ARAF TEPESİ

Bediüzzaman Said Nursi şöyle diyor: "Hazırlanınız; başka daimi bir memlekete gideceksiniz. Öyle bir memleket ki, bu memleket ona nispeten bir zindan hükmündedir. "
İnsanları dünyada en çok oyalayan ve yanıltan şey ölümü unutarak yaşamalarıdır. Ölüm hayatlarında mümkün olduğunca geri plana atılıp sanki hiç olmayacakmış ve hayatları sürüp gidecekmiş gibi davranırlar. Oysa bu hem boş bir aldanış, hem de insanı dünya hayatındaki amacından saptırıp zarara sokacak bir inançtır.

Dünya hayatı elbet sonunda bitecek sonlu bir süredir. Bizim ise dünyaya gelişimizin yegane amacı Allah'a kulluktur. İşlediğimiz her amelin hesabını Cenab-ı Hakkın huzurunda kıyamet günü vereceğiz. Cenab-ı Allah'; Kur'an-ı Kerim'de Araf Tepesi'ni şöyle bildirmiştir.

" İki taraf arasında bir engel ve burçlar (A'raf) üstünde hepsini yüzlerinden tanıyan adamlar vardır. Cennete gireceklere: Selam size derler, ki bunlar henüz girmeyen fakat girmeyi şiddetle arzu edip, umanlardır.
Gözleri cehennem halkından yana çevrilince, Rabbimiz bizi zalimler topluluğu ile birlikte kılma derler. " (A'raf Suresi 46-47)

Araf Tepesi ayet-i kerimeden anlaşılacağı gibi cennet ve cehennemin tam ortasında ve yüksekçe bir yerdir. Bir an için kendimizi Araf Tepesi'nin üstünde düºünürsek, muhakkak bu tefekkür, insanı samimi bir çizgiye çekecektir. Bir yanda sonsuza dek kalınacak ve sonsuz azap ve sıkıntı vaad edilen cehennem. Diğer yanda ise sonsuz güzellikte, nimetlerle donatılmış sonsuz sevinç ve neşe verecek olan cennet.

Orada artık keşke demek veya bir daha geri dönmek şansı yok. Araf tepesi Cenab-ı Allah'ın bize karşılaşacağımızı vaad ettiği muhakkak bir gerçektir.

"Ey arkadaş! Demek bu muvakkat memleket bir tarla hükmündedir. Bir talimgahtır, bir pazardır. Elbette arkasında bir Mahkeme-i Kübra, bir saadet-i uzma gelecektir. (Mahkeme-i Kübra: En büyük mahkeme; ahirette kurulacak olan büyük mahkeme)

Mümin vicdan ve samimiyeti ile herzaman Araf Tepesindeymiş gibi bir ruh hali içinde bulunur. Allah'ın rızasını kazanmaya çalışır ve bile bile bunu terketmez, sonradan keşke diyeceği ve pişman olacağı hiç bir hareket yapmaz. Çünkü artık Araf tepesine gelindiğinde bir daha geri dönüş yoktur.

Araf Tepesi'ni tefekkür etmek insana kendini sınaması için iyi bir kıstastır. İnsan orada göreceği manzara karşısında belki kendisine dünyada defalarca yapılmış olan Allah'ın rızasına daveti reddetme olasılığı yoktur. Orada entrikalar, bahaneler, yalanlar fayda etmez.

Bu dünyaya aldanıp, kendini kaptırmak ve sonucunda ölümü, kaderi, ahireti, Araf Tepesini, cenneti ve cehennemi unutmak olmaz. Bunların hepsi gerçekleşecek olan Allah'ın vaadleridir. Yokmuş ya da olmayacakmış gibi davranılmaz

'O gün mümin erkekler ile mümin kadınları, nurları önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. Bugün sizin müjdeniz içinde ebedi kalıcılar (olduğunuz) altından ırmaklar akan cennetlerdir. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur.' (Hadid Suresi 12).

Cenab-ı Allah'ın o gün bizi utandırmaması için ciddi bir çaba ile Allah'ın rızasını kazanmaya çalışmalı ve Allah'a yaklaşmalıyız.