KURAN
İÇİNDE BİNLER KURAN BULUNUR Kİ, HER BİR FEYZ SAHİBİNE BİRİSİNİ
VERİR
Kuran
bütün insanlığa yaratılış amaçlarını, Allah'a karşı kulluk görevlerini,
ölümden sonraki yaşamları ile ilgili bilgileri bildiren, insanların
sinelerine şifa, öğüt ve rahmet olarak sonsuz hüküm ve hikmet
sahibi olan Allah tarafından indirilmiş ilahi kitaptır.
Elbette
ki Allah'ın sonsuz hikmet sahibi olması O'nun indirdiği Kuran'ın
sözlerinde de açıkça tecelli etmektedir. Yaklaşık1400 yıl önce
indirilmiş olmasına rağmen tüm zamanlara ve her topluma hitap
etmesi, ayetlerin okuyanların kalplerinde huşu meydana getirip
imanlarının artmasına vesile olması, vicdanlarını harekete geçirmesi,
insanları karanlıklardan nurlara çıkartıyor olması Kuran'ın bu
üstünlüğünün alametlerindendir. Kuran dünya üzerindeki her türlü
soruna en temel ve en kesin çözümleri sunmaktadır. İnsanların
ihtiyaçlarına, problemlerine, merak ettiklerine ve vesveselerine
tam bir cevap niteliği taşımaktadır. Kuran'da evrenin ve insanın
yaratılışı ile ilgili bilgiler, ibretler, kıssalar Allah'ın sonsuz
hikmetinin ve aklının tecellileri olarak insanlara bildirilmektedir.
Hiçbir insan, yaratılmış hiçbir varlık, üstelik bunlar bir araya
gelseler ve birbirleri ile yardımlaşsalar dahi Kuran'ın bir benzerini
dahi meydana getiremezler. (İsra Suresi, 88-89)
Bediüzzaman "ehl-i şuura imamdır, cin ve inse mürşiddir,
ehl-i kemale rehberdir, ehl-i hakikate muallimdir..." sözleriyle
Kuran'ın insanlara yol gösterici olma özelliğini vurgulamıştır.
Kuran'ın hikmetli oluşunun bir diğer önemli delili de her şeyi
en mükemmel, eksiksiz ve özlü bir şekilde açıklıyor olmasıdır.
Allah Kuran'ın sözlerini ilk günkü hali ile kıyamet gününe kadar
koruyacağını, hiçbir insanın ve varlığın onun özünü ve hikmetini
bozamayacağını, batılın onun önünden de ardından da yetişemeyeceğini
bildirmiştir. (Fussilet Suresi, 42)
İnkarcıların inkarlarına sebep olarak verdikleri her misale Kuran'da
hikmetli bir karşılık vardır ki bu da sayısız hikmetlerinden yalnızca
birisidir. Bu nedenledir ki Kuran tüm insanlığa bir belağdır,
yani bir duyuru ve tebliğdir.
Kuran benzersizdir, her kelimesinde ve harfinde bir hikmet vardır.
Çünkü Allah'ın sonsuz aklı ve sınırsız hikmeti tecelli etmektedir.
Nitekim Kuran'ı okuyan müminlerin kalplerinde her zaman bir şevk
ve coşku meydana gelmesi, kalplerinin yatışması, derilerinin yumuşaması,
imanlarının pekişmesi, Allah'a olan sevgi ve korkularının daha
da artması hep Kuran'ın bu hikmetli özelliklerinden kaynaklanmaktadır.
Kıymetli İslam büyüklerimizden Bediüzzaman Kuran'ın bu özelliği
için; "Her bir Kuran harfi, bir hakaik hükmüne geçer; bazen
bir tek harf, bir sahife kadar hakikatleri ders verir." demiştir.
Bediüzzaman
Hazretleri Kuran'ın pek çok mucizevi ve hikmetli yönünün bulunduğunu,
Kuran'ı okuyan kimselerin bu gözle incelemeleri gerektiğini bir
diğer sözünde şöyle belirtmektedir;
"Yani:
"Sahife-i âlemin geniş boyutlarında Nakkaş-ı Ezelî'nin yazdığı
silsile-i hâdisatın satırlarına hikmet nazarıyla bak ve fikr-i
hakikatle sarıl. Tâ ki mele-i a'lâdan uzanan şu selasil-i resail,
seni a'lâ-yı illiyyîn-i tevhide çıkarsın." Şu kitabın heyet-i
mecmuasında öyle parlak bir nizam var ki, nezzamı güneş gibi içinde
tecelli ediyor. Her kelimesi, her harfi birer mu'cize-i kudret
olan bu kitab-ı kâinatın te'lifinde öyle bir i'caz var ki, bütün
esbab-ı tabiiye, farz-ı muhal olarak muktedir birer fâil-i muhtar
olsalar, yine kemal-i acz ile o i'caza karşı secde edeceklerdir."
(Mesneviye-i Nuriye, sf. 247)
Bununla birlikte Kuran'ın ayetlerinden iç içe geçmiş anlamlar
vardır. Yani bir ayet çok çeşitli manaları ve hikmetleri içermektedir.
Ancak insanın Kuran'ın bu hikmetlerini anlayabilmesi için Allah'ı
ve O'nun sözlerini derin düşünmesi gerekir. Çünkü Allah Kuran'da
yeryüzünde onun hikmetlerini kavramayacak bir topluluğun bulunacağını
da bildirmektedir. Bu kişiler Kuran ayetlerini samimi ve ihlasla,
vicdanlarını kullanarak okumadıklarından elbette ki gerçeklerden,
hikmetlerden ve nurlardan perdelenerek yoksun tutulurlar. Bir
başka ayette de Kuran okunduğu zaman ahirete inananlar ile böyle
kişilerin arasına görünmez bir perde çekildiğinden bahsedilir.
(İsra Suresi, 45) Çünkü Allah'ın sözlerine ve dine karşı samimi
yaklaşmadıkları, hatta art niyetli, kuşkucu, önyargılı bir bakış
açısı içerisinde olduklarından her sözü olumsuz ve ters görmek
isterler. Kuran'daki üstün, etkileyici ve hikmetli anlatımı görmezlikten
gelmeye çalışırlar. Bu nedenle de Kuran'daki hikmetlerden ve nurdan
faydalanamazlar. Allah'ın hikmetle verdiği ve samimi bir insanın
kolaylıkla anlayabileceği örneklere karşı; "Allah bu örnekle
ne demek istedi" derler. Son derece açık ve anlaşılır olmasına
rağmen kastedileni bir türlü anlayamazlar. Said Nursi şu sözü
ile inkarcıların bu bakış açısını şöyle vurgulamaktadır:
"Alçak
nefis tarafından her şeyi karanlıklı gösteren küfür zulmetiyle
temsilât-ı Kur'aniyeye bakan olursa; tabiî o temsilâtın hikmetini
anlayamaz, evhama kapılır. Kalbindeki marazın yardımıyla, her
vehim onun nazarında bir dev kesilir, tarîk-i hakkı kaybeder,
tereddütlere maruz kalır. Sonra istifhama, yani sorup sual etmeye
başlar; içinden çıkamaz, en nihayet iş inkâra dayanır, inkârın
içinde kalır." (İşaret-ül İcaz, sf. 162)
Buna
karşılık müminler ise Allah'a karşı derin ve içten bir bağlılık
duyarlar. Güçleri yettiği kadar O'ndan korkup sakınırlar. Allah'ın
yarattığı her şeye hikmet gözü ile bakarlar. O'nun ayetlerini
her şeyde görmeye çalışırlar, ayetler üzerinde derin düşünürler.
Kuran'da da bildirildiği üzere "Allah anıldığı zaman yürekleri
ürperir. O'nun ayetleri okunduğunda imanlarını arttırır ve yalnızca
Rablerine tevekkül ederler." (Enfal Suresi, 2) Allah
da, iman ve samimiyetlerine bir mükafat olarak onlara akıl, basiret
ve feraset nasip eder. Bu vesile ile Allah'ın dilediği kadarı
ile, ayetlerdeki katlanmış manaları, verdiği mesajları kolaylıkla
anlayabilirler. Allah'ın bildirdiklerinden en hayırlı ve en hikmetli
sonuçları çıkarabilirler.