KURAN'DA
FİRAVUN KARAKTERİ - 1
Kur'an'da
Allah bir çok insan karakteri tarif etmiştir. Münafıkların konuşmaları,
müslümanlara karşı tavırları, dine bakış açıları, dinin menfaatleriyle
çatışan yönlerinde öne sürdükleri bahaneler, hatta bakışları dahi,
ayetlerde örnekleriyle açıklanmıştır. Bunun yanısıra Kur'an'da,
müşriklerin nasıl bir ahlaka sahip oldukları, dinsiz insanların
sinsi yönleri, inkarcıların korkuları, hareket tarzları, dine karşı
getirdikleri misaller, dindarlara attıkları iftiralar ve bunun gibi
insan karakterlerini hem tavır, hem karakter, hem de zihniyet olarak
tanımamızı sağlayan çok sayıda ayet mevcuttur. Bütün bu ayetler
ahlakını güzelleştirmek, hatalarını düzeltmek, Allah'ın hoşnut olacağı
bir kul olabilmek için samimi gayret içerisinde olan müminlere rehberlik
eder. Aynı zamanda hem kendi nefislerini, hem de çevrelerindeki
insanları tanımalarına vesile olur.
İnsanların birbirlerinden ayrılan özellikleri saymakla bitmeyecek
kadar çoktur. Konuşma üslubu, bakış şekli, mimikleri, ahlak özelikleri
ve karakterinin yüzlerce farklı yönü vardır.
Müslüman hiçbir özelliğin Allah'ın Kuran'da yerdiği münafıklarla
ya da inkarcılarla benzemesini istemez. Bu nedenle de benzer yönlerinden
arınmak için çok ciddi bir gayret sarf eder. Örneğin bir çok güzel
özelliği olan bir insanın alaycı bir konuşma üslubu olduğunu varsayalım.
İnkar eden insanlara has olan bu vasıf, o kişinin ahlakının bütünü
etkileyecektir. Bu bir bardak suya damlatılan tek bir mürekkep damlasının
bütün suyu kapkara yapmasına benzer. Bu nedenle mümin, ahlaklarının
tüm detaylarıyla Kur'an'da örnek verilen peygamber ahlakına benzemesi
için elinden geleni yapmalıdır. Çünkü dünya üzerindeki kusursuza
en yakın ve en mükemmel insan modeli samimi müslüman modelidir.
Kur'an'da tarif edilen karakterlerden biri de "Firavun karakteri"dir.
Belki siz de bu tanımlamayı ilk duyduğunuzda bir an için bunun sadece
geçmiş dönemlerde Mısır'da yaşayan yöneticilere has bir karakter
olduğunu düşünmüş olabilirsiniz. Oysa yanılıyorsunuz. Bu karakterde
insanlarla günlük hayatımızda sıkça karşılaşıyoruz.
Allah ayetlerde bundan binlerce sene evvel Mısır'ın yönetiminde
diktatör olarak söz sahibi olan Firavun'un karakterini çok detaylı
anlatmış ve müminleri bu insanın ahlakına benzer bir ahlaka sahip
olmaktan men etmiştir. Günümüzde Firavun karakterini bütün olarak
ya da bazı özelliklerini ayrı ayrı üzerinde barındıran yüzbinlerce,
hatta milyonlarca, insan vardır. Bu nedenle size üç bölümlük dizi
olarak hazırladığım bu yazıda tarif ettiğim Firavun karakterine
hiç yabancılık çekmeyeceksiniz.
Televizyon programlarında, gazetelerde, işyerlerinde, alışveriş
yaptığınız yerlerde, arkadaş çevrenizde ya da yoldan geçen herhangi
birinde Firavun karakterinin özelliklerini taşıyan insanlarla mutlaka
rastlaşıyorsunuzdur. Bu insanlar belki de Firavun'un Allah katında
nasıl lanetlenmiş biri olduğunu bilmedikleri için bu ahlakı gösteriyor
olabilirler. Ama önemli olan şuuru açık, Kur'an'ı ve İslamı tanıyan
müminlerin bu çirkin ahlakın en ufak bir özelliğini bile yaşamamasıdır.
Bunun aksi müminlerin ahirette büyük pişmanlık yaşamasına ve çok
derin bir vicdan azabı çekmesine sebep olur. Aşağıda Firavun karakterinin
belli başlı yönleri sıralanmıştır.
Mal
ve mülkle övünmek
Firavun'un Mısır'ın en zengin kişisidir. Mısır'ın arazilerinin bir
çoğu, bağlar bağçeler ve neredeyse Mısır'ın büyük bir kısmı onun
ailesine ve dolayısıyla Firavun'a aittir. Bu nedenle Firavun halkının
üzerinde ezici bir güce sahiptir. Aslında bütün bu zenginlik Allah'tan
ona verilmiş bir nimettir. Eğer bu büyük zenginlik dinin lehine,
İslama hizmet edecek şekilde ve insanların sorunlarının çözümü için
kullanılırsa, bu zenginliğin sahibi için büyük bir ecir kaynağı
olur. Ancak Firavun bu zenginliğin Allah'tan bir lütuf olduğunu
fark edememiş, servetinin gerçek sahibini unutarak, kendisine mâl
etmeye kalkmıştır. Mülkünün kendisine üstünlük kazandırdığını, kendisini
ölümden koruyacağını ve (haşa) Allah'a ait olan güce bu yolla sahip
olabileceğini düşünmüştür.
Bu nedenle Firavun'un karakterindeki en belirgin özellik, mülkünün
kendisine kazandırdığı büyüklük hırsıdır. Fikren karşı tarafa üstün
gelebilecek bir düşünce yapısına sahip olmadığı için sürekli zenginliğini
gündeme getiren, bu zenginlikle karşı tarafta hayranlık uyandırmaya
çalışan Firavun, bir kısım cahil insanlar üzerinde etki sahibi olmuştur.
Ancak Hz. Musa'yla karşı karşıya kaldığında mal ve mülkü kendisine
hiçbir şey kazandırmamıştır.
Hz. Musa onu alemlerin Rabbi olan Allah'a iman etmeye davet ettiğinde,
o büyüklenerek karşı çıkmış, inkarında diretmiştir. Firavun Mısır
Kralı olmasına rağmen, Hz. Musa'nın karşısında çok zavallı ve küçük
bir duruma düşmüş ve bir anda halkının gözündeki büyüklüğünü yitirmiştir.
Firavun sahip olduğu bu ahlak nedeniyle Allah'ın suda boğduğu ve
kıyamete kadar yaşayan tüm insanlara bedenini ibret vesilesi olarak
tuttuğu bir insandır. Allah'ın bu şekilde ibret kıldığı bir insana
karakter olarak benzeme ihtimali dahi iman edenlerin kalbine büyük
bir korku verir. Çünkü mümin Allah'ın rıza göstermeyeceği bir ahlakı
uyguladığında nasıl bir azapla karşılaşacağını bilir. Ancak Allah'ın
azabının şiddeti üzerinde hiç düşünmeyen bir kısım insanlar, Firavun
ahlakını yaşamaya devam ederler. Bu insanları uyarmak ve Firavun
gibi ya da geçmişte yaşayan inkarcılar gibi bir hayat yaşamanın
nasıl bir tehlike olduğunu onlara hatırlatmak müminlerin üzerine
düşen bir sorumluluktur. Bu karakterin tüm özelliklerini detaylı
olarak bilmek ise, bu ahlakı yaşamama yolunda atılan ilk adım olacaktır.
|