|
KURAN'DA
İKRAMIN İNCELİKLERİ
Kuran
ahlakına sahip bir insan, hayatının her anında güzel ahlakı kendine
hedef edinir. İş hayatında, okulda, evde, yolda, alışverişte her
an nezaketli, ince düşünceli ve hürmetkardır. Müslümanın bu güzel
ahlakını gösterebileceği bir başka yer de bir misafir geldiğindeki
ikramıdır. Bir hadiste peygamberimiz "Size bir ziyaretçi geldiği
zaman ona ikramda bulunun" şeklinde buyurmuştur. Kuran ayetlerinde
de salih müminlerin pekçok incedüşünceli tavırları insanlara örneklerle
açıklanmıştır. İnsanlara düşen ayetler üzerinde düşünerek kendileri
için bu konulardan dersler çıkarmak, titizlikle uygulamaya dikkat
etmektir.
Kuran'da bahsi geçen bu tavırlar ince düşünce üzerine kuruludur.
Bunun altında karşı tarafa saygı, hürmet ve değer verme yatmaktadır.
Ancak bu karşı taraftaki kişinin şahsına karşı değildir. Mümin her
hareketinde olduğu gibi müminlere ikramında da Allah rızasını kendine
hedef edinir ve her yaptığını salih amelde bulunmak amacıyla yapar.
Allah konuşmada, ikramda, tavırda hep en güzel ahlakın aranmasını,
en ince düşünceli hareketin tercih edilmesini tavsiye etmiştir.
Örneğin Allah, "Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini
söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan
insanın açıkça bir düşmanıdır" (İsra Suresi, 53) ayetiyle
insanlara en güzel sözü tavsiye etmiştir. Bu ayeti bilen bir insan
kötü bir söz sarf etmekten şiddetle kaçınır, insanlara en güzel
şekilde hitap etmek için gayret gösterir ve ibadet bilinciyle hareket
eder.
Allah Kuran'da peygamberlerin pekçok incedüşünceli ve vicdanlı tavrına
dikkat çekmiştir. Müminlere düşen ise bu tavırlardan örnek almak,
aynı ahlakı göstermek için gayret sarf etmektir. Bu güzel ahlak
örneklerinden biri Hz. Musa'nın kıssasında bulunmaktadır. Hz. Musa
kavminden ayrıldıktan sonra suyun başında çoban bulunduğu için geride
bekleyen iki kadınla karşılaşmış ve onlara yardımda bulunmak amacıyla
onların sürülerini sulamıştır. Bu tavır, dikkat ve ince düşünce
açısından müminlerin kendilerine örnek alacağı bir davranıştır.
Kasas Suresi 23 ve 24. ayette bu konudan şu şekilde bahsedilmektedir:
Medyen
suyuna vardığı zaman, su almakta olan bir insan topluluğu buldu.
Onların gerisinde de (hayvanları su başına götürmekten çekinen)
iki kadın buldu. Dedi ki: "Bu durumunuz ne?" "Çobanlar
sürülerini sulamadıkça, biz sürülerimizi sulayamayız; babamız,
yaşı ilerlemiş bir ihtiyardır" dediler. Hemencecik onların
sürülerini suladı, sonra yine gölgeye çekilerek dedi ki: "Rabbim,
doğrusu bana indirdiğin her hayra muhtacım."
Ayette
de bildirildiği Hz. Musa onların bu rahatsızlıklarını fark ettikten
sonra hiç duraksamadan, "hemen" yardımınlarına koşmuş,
güzel ahlakıyla kadınların dikkatini çekmiştir.
Allah
Kuran ayetlerinde, Hz. Musa'nın ince düşünceli tavrı gibi, adaba
ve ince düşünceye yönelik daha pek çok örnek bildirmiştir. Bunlardan
bazıları iman eden bir kişinin konuşma yaparken sesinin peygamberin
sesi üzerine çıkmaması, Bedevilerin yaptıkları gibi evlere pencereden
değil kapıdan girilmesi, evlere girildiği vakit esenlik dileği olarak
"selam sözüyle" girilmesi, Kehf Ehline tavsiye edildiği
gibi alışveriş yapmak üzere gittikleri yerde insanlara nazik davranmalarının
öğütlenmesidir. Bu güzel tavırlar müminlerin cennette karşılaşacakları
güzel ahlakın, ortamın adeta dünyaya bir yansıması gibidir. Allah
cennette birçok eşsiz güzelliği kulları için hazırlamıştır. Cennet
dünyadaki hiçbir eksikliğin olmadığı, gözlerin en çok zevk alacağı,
en güzel ortamların bulunduğu bir mekandır ve müminler Kuran'da
cennetle müjdelenmişlerdir. Dolayısıyla mümin ahiret yurdunun cennet
olması için çaba harcayan, bunun için hayırlarda yarışan bir insandır.
Bu nedenle de Allah'ın cennetinde vaat ettiği güzelliği, asaleti,
şefkati, merhameti ve daha pekçok üstün ahlak özelliğini bu dünyada
da yaşamayı hedefler.
Mümin evine konuk olan bir kişiye, yolda karşılaştığı bir insana,
işyerindeki arkadaşlarına, kısacası karşılaştığı her insana güzel
ahlak göstermekle mükelleftir. Bu nedenle de karşısındaki kişi kim
olursa olsun, hangi mevkide ya da kaç yaşında olursa olsun hürmetle,
ince düşüceyle ve sevgiyle yaklaşır. Her hareketiyle karşısındaki
insana değer verdiğini hissettirir. Bu ahlakından karşısındaki kişi
kadar kendisi de çok fazla zevk alır.
Kuran'da Hz. İbrahim'in konuklarını ağırlamasında da adaba ve ince
düşünceye dair çok güzel bir örnek vardır. Ayetlerde bu konu şu
şekilde geçmektedir:
Sana
İbrahim'in ağırlanan konuklarının haberi geldi mi? Hani, yanına
girdiklerinde: "Selam" demişlerdi. O da: "Selam"
demişti. "(Haklarında bilgim olmayan) Yabancı bir topluluk."
Hemen (onlara) sezdirmeden ailesine gidip, çok geçmeden semiz
bir buzağı ile (geri) geldi. Derken onlara yaklaştırıp (ikram
etti); "Yemez misiniz" dedi. (Zariyat Suresi, 24-27)
Ayette
de bildirildiği gibi Hz. İbrahim'e konukları geldiği zaman, "onlara
hiç fark ettirmeden", "hemen" ikramda bulunur ve
"en lezzetli yiyeceği" sunar. Bu örneklerle Allah bizlere
hal ve tavır olarak adaba uygun düşecek incelikleri gösterir. Hz.
İbrahim'in ikramı, ikram ederken kullandığı nezaketli ve ince üslubu,
hiç sezdirmeden hemen hazırlık yapması, vereceği yiyeceğin en lezzetisini
seçmesi, hepsi müslümanlar için zevkle yerine getirilecek, örnek
alınacak güzel ibadetlerdir. Bu kişilerin güzel ahlaklarına dair
çok güzel bir delildir.
Çünkü müminlerin her tavrı, her davranışı Kuran'ı temsil eder. Kuran'ı
temsil edecek davranışları, sözlerin söyleniş biçimini, nezaketi,
inceliği, sanat zevkini, yenecek temiz yiyecek örneklerini bizler
hep Kuran'ı Kerim'den öğreniriz. Tüm bunlar ruhun zevk aldığı, insanın
yaratılışına uygun olan, ahiretin güzelliklerine, üstünlüklerine
hazırlanan müminlerin taşıması gereken asil ruhun birer yansımasıdır.
Bu güzel hal ile, belki sözle söylenmeyen bir çok şey ifade edilir.
|