|
MÜSLÜMANLARIN
SAKINMASI GEREKEN BİR HAL; ŞIMARIKLIK
Cahiliye
toplumunda insanlar, kurallarını kimin koyduğu belli olmayan, fakat
herkesin sorgulamasız kabul ettiği bir yaşam şekline tabidir. Bu
yaşam şekli, insanların her duruma göre farklı bir takım suni roller
ve savunma mekanizmaları geliştirmesini gerektirir. Kimi zaman kibir,
kimi zaman eziklik, kimi zaman da şımarıklık olarak karşımıza çıkan
bu kötü ahlak özellikleri, cahiliye toplumu tarafından zaman içerisinde
normal karşılanmaya başlanan karakter bozukluklarıdır.
İnsan şımarık olarak doğmaz. Bu belli bir eğitim ve toplumun teşvikinin
sonucudur. Bu teşvik sonucunda insanların büyük bir bölümü bu karakteri
bilinçli olarak seçerler. Şımarıklık, kişinin ilgi ve beğeni kazanmak
amacıyla yaşadığı abartılı bir ruh halidir ve pek çok tavır bozukluğuyla
kendini gösterir. Bu karakter bozukluğunun nedenlerinden biri doğal
haliyle ilgi, sevgi ve beğeni kazanamayacağını düşünen kişilerin,
suni davranışlarla insanlar üzerinde olumlu bir etki bırakacaklarını
düşünmeleridir.
Şımarıklığın bir diğer nedeni de kişinin kompleksleridir. Bunların
getirdiği eziklik ve aşağılık duygusu, şımarıklığı bir davranış
biçimi olarak seçmesine sebep olur. Oysa hiçbir kusur ve eksiklik
insanın kendini diğer insanlardan aşağı görmesini gerektirmez. Çünkü
her insanın birçok eksikliği, hatası ve kusuru vardır. Bunlar, Allah'ın
insanlarda cennet özlemi uyandırması ve dünyanın geçici bir imtihan
yeri olduğunun kavranması için yarattığı eksikliklerdir. Bunlara
hayır gözüyle bakıldığında, insanın dua edip Allah'a daha çok yakınlaşmasına,
ahiret hayatı için daha çok gayret etmesine ve güzel ahlakı yaşamak
için çaba göstermesine vesile olur.
Şımarıklığın bir diğer sebebi de kişinin bazı özelliklerinin diğer
kişilerden üstün olduğunu düşünmesi ve bundan cesaret alarak şımarık
tavırlar içine girmesidir. Daha güzel, daha zeki, daha girişken
ya da daha konuşkan olmaları nedeniyle şımarıklığı kendilerine hak
görürler. Oysa insan bilmelidir ki, sahip oldukları her türlü özelliği
kendisine bir lütuf, aynı zamanda da bir deneme olarak veren Allah'tır.
İnsanın yapması gerek tek şey güzel özelliklerinden dolayı Rabbine
şükretmesi, tevazu ile ahlakını daha da güzelleştirmek için gayret
etmesidir. Allah'ın kendisine verdiği nimetlerle şımarıp, kötü bir
ahlak göstermenin kişiyi ahirette çok mahçup edeceği açıktır.
Şımarık bir karaktere sahip olan insan, günlük hayatında pekçok
normal olmayan tavır gösterebilir. Kendi fikrini kabul ettirmek
için iddialaşır, inatçılık gösterir, ukalalık yapar, yerine göre
çok aksi ve başına buyruk olabilir. İnsanlarla ilişkilerinde alaycı,
karşısındakini aşağılayan ve küçümseyen bir üslup kullanır. Her
ne kadar böyle bir ruh halindeki kişi kendisini karşısındakinden
üstün görse de, aslında çoğu zaman toplum içinde küçük düşer ve
kendi farkında olmasa dahi insanlar tarafından yadırganır. Kuran
ahlakını bilen insanlar ise bu ruh halini hemen teşhis ederler.
Çünkü şımarıklık Allah'ın hoşnut olmadığı bir ahlaktır. Ayetlerde
bu karakterin özelliklerine karşı müslümanlar şu şekilde uyarılmışlardır:
Ey
iman edenler, bir kavim bir kavimle alay etmesin, belki kendilerinden
daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki
kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi)
yadırgayıp-küçük düşürmeyin ve birbirinizi olmadık-kötü lakablarla
çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir. Kim tevbe
etmezse, işte onlar zalim olnların ta kendileridir. (Hucurat Suresi,
11)
Allah'ın
üzerimizdeki nimetlerini gereği gibi takdir edebilen bir kişi kendisinin
yoktan yaratıldığını, olaylar üzerinde hiçbir tasarrufu olmayan
bir kader seyircisi olduğunu, zenginliğin ve malın tümünün Allah'ın
olduğunu çok iyi bilir. Dolayısıyla kendisine verilen herhangi bir
nimetten dolayı şımarmanın ne kadar büyük bir akılsızlık olacağını
anlar. İnsanın güzelliği, zekası, kültürü, sosyal statüsü, başarısı,
gücü, sahip olduğu imkanlar veya zenginliği Allah tarafından kendisine
verilmiş birer nimettir ve bu nimetlerle insan denenmektedir. Ancak
insanlar tüm bu özelliklerin kendilerine ait olduğunu düşünür ve
şımarıklık gibi kötü ahlak özellikleri göstermeyi kendilerine hak
görürler. Kuran'da kendilerine verilen nimetlerden dolayı şımaran
kişilerin durumu pekçok ayette bildirilmiştir.
Derken kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onların üzerlerine
her şeyin kapılarını açtık. Öyleki kendilerine verilen şeylerle
'sevince kapılıp şımarınca', onları apansız yakalayıverdik. Artık
onlar umutları suya düşenler oldular. (Enam Suresi, 44)
Ayette de bildirildiği gibi bu çirkin ahlaktan muhakkak sakınmak
bir mümin için son derece önemlidir. Oysa müslüman her tavrı ile
Allah'ı hatırlatan, güzel ahlakı ile insanlara örnek olan, itidalli,
şükür sahibi bir insandır. Şımarıklığa vesile olan dünya hayatına
ait tüm özelliklerin ölümle birlikte yokolocağını bilir. Kimilerine
göre hiç bitmeyecekmiş gibi gelen dünya hayatı, gerçekte "bir
günün birkaç saati" ya da "bir kuşluk vakti" kadar
çabuk geçer. İnsanın tüm hayatı boyunca yaşadığı her olaydan daha
gerçek olan kıyamet gününde, görüş gücü keskinleşir. İnsanların
üzerindeki gaflet perdesi kalkar. Hırsını yaptığı, tutkuyla bağlandığı,
sahip olduğu için kibirlendiği şeylerin o gün hiçbir değerinin olmadığını
görür. Kıyamet gününde, sadece dünya hayatı için çalışıp çaba gösterenler,
ya da dünya hayatında sahip olduklarıyla övünenler, yeryüzündeki
herşeyle beraber bunların da "bir göz çarpması" gibi kısa
bir sürede yerle bir olduğunu görürler.
Eğer insan dünya hayatına aldanıp kanacak olursa, ahirette büyük
bir hayal kırıklığı ve utanç ile karşı karşıya kalır. Şımarıklık
yapılan konular ortadan kalkmış, şımarıklıklarına şahit olup, teşvik
eden insanlar ise onlardan uzaklaşmışlardır. O gün herkes yapayanlız
bir şekilde Rabbinin karşısına çıkar. Dünyada kendilerine verilen
nimetleri Allah rızası için kullanmamışlar, bunları sahiplenerek,
bir övünç konusu yapmışlardır. Kıyamet günü ise bu nimetlerden sorguya
çekilecekler, yaptıklarından dolayı şiddetli bir pişmanlık duyacaklardır.
Takva sahiplerine ise Allah cenneti vaat etmiştir. Sabretmelerine,
ahiret yurdunu umut edip istemelerine, büyüklenmekten, bozgunculuk
yapmaktan sakınmalarına karşılık güzel bir sonuçla sonuçlandırılmıştır.
|