|
MÜMİNLER
CENNETTE İZZET-İ İKRAM İÇİNDE AĞIRLANACAKLARDIR
Dünya hayatları süresince Allah'ı razı edecek güzel davranışlarda
bulunan, Kuran'a bağlı yaşayan müminler, Allah tarafından sonsuz
cennet hayatıyla müjdelenmektedirler. Allah onları bu mekanda
sonsuza kadar ağırlayacak ve bitmeyen bir şölenle ödüllendirecektir.
Allah kullarına henüz dünya hayatlarında iken çok güzel ve çeşitli
nimetler sunmaya başlar. Ancak dünya hayatındaki nimetleri hem
iman edenler, hem de inkar edenler içindir. Oysa dünyadakilere
göre çok kusursuz ve eşsiz olan cennet nimetleri, sadece cennette
yaşamaya layık olan salih müminler için hazırlanmıştır. Müminler
cennetin kapılarında melekler tarafından karşılanacaklar ve sonsuza
kadar sürecek olan muhteşem hayatlarına başlayacaklardır. Dünyadaki
hayatları boyunca bu sonsuz hayatları için hazırlanmış olan muttakiler
cennetin kapılarından itibaren Allah'ın bol ikramının olduğu eşsiz
bir şölen ile karşılaşacaklardır. Bu, dünya hayatındaki iyiliklerine
bir mükafat olarak sonsuza kadar devam edecek bir şölendir.
Müminler henüz dünyada iken, aynı büyük bir ziyafete hazırlanır
gibi gerek ahlak olarak, gerekse akıl ve ruh güzelliği olarak
kendilerini cennet için hazırlarlar. Belki birkaç saniye, belki
de birkaç on dakika sonra ölüm melekleriyle karşılaşıp, ahiret
hayatlarına geçebileceklerini bildiklerinden çok ciddi bir çaba
içindedirler. İnsan aklının kavramakta zorlandığı sonsuzluk boyunca
devam edecek büyük bir baloya, muhteşem bir ziyafete hazırlanırken,
heyecan ve neşe içinde Allah'ın rızasını kazanmak için salih amellerde
bulunurlar.
Cennetin kapılarının kendilerine açılmasıyla birlikte bu sonsuz
şölen içinde yaşamaya başlayan müminler, eşleriyle birlikte ne
çok güneşli ne de soğuk olan, gölge bir mekanda, kendileri için
hazır bulunan tahtlara yaslanarak, kendilerine sunulan nimetlerin
tadına varırlar. Orada nefislerinin arzuladığı her nimet ve onların
akıllarından geçmeyen milyonlarcası hizmetlerine sunulmuştur.
Gözlerini ne yöne çevirirlerse çevirsinler karşılarına hep kendileri
için hazırlanmış nadide güzellikler çıkar. Çünkü Allah onların
etrafını eşsiz bir mülk ve nimetle donatmıştır.
Eşsiz güzelliğe sahip cennet hurileri ve gılmanları tarafından
etraflarında dolaşılarak, kaynaktan doldurulmuş kadehlerle bembeyaz
bir içecek ikramı yapılır. İçeceklerin kimisi içine zencefil karıştırılmış
özel bir tada sahiptir. Onlar ise bu sırada Allah'ın rızasına
ve cennet hayatına kavuşmuş olan gelmiş geçmiş tüm iman edenlerle
birlikte karşılıklı tahtlarda otururlar. Yedikleri, içtikleri
herşey tam onların hoşuna gidecek şekilde hazırlanmıştır. Örneğin
tertemiz cennet içkisinin ikramı sırasında kullanılan kaplar ve
kadehler billurdan ve gümüşten yapılmadır. Yine oturdukları yerden
rahatça ellerini uzatıp koparacakları kadar yakın meyve ağaçları
vardır. Bu ağaçlar hem taze meyve dolu oldukları için, hem de
devşirilmeleri kolay olduğu için müminler için büyük nimettirler.
İkram, müminlerin ahlakında önemli bir yer tutar. Müminler kendilerine
gelen misafirlerine Allah'ın nimetlerinden ikram etmekten ayrı
bir zevk alırlar. Kuran'da Hz. İbrahim'in güzel ahlakı bu konuda
örnek verilir. Hz. İbrahim kendisine insan görünümünde gelen meleklere,
onlara hissettirmeden güzel bir ikramda bulunduğundan bahsedilir.
Yiyeceklerin en güzelini seçerek yaptığı bu ikram Allah'ın elçisinin
ince düşünceli tavrını ve güzel ahlakını göstermektedir.
İşte dünyadayken güzel ahlaklarıyla öne geçmiş olan müminlere
de, cennetteki sonsuz hayatları boyunca çok güzel kılınmış huriler
tarafından sürekli olarak ikramda bulunulacaktır. Etraflarında
hep Allah'ın dostları, güzel ahlaklı müminler olacak ve onlarla
birlikte büyük bir huzur, neşe ve mutlulukla dolu sonsuz bir hayat
yaşayacaklardır. Çünkü müminler Allah'ın dünyadayken kendilerine
nasip ettiği nimetlere, yaptığı türlü ikramlara hep şükürle karşılık
veren, tüm bunlara kendilerine Allah'ı hatırlattıkları için meşru
bir sevgi duyan insanlardır. Bunları Allah'ı razı etmek için kullanırken,
her zaman için Rablerine cennetteki asıllarını nasip etmesi için
dua etmektedirler. Allah da bu ahlaklarına bir karşılık olarak
onlara sonsuza kadar dünya nimetlerinin asıllarını ikram edecektir.
Büyük İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri de müminlerin
nimetlere olan bu yaklaşımını bir hikmetli sözünde şu şekilde
açıklamıştır:
"Lezzetli
yiyeceklere, hoş meyvelere şükrederek meşru sevgi beslemenin ahiretteki
neticesi, Kuran'ın açık ifadesiyle cennete layık bir biçimde lezzetli
yiyecekler, güzel meyveler ve o yiyecek ve meyvelere iştah dolu
bir sevgidir."
Cennetin
önemli bir özelliği de buradaki ikramın diğer nimetlerde de olduğu
gibi sürekli olmasıdır. Zaten bu nimetlerin değeri, devamlı olmalarındadır.
Bunlarda ne bir bozulma, ne bir çürüme. ne de bir yıpranma olmaz.
Hepsi yepyeni, tertemiz ve taptaze bir şekilde sonsuza kadar nimet
olma özelliklerini korurlar. Bakıma, beslemeye, büyütmeye ihtiyaçları
yoktur. En bol, en bereketli şekilde sürekli olarak müminler için
hazır olurlar. Bediüzzaman cennetin ve içindeki nimetlerin bu
yönünü şu şekilde ifade etmiştir.
"Nimetin devamı zatından daha kıymetlidir. Lezzetin devamı
lezzetten daha lezizdir. Cennette devam, Cennetin üstündedir."
Yüce
ikram sahibi olan Allah kendisine teslim olmuş bir kalp ile gelen
samimi kulları için sonsuza kadar böyle bir hayat hazırlamıştır.
Orada onların isteyip arzu ettikleri herşey en güzel şekliyle
hazırdır. Nefislerinin arzu ettiği, gönüllerinin istediği her
türlü nimet diledikleri anda emirlerine amade kılınmıştır. Onlar
için orada sonsuz bir ağırlanma ve sonsuz bir konuklama vardır.
Çünkü orası dünya hayatına kanmayan, Allah'ın rızasından sapmayan
samimi insanların sonsuz yurtları, sonsuz mekanlarıdır.
|