|
ALLAH'IN
RAHMETİ HERYERİ SARIP KUŞATMIŞTIR
Cenab-ı
Allah Kuran-ı Kerim'de insanları pek çok konu üzerinde düşünmeye
ve araştırmaya çağırmaktadır. Göklerin ve yerin yaratılışı, gece
ve gündüzün nasıl meydana geldiği, bitkilerin yaratılışı, dağların
özellikleri, yıldızlar ve daha pek çok konu Allah'ın üzerinde düşünülmesini
emrettiği konulardandır. Bunların yanısıra Allah insanları kendi
yaratılışları üzerinde düşünmeye de davet etmektedir. Çevresindeki
canlıları inceleyen, kendi bedeninin nasıl yaratıldığını araştıran
ve bunlar üzerinde düşünen insan bu şekilde Allah'ın yaratışındaki
üstün sanatı görecek ve Rabbi'nin rahmet tecellilerini daha iyi
tanıyacaktır.
İnceleyerek, araştırarak, keşfederek yani bilim yolunu kullanarak
Allah'ın eşi benzeri olmayan yaratma sanatını insanların gözleri
önüne sermek mümkündür. Bilimde kaydedilen her türlü gelişme Allah'ın
yaratmasındaki detayları ortaya çıkarır. Bilimsel gelişmeler ancak
bu bakış açısıyla takip edildiğinde kişiye gerçek anlamda yarar
sağlayacak ve birer tefekkür vesilesi olacaktır.
Ben de bu konuyla bağlantılı olarak bu yazımda insan genomu projesine
değinmek istiyorum.
Genom
Projesinin İnsanlığa Kazandıracakları
Geçtiğimiz aylarda dünya gündemini meşgul eden genom projesi ile
hedeflenen insanın gen haritasının çıkartılması idi. Bu harita sayesinde
insanlarda genetik olarak meydana gelen hastalıkların önceden tespit
edilebilmesi amaçlanıyordu. Bu yolla hastalıklar önceden yapılacak
müdahaleler ile engellenebilecek, hatta hastalığa yakalanan kişiye
özel ilaçlar üretilebilecekti. Ayrıca proje ile insan yaşamının
uzatılması da hedefleniyordu. Konunun detaylarına girmeden önce
gen konusunu tekrar hatırlatmak istiyorum.
Bir insanın genlerinde, o kişi ile ilgili her türlü bilgi saklıdır.
Kişinin saç rengi ve cinsi, göz yapısı ve rengi, teninin rengi,
hangi hastalıkları geçireceği, boyunun ne kadar olacağı, ses tonu,
kemik yapısı ve daha pek çok detay tıpkı bir telefon defterinde
ya da bir kitapta olduğu gibi insanların genlerine yazılmıştır.
Ancak genlerde son derece karmaşık bir şifreleme sistemi söz konusudur.
İşte bilim adamlarının İnsan Genomu Projesi ile yapmaya çalıştıkları
da bu şifreleme sisteminin çözülmesidir. Nitekim söz konusu proje
dahilinde insanın gen haritasının %97'si çözülmüş, bu %97lik çözülen
kısmın da %85'i doğru olarak sıralanmış durumdadır. Genlerin geri
kalanının da çok yakında çözülmesi beklenmektedir.
Bu gelişmenin anlamı elbette ki çok büyük. Başta da belirttiğim
gibi böylece pek çok hastalık daha ortaya çıkmadan yıllar önce tespit
edilip, çözülebilecek. Bozuk genlerin yenileriyle değiştirilmesi
suretiyle çeşitli hastalıklar tedavi edilebilecek. Kanser başta
olmak üzere çağın önemli hastalıklarına yakalananlar iyileştirilebilecek.
Bunlar arasında Alzheimer, kalp krizi, diyabet gibi yaygın görülen
hastalıklar da var. Bir kişinin hangi hastalığa yakalanacağı daha
doğmadan tespit edilecek. Aynı şekilde kalıtımsal hastalıklara da
bu projeyle çare bulunabilecek.
Projenin getirdikleri yalnızca bunlarla da sınırlı değil elbette.
İnsanların büyük çoğunluğu için projenin en önemli yönü insan ömrünün
uzaması ihtimali. Yaşlanmaya neden olan genler ve bunların birbirleriyle
etkileşimlerinin belirlenmesiyle ortalama insan ömrünün ilk etapta
95 yıla çıkacağı iddia ediliyor. Hatta bu rakamın gelecekte daha
da buyüyeceği savunuluyor. Nitekim hücrelerin kendilerini yenilemesini
engelleyerek yaşlanmaya neden olan "p21" adlı bir genin
deşifresinin tanımlandığı da yetkililerce belirtiliyor. Yürütülen
çalışmalarla yakın bir gelecekte insan ömrünün uzaması olasılığı
gerçekten de mümkün.
Bu elbette ki son derece heyecan verici bir konu ancak benim asıl
üzerinde durmak istediğim nokta, insan ömrünün uzamasının Allah'tan
bağımsız bir olay olarak gösterilmeye çalışılmasının ve "kaderin
değiştirilebileceği" gibi yanlış yorumlar yapılmasının ne derece
büyük bir hata olduğu.
Yanlış
Yönlendirmelerle Gaflete Kapılmamak
Evrendeki herşey Allah'ın kontrolü altında gerçekleşir. Bunun aksini
düşünmek, bazı konuları Allah'ın kontrolünün dışında imiş gibi düşünmek
son derece büyük bir gaflet olacaktır.
İnsan ömrünün uzatılması gibi bir gelişme Allah'ın çağımızda yaşayan
ve bundan sonra yaşayacak insanlara lütfundan başka bir şey değildir.
Nitekim Ankebut Suresi'nde "Andolsun, biz Nuh'u kendi kavmine
(elçi olarak) gönderdik, içlerinde elli yılı eksik olmak üzere bin
sene yaşadı. Sonunda onlar zulme devam ederlerken tufan kendilerini
yakalayıverdi." (Ankebut Suresi, 14) ayetiyle Hz. Nuh peygamberin
de çok uzun yaşadığından bahsedilmektedir. Bu ayettenden de anlaşılabileceği
gibi insan ömrünün uzaması da hastalıklara çare bulunması da Allah
diledikten sonra elbette ki mümkündür. Ancak bu durum insanları
gaflete düşürmemeli tam tersine Allah'a yakınlaştırmalıdır. Her
olay Allah'ın yarattığı kader dahilinde gerçekleşir. İnsan ömrünün
uzaması da kısalması da Allah'ın bilgisi dahilindedir.
Uzun ömür verilmesi durumunda insanın şımarıklığa kapılması için
hiçbir neden yoktur. Çünkü ölüm vardır ve bu akıldan hiç çıkarılmaması
gereken apaçık bir gerçektir. İnsanın ömrü 50 sene de, 100 sene
de, 1000 sene de olsa sonunda mutlaka bir gün ölüm gelecektir. Kaldı
ki genom projesi sayesinde uzun ömre sahip olan bir insan çok basit
gibi görünen bir nedenle ölebilir. Soluk borusuna kaçan bir lokma,
nefes alamama, düşüp başını çarpma bir insanın gün içinde ölümle
karşılaşması için vesile olabilecek olaylardan sadece birkaçıdır.
Her insan ölümünden sonra yaptıklarından dolayı hesaba çekilecek,
bunun neticesinde de ya cennetle ödüllendirilecek ya da cehennemle
cezalandırılacaktır. Şu halde ömür uzun da olsa kısa da olsa fark
etmez. Önemli olan dünyada her insana verilmiş olan sürenin sadece
Allah rızası için kullanılmasıdır. Allah'tan hayırlı ve çok uzun
bir ömür istenebilir, fakat bu istek, daha çok salih amelde bulunmak,
Allah'ın sonsuz kudretini daha iyi takdir edebilmek ve Allah'a yakınlaşabilmek
için olmalıdır. Aksi bir durum kişinin kendisi için kayıp olacaktır.
Allah'ın
Rahmetinin Delillerinden Biri: Biyoteknoloji
Gen teknolojisi konusunda önemli bir noktaya daha dikkat çekmek
istiyorum. Gen teknolojisi ya da biyoteknoloji sayesinde ekim yapılan
yerlerde hasatta artış sağlanabilmesi imkanı da doğmaktadır. Şu
an dünyadaki pek çok ülke halkının karşı karşıya olduğu açlık ve
gıda açığı göz önüne alındığında bu teknolojinin anlamı daha belirgin
bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Bu proje sayesinde örneğin mısıra dadanan zararlılar için mısıra
direnç geni geliştiriliyor, ekinler genetik yapılarının değiştirilmesi
suretiyle virüse dayanıklı hale getirilebiliyor. Ya da kuraklığa
dayanıklı tohumlar elde edilebiliyor. Bu tür planlar sayesinde gelişmekte
olan ülkelerde hasatın en az %25 oranında artabileceği hesaplanıyor.
Bu da açlıkla yüzyüze gelen ülkeler, ya da yakın gelecekte böyle
bir tehlikeye maruz kalma ihtimali bulunan dünya insanları için
büyük bir müjdedir.
Ancak bunun da Allah'ın bir rahmeti olduğunu unutmak, bu gelişmeyi
bir nimet olarak değil de Allah'tan bağımsız gerçekleşen bilimsel
bir gelişme olarak nitelendirmek elbette ki büyük nankörlük olacaktır.
Bu bakımdan insanın, gerek bilim dünyasındaki gelişmeleri gerekse
teknoloji alanındaki ilerlemeleri değerlendirirken mutlaka bunların
Allah'ın kontrolünde olduğunu, Allah'ın izniyle gerçekleştiğini
ve Allah'tan birer rahmet olduğunu düşünmesi gerekir. İnsanın en
büyük görevi Allah'ın üzerindeki rahmetini takdir edebilmek ve Allah'a
şükretmektir.
Allah tüm kainatı rahmetinin eserleriyle donatmıştır. Gözümüzü çevirip
baktığımız, duyduğumuz, bildiğimiz, gördüğümüz ya da görmediğimiz
herşey için bu geçerlidir. Herşey hikmetli bir yaratılışın örneğidir.
Bu açık gerçeği Bediüzzaman da şöyle ifade etmiştir:
"Şu
hadsiz kainatı şenlendiren, bilmuşahede rahmettir. Ve bu karanlıklı
mevcudatı ışıklandıran, bilbedahe yine rahmettir. Ve bu hadsiz
ihtiyacat içinde yuvarlanan mahlukatı terbiye eden, bilbedahe
yine rahmettir. Ve bir ağacın bütün heyetiyle meyvesine müteveccih
olduğu gibi, bütün kainatı insana müteveccih eden ve her tarafta
ona baktıran ve muavenetine koşturan, bilbedahe rahmettir. Ve
bu hadsiz fezayı ve boş ve hali alemi dolduran, nurlandıran ve
şenlendiren, bilmuşahede rahmettir. Ve bu fani insanı ebede namzed
eden ve ezeli ve ebedi bir zata muhatap ve dost yapan, bilbedahe
rahmettir."
|