Dünyanın her yerinde -dilleri, kültürleri, ırkları ve inançları
birbirinden farklı da olsa- insanların hayatları boyunca elde
etmeyi hedefledikleri şeyler aşağı yukarı aynıdır. Tüm insanlar
mutlu ve zengin olmanın, güvenilir ve gerçek dostlar bulabilmenin,
huzur içinde bir hayat yaşamanın, korku, hüzün ve her türlü sıkıntıdan
kurtulabilmenin, ruhen ve bedenen sağlıklı olmanın yollarını arar,
bunun için sayısız yönteme başvururlar. Buna rağmen dünya tarihi
boyunca istediği hedeflere tam olarak ulaşmış, gerçek anlamda
mutluluğu ve huzuru bulmuş insan sayısı çok azdır. Bunun sebebi
ise insanların çoğunun güvenilir bir kaynağa başvurmaması, uyguladıkları
yöntemlerin ve gittikleri yolların yanlış olmasıdır.
İnsanın nasıl huzurlu olacağını, hüzünden ve sıkıntıdan nasıl
kurtulacağını, hangi yollarla kurtuluşa ve mutluluğa ereceğini
en iyi bilen, her şeyin yaratıcısı olan Allah'tır. Allah tüm kainatı,
canlıları ve insanları yoktan var etmiş ve güzel bir hayata kavuşmanın,
dünyada ve ahirette mutlu yaşamanın sırlarını kulları için rehber
olarak indirdiği Kuran'da bildirmiştir. Nisa Suresi'nin 113. ayetinde
"...Allah, sana Kitabı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediklerini
öğretti. Allah'ın üzerinizdeki fazlı çok büyüktür..." şeklinde
buyurulur. Allah Kuran vesilesi ile insana 'bilmediklerini' öğretmekte,
bir başka deyişle huzurlu ve mutlu bir hayata kavuşmanın "sırlarını"
göstermektedir. Ancak buna rağmen pek çok insan Kuran'dan gafil
yaşadığından bu önemli sırlara vakıf olamaz. Oysa Kuran'a yönelmek,
olayları Kuran'ın gösterdiği şekilde değerlendirmek, hayatın her
safhasında Kuran'da tarif edildiği gibi davranmak kişinin hem
dünyada hem de ahirette bir çok nimete ve güzelliğe kavuşmasına
neden olur.
Örneğin bazı insanlar hiç umulmadık olaylar karşısında çok şiddetli
korkular yaşar, ürküp, paniğe kapılır, oluşan neticelerden üzüntü
duyar, ümitsizliğe ve yılgınlığa düşerler. Hatta çoğu zaman hayatı
kendilerine -yine kendi deyimleriyle- 'zehir' ederler. Bunun nedeni
o kişilerin Kuran'da bilidirilen gerçeklerden uzak olmaları ve
Kuran ahlakını yaşamamalarıdır. Çünkü Allah Kuran'da insanlara
ibadetlerin, haram ve helallerin, güzel ahlak özelliklerinin yanı
sıra, her duruma karşı nasıl bir tavır ve ahlak göstermeleri gerektiğini
de detaylı olarak bildirmiştir. Bunlar, mümin için çok önemli
bilgilerdir. Nitekim Kuran Enbiya Suresi'nin 10. ayetinde de bildirildiği
gibi 'insanların içinde bulunduğu tüm durumları kapsayan' ilahi
bir kitaptır.
Bu nedenle mümin ölümcül bir hastalığa da yakalansa, çetin ve
acımasız bir düşman ordusu ile de karşılaşsa, haksız yere iftira
ve hakarete de uğrasa, çok zorlu şartlar altında tüm yaşamını
sürdürmesi de gerekse daima tevekküllü ve sabırlıdır. Her işi
Kuran ahlakı ile değerlendirip buna göre davrandığından telaşa
ve korkuya kapılmaz. Her zaman cesur, metanetli ve asil bir ahlak
gösterir. Zira Kuran'da kadere teslimiyetin önemli bir mümin özelliği
olarak belirtildiğini ve tevekkülde çok önemli sırların, nimetlerin
ve hayırların bulunduğunu bilir. Gönülden Allah'a teslim olduğundan,
Allah'ın kendisine özel olarak hazırladığı, en ince detayına kadar
planladığı kaderini heyecan, şevk ve zevk ile seyreder. Karşılaştığı
her olay, neticesi ne olursa olsun ona imani bir zevk verir. İşte
bu nedenle müminler gerçek iman sahibi olmanın rahatını ve konforunu
hayatları boyunca yaşarlar. Bu Allah'ın müminlere Kuran'daki bir
vaadi ve güzel bir karşılığıdır.
Kuran'ın müminlere şifa ve rahmet olan yönlerinden biri de, sahip
oldukları imanın ve tevekkülün, her zaman için işlerini kolaylaştırmasıdır.
İnşirah Suresi'nin 5. ayetinde bildirildiği üzere her ne kadar
zor gibi görünen bir şart oluşsa da Allah mutlaka kolaylığı da
beraberinde yaratır. Bu, Allah'ın Kuran'daki bir vaadidir ve yalnızca
müminlere has bir sırdır. Allah daima müminlerin yüklerini hafifletir,
imtihanlarını kolay kılar. Öte yandan, Allah insana duası vesilesi
ile Kendisi'nin hayırlı ve güzel gördüğü her şeye erişme imkanı
da vermiştir. Allah, "De ki: Sizin duanız olmasaydı Rabbim
size değer verir miydi?…" ayetiyle, duanın insanlar için
çok önemli bir ibadet olduğunu bildirmiştir. Müminin en yakın
dostu, en çok sevdiği varlık, her an yanında olan Allah'tır. Her
olayı evirip çeviren ve en hayırlı şekilde düzenleyen O'dur. İşte
bu gerçeğe iman eden bir kimse Allah'tan her şeyi ister ve duasına
mutlaka bir şekilde icabet edileceğini umar.
İşte bu ve bunun gibi insanların sıkıntılarını, endişelerini güzelliklere
ve huzura çevirebilecek sırlar Kuran'da bildirilmektedir. Kuran
insanlar için bir rehber ve hidayet önderidir. Eğer insan Kuran'da
Allah'ın gösterdiği ahlakı yaşamak için çaba gösterir, sakındırdığı
tavır ve ahlaktan şiddetle sakınıp kaçar ise, hem dünyasını hem
de ahiretini güzelleştirecek bir yola uymuş olur. Allah insana
Kuran'a göre yaşamasının neticesinde, Kendi katından bir mükafat
ve güzellik olarak ruhuna kimsenin bilemeyeceği sayısız güzellikler
ve zevkler yaşatır. Aksinde ise, yani Allah'ın indirdiği hükümlere
ve kitabına riayet edilmediği zamanlarda, insanlar yaşamlarında
mutlaka acılara, sıktıntılara ve başarısızlıklara şahit olurlar.
Şüphesi insanlığın maddi ve manevi kurtuluşu için tek yol Kuran
yoludur.