ŞEYTAN,
KURAN AHLAKININ YAŞANMASINI ENGELLEMEK İSTER
İnsanlar
arasındaki yaygın inanışlardan bir tanesi şeytanın sadece Allah'ı
açıkça inkar eden, dinsiz kişiler üzerinde etkili olduğu ve onlara
telkinler verdiği yönündedir. Oysa şeytan bazı insanlara Allah'ı
açıkça inkar etmeleri telkinini verirken, bazı insanları farkı yöntemlerle
Allah'ın yolundan saptırmaya çalışır. Şeytan bununla insanları dinin
kazandırdığı güzel ahlaktan uzaklaştırmayı amaçlar. Böylece insanlar
bir yandan Allah'ın varlığını kabul ediyor gibi gözükecek, diğer
yandan da sadece dünya hayatına yönelecek, dinden mümkün olduğunca
uzaklaşacaklardır. Şeytanın insanlara yaptığı en önemli telkinlerden
biri ise hiç şüphesiz dini yaşamayı zor göstermeye çalışmasıdır.
Şeytan bu menfi amacını elde etmek için insanlara daima kötülüğü
fısıldar. Kuran'a göre yaşamak son derece kolay ve zevkli iken Şeytan,
dinin hükümlerini uygulamayı, ibadetleri ve güzel ahlakı insanlara
zor olarak göstermek için çaba sarf eder. Rablerine karşı olan sorumluluklarını
unutturup, sadece dünya hayatını düşünmelerini telkin eder.
Şeytan dini zor göstermeye çalışırken, insanlara kendince makul
sebepler sunar. Örneğin bir insanın hayırlı harcamalarda bulunmasına
engel olmak için onu fakirlikle korkutur. Eğer malını ihtiyaç içinde
olanlara verirse gelecekte sıkıntı çekebileceğini, malını yığıp
biriktirmesini, sadaka vermemesini ve ihtiyacı olanlara yardım etmemesini
emreder. Ya da ihtiyacı olan bir kişiye fedakarlıkta bulunacak bir
insanı engellemeye çalışır. Fedakarlığı adeta "saflık"
olarak gösterir. Eğer fedakarlıkta bulunursa kendisinin rahatının
kaçacağını, bazı menfaatlerine zarar geleceğini söyler. Sadece kendi
çıkar ve rahatını düşündürür. Bu yüzden de fedakarlık yapmayı, kendinden
önce başkasının ihtiyaçlarını düşünmeyi çok zor gösterir.
Ancak Kuran ahlakını yaşayan herkes çok iyi bilir ki, Allah ihtiyacı
olanlara yardım eden kişinin malında artırmalar yapar, bereketini
artırır. Fedakarlığın, sadakanın, fakirlere yardım etmenin, ihtiyacı
olanın yardımına koşmanın hem dünyada hem de ahirette güzel bir
karşılığı vardır. Fedakarlık ve diğer güzel ahlak özelliklerinin
hepsi Allah katında cennetle ödüllendirileceği müjdelenmiş olan
davranışlardır ve hiçbiri zorlukla yapılacak hareketler değildir.
Fedakarlık yapan ve ihtiyacı olanın yardımına koşan kişi dünyada
da hem manevi hem de maddi olarak çok büyük kazançlar edinir.
Dolayısıyla şeytanın insana verdiği kuruntular, vesveseler gerçek
dışıdır, insanları dinden uzaklaştırmaya yöneliktir. Şeytanın bu
yöntemi "Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım,
en olmadık kuruntulara düşüreceğim" ayetiyle açıklanmaktadır.
(Nisa Suresi, 119)
Şeytan insanların Allah'a yakınlaşmasını önlemek için genellikle
sinsice yöntemler izler. Kötü emellerini ve tuzaklarını yavaş yavaş
ve bir plan çerçevesinde hayata geçirir. Örneğin şeytan insanların
pek çok hayır ve güzelliği ertelemesini ister ve insanlara bu yönde
telkinlerde bulunur. Herşeyi ileri bir zamana erteletmek, şeytanın
insanları dinden uzaklaştırmak için kullandığı çok önemli bir taktiktir.
Örneğin Allah'ın razı olacağı şekilde bir ahlak göstermeye ve ihlaslı
bir müslüman gibi yaşamaya karar veren bir kişiye şeytan hemen vesveseler
ve kuruntular verir. Bu kişiyi dinden uzaklaştırmak için türlü yöntemler
kullanır. Sözgelimi daha çok genç olduğunu, dini yaşamak için önünde
uzun zamanının olduğunu, üstelik dünya hayatı ile birlikte dinin
yaşanamayacağını söyler. Dünyanın zevklerini tatması gerektiği ve
dinin zor uygulandığı gibi çeşitli vesveseler vererek kişiyi kendi
arkasından cehenneme sürüklemeye çalışır. Ya da Allah'a olan ibadetlerini
eksiksiz olarak yerine getirme niyetinde olan bir kişiye "şu
tatile çık sonra yaparsın, ya da 3-4 yıl sonra yaparsın, şimdi dünyaya
yönelmelisin" gibi telkinlerde bulunabilir. Sabah namazlara
kalkmaması için kişiye üşengeçlik verir, orucunu tutmaması için
başka bir neden öne sürdürür. İnsanların Kuran okumalarını engellemeye
çalışır. Erteletir, üşengeçlik verir ya da başka bir mazeretle hayrı
engeller. Bu nedenlerin ve öne sürülen açıklamaların bir türlü sonu
gelmez ve şeytana uyan kişi adım adım dinden uzaklaşır.
Oysa Allah'ın rızası, rahmeti ve cenneti için dua ve ibadetle yorulmak
her zaman zevkli ve Allah katında çok değerli bir iştir. Bu amaçla
yapılan işlerin her biri Allah'a yakınlaşmaya, ecir kazanmaya bir
yoldur.
Dikkat edilirse şeytanın bu noktada kullandığı yöntem çok sinsicedir.
Çünkü şeytan insanlara ibadetleri ve güzel ahlakı uygulamamalarını
doğrudan söylemez. Bunun yerine aşama aşama dinden soğutmaya çalışır.
Allah'tan korkan bir insan için ise şeytanın bu çağrıları sadece
kuru sözlerden ibarettir. Çünkü müminler bilmektedirler ki, ölüm
insanların bilmedikleri bir zamanda ve beklemedikleri bir anda,
apansız gelecektir. Bu, her yaştaki, her mevkideki, her ırktaki
kişinin başına muhakkak gelecek olan bir gerçektir.
İnsan bir an için öldüğü zaman, beyaz bir kefen içine sarılarak
bir çukura atılacağını ve bir süre sonra da çürüyeceğini düşünse
zaten hiçbir şeyi ertelemez, asla şeytanın oyununa aldanmaz. Şeytanın
iman eden kulların üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Çünkü Kuran'da
iman edenlere şeytandan sakınmanın yolları da gösterilmiştir. Ayette
şu şekilde bildirilir.
Eğer
sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, hemen
Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. (Allah'tan) Sakınanlara
şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler (Allah'ı
zikredip-anarlar), sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir. (Araf
Suresi, 20-201)
|