ALLAH'IN
SEVMEDİĞİNİ BİLDİRDİĞİ ÖZELLİKLER
Bir
insanın yeryüzünde en çok sevgisine muhtaç olduğu varlık Rabbidir.
Rabbinin rızasını kazanmak, O'nun katında sevilen bir yer edinmek
ise olabilecek en büyük güzelliklerden biridir. Bu nedenle müslümanın
ruhundaki bu arayış ve istek onu daima Allah'ın sevgisini kazanma
yollarını bulmaya götürür. Allah'ın sevmediği, hoşlanmayacağı, kullarından
istemeyeceği her türlü tavır, davranış ve ahlaktan uzak durmasını
sağlar. Kendisine vicdanını rehber edinen kişi hak olan yola yönelmek
için ihtiyaç duyduğu herşeyi Kuran'da bulur. Samimi bir müslüman
için en önemli vazife Rabbi'nin rızasını kazanmak ve O'nun hoşnutluğunu
kaybettirecek herşeyden şiddetle kaçınmaktır. Bunun için inanmayanların
gösterdikleri kötü ahlak özelliklerinden uzak durmalı, kendi tavrında
Allah'ın beğenmediği ahlakı hatırlatacak en ufak bir pürüz olmamalıdır.
Allah Kuran'da beğenmediği ve razı olmadığı tavırları belirtmiştir.
Bunlardan bazıları şunlardır.
"Allah,
faizi yok eder de, sadakaları arttırır. Allah, günahkar kafirlerin
hiç birini sevmez." (Bakara Suresi, 276)
İnsanlardan
çoğu kolay kazanma tutkusu uğruna, yanlış yollardan gelir elde
etmeyi bir alışkanlık haline getirmişlerdir. Oysa Allah'ın ayette
de belirttiği gibi faiz Kuran'da haram kılınmıştır. Sadaka vermek
ise Allah katında kat kat arttırılmayla kişiye dönecek bir bolluktur.
Buna karşın insanlar nefislerindeki tutkulara yenilerek günah
olduğunu bildikleri konularda bile bile harama girerler. Elbette
Allah haram kıldıklarından sakınmayanları ve bu kişilerin tutum
ve davranışlarını sevmez.
"Allah,
zalim olanları sevmez." (Ali-İmran Suresi, 57)
Bugün
yeryüzünde çözüm Kuran ahlakında aranmadığı için sayısız insan
acılar içinde yaşamakta, açlık, sefalet, hastalık, savaşlar milyonlarca
insanın hayatına egemen olmaktadır. Binlerce insan müslüman oldukları
için, Allah'a olan bağlılıklarından dolayı zulüm ve işkence görerek
baskı altında tutulmaktalar. Bu zulmü bizzat örgütleyen veya kendi
menfaat ve çıkarları için milyonların acısına göz yuman kişiler
büyük bir zalimlik yapmaktadırlar. Elbette Allah yeryüzünde bunca
katliama, savaşa, mutsuzluğa sebep olan ve bunları durdurmak için
ciddi çaba göstermeyen, bilakis kendi çıkar ve menfaatleri için
bu zulme destek verenleri sevmez.
"...Allah,
her büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez." (Nisa Suresi,
36)
İnsanlardan
çoğu sahip oldukları özellikleri kendilerine Allah'ın verdiğini
bilmeksizin bir yaşam sürer ve çevrelerindeki kimselere çoğu zaman
bencil ve acımasızca büyüklüp taslayıp, sahip olduklarından dolayı
böbürlenirler. Allah'ın verdiği bir güzellik yahut mülke aldanarak
kibirlenir, insanlara üstünlük taslamaya çalışırlar Ancak bu kibirleri
çok kısa sürecektir. Çünkü ahirette tek üstünlük Allah korkusu
ve takvadır. Ve en önemlisi de Allah büyüklük taslayanları sevmez.
"Allah,
ihanette ilerlemiş günahkarı sevmez." (Nisa Suresi, 107)
Müminler
tüm yaşamları boyunca Allah'a sadakat gösteren, vefayla bağlı
olan kimselerdir. Bunun aksini alışkanlık haline getirmiş, her
türlü manevi inançtan uzak kimseler kendi nefislerindeki vefasızlık
ve ihanet nedeniyle acı çekmektedirler. Bunun sebebi yaratılışlarına
ters olanı seçmiş olmalarıdır. Ve Allah tevbe yoluna sığınmayan
ihanette ilerlemiş hiç bir günahkarı sevmez.
"...Allah
aşırı gidenleri sevmez." (Bakara Suresi, 190)
Allah'ın
koyduğu sınırları korumayan, davranışlarında, ahlaksızlıkta aşırı
giden kimseler Allah tarafından sevilmezler, ahirette de bir kazançları
yoktur. Çünkü işinde ve tavırlarında aşırılığa giden kimsenin
kendisini durdurabileceği bir sınırı yoktur. Dolayısıyla kötülükte
ve nefsinin arzularına uymada da hiçbir sınır tanımazlar. Elbette
böyle bir kimse Allah'ın hoşnutluğundan uzaktır.
"Yeryüzünde
bozgunculuğa çalışırlar. Allah ise bozguncuları sevmez."
(Maide Suresi, 64)
Yeryüzünde
fesat konusunda çaba harcayan, kötülükler yapmak için planlar
kuran kimseler sonunda bir kazanç elde edeceklerini sanırlar.
Oysa bu yalnızca şeytandan bir kandırmacadır. Çünkü Allah bozguncuların
çabasını muhakkak boşa çıkarır. Sonunda hiç bir bozguncu kazanç
elde edemez, ahirette ise hiç bir fayda eline geçmez. Çünkü Allah'ın
hoşnutluğundan uzak kalır.
"Yiyin,
için ve israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez." (Araf
Suresi,31)
Allah
yeryüzünde tüm insanlığa yetecek kadar ürün vermiştir. Ancak insanlar
taşkınlık ederek, Allah'ın verdiği nimetleri israf etmeyi bir
alışkanlık haline getirmiş durumdadırlar. Elde edilen gelirin
insanlar arasında adil olarak dağıtılmaması, ürünlerin sürekli
israf edilmesi bereketi azaltmakta, toplumun büyük bir kesiminin
darlık ve sıkıntı içinde yaşamalarına neden olmaktadır. İsraf
Allah'ın beğenmediği bir ahlaktır, dolayısıyla Allah israf eden
kulları sevmez.
…"Şımararak
sevinme, çünkü Allah, şımararak sevince kapılanları sevmez."
(Kasas Suresi, 76)
Şımarık
bir insan ise itidalli, incedüşünceli, vicdanlı, dürüst ve düşünceli
bir tavırdan uzak kimsedir. Böyle bir kimsenin aklına güven duyulmaz,
bu kişi ince düşünceden uzak tavırlar sergileyebilir, insanları
incitebilir, insanlarla alay edebilir. Elindekiler nedeniyle şımarmış
olduğundan, Allah'ın kendine bahşettiği nimetlere şükretme ihtiyacı
duymaz, hakkıyla sahip olduklarının kıymetini bilemez. Allah ise
böyle bir kimseden hoşnut olmaz.
Elbette insan şunu bilmelidir ki, dünya üzerinde sahip olunan
herşey Allah'ın insanlara Rahmeti dolayısıyla bağışladığı nimetlerdir.
Sahip olunan malın, mevkiin, güzelliğin, estetiğin, ihtişamın
çok daha fazlasını vermeye muktedirdir. İnsan ancak Rabbini razı
etmeli ve O'nun sevgisini kazanmalıdır. Allah'ın sevmeyeceği her
türlü davranış ve ahlak yapısından uzak durmak ise her insanın
üzerine yükletilen büyük bir sorumluluktur.
|