ALLAH
MERHAMETLİ OLANLARIN EN MERHAMETLİSİDİR - 1
İman
edenler Rablerini Kur'an-ı Kerim'in ayetleri ve gözlerinin gördüğü
her noktadaki sayısız tecellileri ile tanırlar. Allah (c.c.) üstün
sıfatlarını, görebilenlere, akledebilenlere, vicdanı açık olan kullarına
kainatın her noktasında sergiler. İşte Allah-u Teala'nın her an
aralıksız tecelli eden sıfatlarından biri de "Rahman"
ismidir. Rahman ismi, Allah (c.c.)'ın yarattığı her canlıya gösterdiği
sonsuz merhametinin, esirgeyiciliğinin ve bağışlayıcılığının tecellisidir.
Dünya Allah (c.c.)'ın bu isminin tecellisi ile ayakta durur. Ve
içinde yaşayan her varlık da yine ancak Allah (c.c.) 'ın rahmeti
ile hayatına devam etme imkanı bulur. Nitekim samimi iman eden bir
kul, Allah (c.c.)'ın Rahman isminin tezahürlerinin sayılamayacak,
ya da sınıflandırılamayacak kadar çok olduğunu bilmektedir. Her
an hem kendi üzerinde hem de tüm çevresinde şahit olduğu bu rahmete
karşı kulluk görevi olarak, Rabbine şükretmektedir.
Bediüzzaman Said Nursi Allah'ın kulları üzerindeki rahmetini şöyle
açıklamaktır:
"Şu
hadsiz kainatı şenlendiren, bilmuşahade rahmettir. Ve bu karanlıklı
mevcudatı ışıklandıran, bilbedahe yine rahmettir. Ve bu hadsiz
ihtiyacat içinde yuvarlanan mahlukatı terbiye eden, bilbedahe
yine rahmettir. Ve bir ağacın bütün hey'etiyle meyvesine müteveccih
olduğu gibi, bütün kainatı insana müteveccih eden ve her tarafta
ona baktıran ve muavenetine koşturan, bilbedahe rahmettir. Ve
bu hadsiz fezayı ve boş ve hali alemi dolduran, nurlandıran
ve şenlendiren, bilmüşahade rahmettir. Ve bu fani insanı ebede
namzed eden ve ezeli ve ebedi bir zata muhatap ve dost yapan,
bilbedahe rahmettir." (Sözler, 9, 10 ; Lemalar, s. 92)
Gökler
ve yer dünya yaratıldığından beri Allah (c.c.)'ın rahmeti ile ayakta
duruyor:
Kuşkusuz Allah (c.c.)'ın ihsanı, rahmeti ve bereketi olmadan dünya
üzerindeki yaşamın devam etmesi imkansızdır. Allah (c.c.) bir ayetinde
bu önemli gerçeği açıkça beyan etmektedir:
"Şüphesiz
Allah, gökleri ve yeri zeval bulurlar diye (her an kudreti altında)
tutuyor. Andolsun, eğer zeval bulacak olurlarsa, kendisinden
sonra artık kimse onları tutamaz. Doğrusu O, Halim'dir, bağışlayandır."
(Fatır Suresi, 41)
Tüm
kainat son derece hassas dengeler üzerinde ayakta durmaktadır.
Allah sonsuz aklı ve ilmi ile, insanları kendisine hayran bırakan
milyarlarca detayı birbiriyle uyumlu yaratarak, muhteşem bir düzen
kurmuştur. Dünyanın her noktasında var olan her canlıda, gerçekleşen
her olayda kusursuz bir sanat ve akıl hakimdir.
Yalnızca dünyanın güneşe uzaklığının, biraz daha az veya biraz
daha fazla olması, hayatın sonunun gelmesi için yeterli olacaktı.
İşte bu durum Allah(c.c.)'ın rahmetinin en açık göstergelerinden
sadece bir tanesidir. Öyle ki, Dünya Güneş etrafında dönerken
her 18 milde, çizgisinden sadece 2.8 mm ayrılır. Bundan 0,3 mm
fazla veya eksik bir sapma yanarak veya donarak ölmemize sebep
olacaktı. Ancak Allah, dünyayı yarattığı günden itibaren buna
izin vermeyerek, canlılığın devamını sağlamaktadır.
Allah (c.c.)'ın bir kanunu olan yerçekimi ise tam olması gerektiği
ölçüde yaratılmıştır ve yaşamın devamına izin verecek şekilde
de değişmemektedir. Oysa bu çekim kuvvetinin daha fazla olması
durumunda dünya atmosferinde çok miktarda amonyak ve metan gazı
birikir ve bu durum, yaşamı olumsuz yönde etkilerdi. Aksi durumda
ise, yani yerçekimi daha az olsaydı, dünya atmosferi çok fazla
su kaybedeceği için yaşamın var olması yine olanaksız olurdu.
Allah-u Teala dünyayı yaşanacak tüm imkanları ile donatarak. insanlara
lütufta bulunmaktadır. Nefes alınan hava, yerden çıkan içilebilecek
nitelikteki su, bereketlerle dolu toprak ve içinden çıkarılan
sayısız nimet Allah (c.c.) tarafından insanlara sunulmaktadır.
Kainatın hiçbir gezegeninde bugüne kadar bu kadar kusursuz ve
yaşama uygun özelliklerle dolu bir ortam bulunamamıştır. Allah'ın
yarattığı bu cansız gezegenler, dünyanın mükemmelliğini kıyas
yaparak anlamamız açısından çok hikmetlidir. Dünyaya en yakın
gezegenlerden biri +170 derecede kaynarken, bir diğeri -180 derece
soğukluktadır ve dondurucu fırtınalarla doludur. Dolayısıyla söz
konusu gezegenlerde, yaşamın tek bir belirtisine bile rastlanmamaktadır.
Oysa milyonlarca gezegen içinde dünyaya gelindiğinde masmavi gökyüzünün
altında, alabildiğine yemyeşil topraklardan tüm insanlar için
tertemiz rızıklar ve ruha çok fazla lezzet verecek güzellikte
bitkiler yaratılmaktadır. Rahman olan Allah yarattığı her canlıyı
olabilecek en güzel ve en hikmetli şekilde yaratmış ve kullarına
böylesine büyük bir rahmet ihsan etmiştir.
Kuşkusuz insanların bir çoğu yaşamının, ne kadar ince detayların
sürekli olarak birbiri ile uyum içinde çalışmasına bağlı olduğunu,
bunlardan tek bir tanesinde bile aksama olduğunda yaşam sürmesinin
mümkün olmayacağını düşünmez. İnkar edenlerin büyük kısmı kendi
dünyevi çıkarlarının peşinde koşarken öylesine büyük bir gaflete
düşmüşlerdir ki, ne kadar büyük bir rahmet içinde olduklarını
dahi fark edememektedirler. Bu da onların büyük bir nankörlük
ve körlük içinde yaşamalarına neden olmaktadır.
Halbuki iman edenler Allah (c.c.)'ın bu delillerini gördükçe imanları
daha da artmakta ve bu tecelliler kalben daima Rablerini zikretmelerine
vesile olmaktadır.
|