İNKARCILARA
İSABET EDEN AZAP ÇEŞİTLERİ - 3
Cenab-ı
Allah kendi rızasını aramayan, gönderdiği elçilere tabi olmayan
hatta onlara karşı azgın ve saldırgan bir tutum izleyen kavimleri,
tutumlarını değiştirmemeleri durumunda yaptıklarına karşılık çok
çeşitli azaplarla cezalandırmıştır. Allah'ın kendisinden razı
olmadığı topluluklara indirdiği azaplar her kavim için farklı
olmuştur. Bugün yazımda iki gündür üzerinde durduğum bu azaplardan
diğer birkaçını anlatacağım. Elbette, inkar eden kavimlere verilen
azapları bilmek iman edenlerin Rabbimize olan korku, saygı ve
bağlılıklarının artmasına vesile olacaktır.
SUDA
BOĞULDULAR
Kur'an'da bir çok kavmin Firavun ve ordusu gibi suda boğularak helak
edildiği de haber verilmektedir. Hz. Nuh'un tebliğinden yüzçeviren
son derece zorba ve büyüklenen kavmi de aynı sona uğramıştır. Onlar
ayetleri yalanlamış, Allah katında çok değerli bir kul olan Hz.
Nuh'u alaya almışlar ve kendierine hiçbir şey olmayacağını sanmışlardır.
Ne var ki, tufan onları hiç beklemedikleri bir anda ve hiç ummadıkları
bir şiddette yakalamıştır. Ve Hz. Nuh'a inanan bir gemi halkı dışında,
oğlu da içinde olmak üzere tüm inkarcılar helak olmuşlar ve suda
boğulmuşlardır.
"Fakat
onu yalanladılar; biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları
kurtardık ve onları halifeler kıldık. Ayetlerimizi yalanlayanları
da suda boğduk. Uyarılanların nasıl bir sonuca uğratıldıklarına
bir bak." (Yunus Suresi 73)
KORKUNÇ
BİR ÇIĞLIKLA HELAK EDİLDİLER
Kur'an geçmiş kavimlerin bazılarının da "korkunç bir çığlıkla"
helak edildiğini bildirir. Allah'a karşı büyüklenen kavim bu inkarının
cezasını böyle bir azapla son bularak almıştır. Azgın kavmin üzerine
gönderilen çığlıkla gelen azabı ayetlerden birinde " dayanılmaz"
olarak nitelendirilmektedir. Ve bu çığlık kavmin üzerinde çok
şiddetli bir tahribat yaratmış, onu darmadağın etmiştir. Ayetler
kavmi yıkıma uğratan bu çığlığı şu şekilde açıklamaktadır:
"Onlar,
yalnızca tek bir çığlıktan başkasını gözetmezler, onlar birbirleriyle
çekişip-dururken o kendilerini yakalayıverir. (Yasin Suresi 49)
"Çünkü
Biz onların üzerine bir tek çığlık gönderdik. Böylece onlar, ağıldaki
çalı-çırpı olan kuru ot gibi oluverdiler. (Kamer Suresi 31)
"Ağılda
çalı çırpı oluverdiler, süprüntü kılıverdik" ifadeleri çığlık
ile helak edilen kavmin ne kadar korkunç bir duruma düştüğünü
açıkça tarif etmektedir. Böylece inkar edenler hiçbir değeri olmayan
bir süprüntü haline gelip yok olmuşlardır. Allah'ın kendilerine
verdiği sayısız nimeti gözardı eden, kendilerini bir hiçlikken
vareden, rızıklandıran, güzellikler sunan Rahman'a karşı büyüklenenler
daha dünyada iken hakettikleri karşılığı misli ile almaktadırlar.
YAĞMUR,
RÜZGAR VE YILDIRIM BELASINA TUTULDULAR
Göğün ve yerin tüm orduları Allah'ındır. Allah kainatın her zerresine
hakimdir. Varolan tüm güçlerin hakimi odur. Onları dilediği gibi
kontrol etme ve tasarruf etme gücüne maliktir. Bu nedenle dilediği
taktirde göğün ve yerin güçlerini küfre azap vermek için kullanır.
Küfür azgınlaştığı, isyanını ilerlettiği, kibirlenerek büyüklendiğinde
"doğal afet" olarak nitelendirdiği fakat açıkça Allah'ın
azabı olan belalarla karşılaşır. Kur'an geçmiş kavimlerin bu çeşit
belalarla yok olduklarına dair bir çok ayeti delil gösterir.
"Kitap Ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni
istiyor. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Demişlerdi
ki: "Bize Allah'ı açıkça göster." Böylece zulümlerinden
dolayı onlara yıldırım çarpmıştı…(Nisa Suresi, 153)
"Semud'a
gelince; Biz onlara doğru yolu gösterdik, fakat onlar körlüğü
hidayete tercih ettiler. Böylece kazandıkları şeyler yüzünden
onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakalayıverdi." (Fussulet
Suresi 17)
Yıldırımın
yanında Allah uyarılan bir kavme şiddetli bir yağmur isabet ettiğinden
de bahsetmektedir. Allah'ın korkutmak amacıyla yağdırdığı yağmurun
ne kadar dehşetli olacağı elbette çok açıktır. Nitekim Allah Neml
Suresinin 58. Ayetinde bu yağmurun dehşetini bildirir.
"
Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne
kötüdür." (Neml Suresi 58)
Allah
(c.c.) kendi kontrolünde olan rüzgarı müthiş bir azap kaynağı olarak
kullanmaktadır. Aslında insanlar için bir rahmet olan rüzgar Allah
dilediği taktirde inanılmaz bir belaya dönüşebilmektedir. Şiddetli
esen bir rüzgar insanı dehşete düşürecek ve korkuya kaptıracak bir
güce sahiptir. Onun bu kuvveti karşısında değil insan binalar bile
karşı koyamamaktadır. Allah Kur'an-ı Kerim'de rüzgara verdiği bu
gücü şu şekilde tarif eder:
"Ad (kavmin)de de (ayetler vardır). Hani onların üzerine
köklerini kesen (akim) bir rüzgar gönderdik. Üzerinden geçtiği
hiç bir şeyi bırakmıyor, mutlaka çürütüp-kül gibi dağıtıyordu."
(Zariyat Suresi 41-42)
Allah
azgın kavmi yerle bir etmek için onların üzerine köklerini kurutacak,
hatta çürütüp kül gibi dağıtacak bir rüzgar göndermektedir. Kavmin
küle benzetilecek hale gelmesi demek tamamiyle yok olması manasına
gelir. Allah bu ayetleri ile sonsuz gücünü rüzgarın, yağmurun ve
yıldırımın üzerinde nasıl yansıttığını apaçık ortaya koymaktadır.
Bu ayetler inanan müminlere ibret olması ve sakınıp korkmaları içindir.
|