|
Allah(c.c.),
Kur'an'da Zatı'nın zikredilmesinin en büyük ibadet olduğunu ve zikre
davete hemen icabet edilmesini bildirir:
"Sana
Kitap'tan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz,
çirkin utanmazlıklar (fahsa)dan ve kötülüklerden alıkoyar. Allah'ı
zikretmek ise muhakkak en büyük (ibadet)tür. Allah, yaptıklarınızı
bilir." (Ankebut Suresi, 45)
Müminin
ruhunun en çok zevk aldığı ibadet "zikir"dir. Çünkü
zikir Rabbi yüceltmek, O'nu övgü ile tesbih etmek ve şanını anmak
anlamına gelmektedir. Bu nedenle iman edenler bir arada iken sürekli
Rahman olan Allah'ı "Esma-ül Hüsna"larıyla zikreder,
kendi üzerlerindeki rahmetini anarlar. Zira müminler kendilerini
seçtiği, kalplerine imanı yerleştirdiği ve cennet umudunu verdiği
için Rablerine karşı büyük bir minnet hissi içindedirler.
Nitekim Cenab-ı Allah iman edenlere Kur'an-ı Kerim'de en büyük
ibadetin de "zikir" olduğunu belirtmektedir. Bu nedenle
iman edenler Allah (c.c.)'ı hem kalpleri hem de dilleri hem de
işledikleri salih ameller ile sürekli zikretmektedirler.
Rahman
dünya tutkularının müminleri Allah(c.c.)'ı zikirden alıkoymamasını
emreder:
"Ey
iman edenler,
ne mallarınız, ne çocuklarınız sizi Allah'ı zikretmekten 'tutkuya
kaptırarak-alıkoymasın'; kim böyle yaparsa, artık onlar hüsrana
uğrayanların ta kendileridir." (Münafıkun Suresi 9)
Dünya
hayatı inkar edenlerin gözlerini boyayan, onların nefislerini
kaptırdıkları aldatıcı ve geçici bir metadan başka bir şey değildir.
Ömür göz açıp kapayıncaya kadar geçtiği halde insanların büyük
çoğunluğu böylesine büyük bir gaflete düşerek, dünya hayatına
aldanmaktan kendilerini alamazlar. Bunun en açık göstergesi cahiliye
toplumu insanlarının salih amellerde bulunmak yerine kendi nefislerini
tatmin etme peşinde koşmalarıdır.
Cenab-ı Allah müminleri de dünyanın bu çekiciliğine karşı uyarmakta
ve onların da böyle bir yanılgıya düşmemeleri için yol göstermektedir.
Çünkü şeytan mutlaka iman edenleri dosdoğru yollarından alıkoymak
ve kendi tarafına çekmek isteyecektir. Onları Allah(c.c.)'tan
ve dinden uzaklaştırarak dünyaya kapılmaları için elinden geleni
yapacaktır. Fakat Cenab-ı Allah bu ayetinde müminleri dünya nimetlerinin
zikirden kesinlikle alıkoymaması için uyarmaktadır. Nitekim müminleri
müşriklerden ayıran en önemli farklardan biri, onların dünyanın
sahte yüzünün şuurunda olmaları ve bu yüzün arkasında ölüm ve
ahiret olduğunu bilmeleridir. Bu nedenle müminler zikri bırakıp
dünyaya dalmaz, dünya nimetlerin hırsını yapmaz, sahip oldukları
veya olmayı istedikleri her türlü ve nimet ve güzelliği ihlasla
Allah'ın yolunda kullanmak için isterler.
Cenab-ı
Allah ayetlerinde inananları şeytana karşı uyarır;
"Ey
iman edenler, hepiniz topluca "barış ve güvenliğe (Silm'e,
İslam'a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size
apaçık bir düşmandır."(Bakara Suresi 208)
Mümin
Allah(c.c.)'ın en sevgili kulu ve dünya üzerindeki elçisidir. Tüm
hayatını O'nun rızasını kazanmak için adamış, malını ve canını bu
uğurda harcamaya niyet etmiştir. Allah'ın rızasını kazanmak için
İslam ahlakının insanlar arasında yayılmasını da hedefler. Şeytan
ve şeytanın etkisi altında yaşayan insanlar ise İslam ahlakının
hakim olmasını engellemek için ellerinden gelen her şeyi yapacaklardır.
Şeytan böylece çok sayıda insanı kandırarak cehenneme gitmelerine
neden olacaktır. Bunun için ise ilk hedefi müminlerdir. Her yoldan
onlara yaklaşarak vesveseler verir, müminleri olmadık şeylerle meşgul
etmek ve onların Allah yolunda kullanacakları vakit ve enerjiyi
gereksiz yere harcamak için uğraşır. Nitekim Kur'an'da şeytanın
bu hedefi açıkça beyan edilmiştir:
"Allah,
onu lanetlemiştir. O da (şöyle) dedi: "Andolsun, kullarından
'miktarları tesbit edilmiş bir grubu' (kendime uşak) edineceğim.Onları
-ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara
düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini
emredeceğim ve Allah'ın yarattıklarını değiştirmelerini emredeceğim."
Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz
o, apaçık bir hüsrana uğramıştır." (Nisa Suresi 118-119)
Bu
ayette geçen "ne olursa olsun" kelimesi şeytanın ne
kadar kararlı ve azimli olduğunu çok açık ifade etmektedir. Şeytan
iman edenleri kendisine hedef olarak seçmiştir ve onları saptırmak
için her yolu ayrı ayrı denemektedir. Bu nedenle müminlerin şeytana
karşı her zaman dikkatli olmaları ve onun kurduğu tuzakları bozmaları
gerekmektedir. Zira şeytan milyonlarca insanı peşine takmış, onları
kendi hakimiyetine almıştır.
Ne var ki, Cenab-ı Allah Kur'an'da büyük bir müjde olarak şeytanın
samimi olan kullara bir zarar veremeyeceğini bildirmektedir. İhlaslı
ve Allah(c.c.)'tan korkan bir mümin şeytanın kurduğu hileli düzeni
hemen farkedecek, bu tuzağını bozacak ve sırat-ı müstakimden ayrılmayacaktır.
Allah
(c.c.)Kur'an 'da müminlere nasıl infak edeceklerini bildirir:
"Ey
iman edenler, kazandıklarınızın iyi olanından ve sizin için yerden
bitirdiklerimizden infak edin. Kendinizin göz yummadan alamayacağınız
bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki, şüphesiz Allah,
hiç bir şeye ihtiyacı olmayandır, övülmeye layık olandır. "(Bakara
Suresi 267)
Allah-u
Teala Kuran-ı Kerim'in bir çok ayet-i kerimesinde müminlere çok
önemli bir ibadeti emreder. Bu ibadet iman edenlerin Allah(c.c.)'ın
rızasını kazanabilmek için kazandıklarından infak etmeleridir. İnfak
müminin dünyayı değil ihlasla ahireti istediğinin en açık kanıtlarından
biridir. Ne var ki Cenab-ı Allah infak ibadetin bir çok inceliklerini
de Kur'an ayetlerinde açıklamıştır. Öyle ki bir ayet-i kerimede
Allah(c.c.) sadakaların açıkça verilmesinin güzel olduğunu fakat
gizli infak edilmesinin daha hayırlı olacağını bildirmektedir. Bu
müminin ihlasının zedelenmemesi için en uygun olandır.
Bunun yanında Bakara Suresi'nin 267. Ayetinde "Kendinizin göz
yummadan alamayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın"
ifadesi geçmektedir. Allah(c.c.) iman edenleri böylesine kötü bir
ahlaktan şiddetle sakındırmaktadır. Çünkü bu küfrün kendi aralarında
yaşattıkları bir ahlaksızlıktır. Onlar ancak, kendi nefislerinin
hoşuna gitmeyen, kendi ihtiyaçları olmayan bir şeyi infak etmeye
yanaşırlar. Üstelik buna rağmen kendilerinin iyilik yaptıklarını
söyleyip övünürler. Oysa mümin gizli infak ettiği gibi, sahip olduğu
şeylerin en güzellerini infak eder. Ayrıca bir mümin hiç bir zaman
müşriklerin infak ettikleri zaman peşinden getirdikleri eziyete
yanaşmaz. Müminin Allah(c.c.) korkusu ve imanı böyle bir tavra kesinlikle
müsaade etmeyecektir.
"Ey
iman edenler, Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara karşı
gösteriş olsun diye malını infak eden gibi minnet ve eziyet ederek
sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Böylesinin durumu, üzerinde
toprak bulunan bir kayanın durumuna benzer; üzerine sağnak bir
yağmur düştü mü, onu çırılçıplak bırakıverir. Onlar kazandıklarından
hiç bir şeye güç yetiremez (elde edemez)ler. Allah, kafirler topluluğuna
hidayet vermez. "(Bakara Suresi 264)
|