadır.
İnsan hayatının her anında Allah'ın yarattığı varlıklarla muhatap
olduğunun, her şeyde Allah'ın tecelli ettiğinin farkında olursa
elbette ki her olayda bir güzellik ve hayır görür. Hiçbirinde
korkuya, endişeye, paniğe, üzüntüye, ümitsizliğe, kızgınlığa kapılmaz,
kalbinde bir sıkıntı yaşamaz, Allah'ın takdir ettiği kadere tevekkül
eder. Daima mutlu, huzurlu, neşeli, şevkli ve canlı olur.
Bu konuda inanlara en güzel örneği oluşturan din alimlerimizden
biri de Bediüzzaman Said Nursi'dir. Bediüzzaman Kuran'da tarif
edilen gerçek dindar modelini temsil eden mübarek bir insandır.
Allah'ın rızasını, sevgisini ve dostluğunu kazanmayı, cennet ehlinden
olabilmeyi tüm dünyevi çıkarların üzerinde tutmuştur. İhlas sahibi
bir kul olmasından dolayı her hareketinde Allah'a yönelerek ahirete
yönelik bir beklenti içerisinde olmuştur. Kendisi, Allah'ın dinini
tebliğ etme sırasında pek çok engel, zorluk, baskı, eziyet ve
sıkıntı verici olaylar ile karşılaşmışsa da, Allah'ın hoşnutluğu
üzerine kurulu olan hedefinden hiçbir şekilde ödün vermemiştir.
Hatta aksine her bir zorluk bu şerefli mücadelesindeki azmini,
kararlılığını ve şevkini daha da artırmıştır. Her olay Allah'a
daha güçlü bir şekilde yönelmesine ve imanda daha da derinleşmesine
vesile olmuştur. Nitekim kendisi de bir sözünde iman edenlere
her olayda yalnızca Allah'a yönelmelerini, aksinde asıl sıkıntıyı
ve zorluğu çekeceklerini söyleyerek şöyle bir öğütte bulunmaktadır:
"Allah birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma. Onlara
tezellül edip minnet çekme. Onları sahiplenip boyun eğme. Onların
arkasına düşüp zahmet çekme. Onlardan korkup titreme. Çünkü, Sultan-ı
kainat birdir. Her şeyin anahtarı O'nun yanında, her şeyin dizgini
O'nun elindedir; her şey O'nun emriyle halledilir. O'nu bulsan,
her istediğini bulunsun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun."
Üstad, Allah'ın varlığına, birliğine, olaylardaki hakimiyetine
ve ahiretin gerçekliğine kesin bilgi ile inanmış olduğundan kesin
bir kararlılıkla Kuran ahlakını yaşamış ve dine koşulsuz bir itaat
ile bağlanmıştır. Hayatının her anında Allah'ın verdiği hükme
razı olmuştur. Karşılaştığı olayları yaratanın Allah olduğunu
ve her birinin yine O'nun kontrolünde geliştiğinin farkındadır.
Hayatının sonuna kadar Allah'ın emirlerini eksiksizce ve itina
ile yerine getirmiştir. Allah'ın beğeneceği ve hoşnut olacağı
bir ahlakı yaşamıştır. Hiçbir şart ve koşulda Allah'ın rızasını
göz ardı etmemiştir. Bu nedenle de Üstad'ın tüm yaşamı Kuran'ın
hayata nasıl geçirileceğini anlamamız açısından örnektir.
Örneğin Bediüzzaman inkarcılar tarafından sürekli olarak saldırılara,
hakaretlere ve iftiralara uğramış, hatta canına kast edilmiş,
zehirlenmek istenmiş ise de onlara her zaman güzel ahlak ile karşılık
vermiş, Allah'a yönelerek güzel bir sabır ile sabretmiş ve hoşgörü
ile dini tebliğ etmeye devam etmiştir. Hatta kimi zaman mücadelesinden
ödün vermesi için, yaşadığı dönemin şartlarına uygun olarak oldukça
geniş dünyevi menfaatler teklif edilmişse de, o, hepsini geri
çevirmiş ve Kuran'da geçen ifade ile dünya hayatına karşılık ahireti
satın almıştır. (Bakara Suresi, 86) Nitekim kendisi bir sözünde
müminlerin dine bağlılıklarındaki kararlılığını şöyle izah etmektedir;
"Bir müslümanın imanı o kadar kuvvetli ve sarsılmaz hadsiz
delillere dayanır ki, inkarda hiçbir özür kalmaz. Adeta akıl kabulde
mecbur olur."
Bediüzzaman Allah'tan şiddetle korkan, O'nu çok seven, yalnızca
O'na kulluk eden ve O'nun emirlerine karşı titiz bir tutum içerisinde
olan, her anında Allah'a yönelen bir mümindi. Her zaman güzel
huylu, merhametli, hoşgörülü, adaletli, güler yüzlü, insancıl,
vicdanlı, iyi niyetli, samimi ve candan, sabırlı, dürüst, hayırsever
bir ahlak göstermiş, gerek yaşadığı dönemde gerekse kendisinden
sonra gelen nesiller tarafından övgü ve gıpta ile zikredilen ve
örnek alınan bir kişi olmuştur.