GİRİŞ
Günümüz
toplumunda İslam'ın gerçek manada yaşandığından söz etmemiz pek
mümkün değil. Hatta din adına yapılanların, İslam hakkında sahip
olunan bilgilerin birçoğunun da yanlış veya eksik olduğu inkar edilmez
bir gerçektir.
Bugün toplumun belli kesimlerinin dinden uzaklaşmış olmasının çeşitli
sebepleri vardır. Bunların başında ise din düşmanlarının İslam'ı
dejenere etme yönünde yüzyıllardır süren çabaları gelmektedir.
Bu dejenerasyon çabalarının en dikkat çekeni, şüphesiz, İslam'ı
ve müslümanları yanlış tanıtmak, kötülemek üzerine kurulan organize
bir plandır. Birçok cepheden yürütülen bu disiplinli planın amacı
dinden uzaklaşmış, ahlak çöküntüsü içinde, manevi değerlerini yitirmiş,
zayıf düşmüş, birlik ve beraberliğini kaybetmiş bir toplum meydana
getirmektedir.
Din düşmanları, İslam dinine karşı yürüttükleri bu sinsi saldırıyı
hem sözlü hem yazılı basını kullanarak, hem şahıslara hem müslüman
topluluklara, hem de müslüman çizgideki kurum ve kuruluşlara karşı
yıllarca devam ettirmişlerdir.
Halen tüm hızıyla sürdürülmeye çalışılan bu din düşmanlığının karşısındaki
en büyük güç; ihlaslı, samimi ve sadece Allah rızası için yaşayan
salih müminlerin hiçbir karşılık gözetmeden İslam dinine olan hizmetleridir.Din
aleyhinde yapılan saldırılara karşı verilecek en büyük hizmet, dini
tebliğ etmek ve İslam dininin yanlış tanıtılmasına izin vermemektir.
"Sizden
hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden)
sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır."
(Al-i İmran Suresi, 104) ayet-i kerimesinde de buyurulduğu gibi,
hayra çağırmak hem bir ibadet hem de İslam dini için mühim bir hizmettir.
Tarih boyunca, Allah'ı ve dini inkar edenlerin iftiralarına, saldırılarına
maruz kalmış olan Peygamberler ve yanlarında mücadele veren müminler,
bu konuda önümüzdeki en güzel örneği teşkil ettirmektedirler. Allah
yolunda herşeyini vakfetmiş müminlerin özelliklerinden alınacak
örnekler, yaşantılarından ve tavırlarından çıkarılacak dersler,
bugün müslümanların hızına hız katacak, daha sağlam ve emin adımlarla
yürümelerine vesile olacaktır.
Tüm yaşamı boyunca hiçbir karşılık gözetmeden İslam dinine hizmet
etmiş olan Bediüzzaman Said Nursi, bu değerli insanlardan biridir.
Kur'an-ı Kerim bilgimi arttırırken Bediüzzaman'ın Kur'an tefsiri
mahiyetindeki eseri olan Risale-i Nur Külliyatı en çok faydalandığım
kaynak oldu. Eserleri ile inkar üzerine kurulu maddeci ahlak sistemine
darbe vuran Bediüzzaman'ın eserlerinden öğrendiğim mühim bir konu
insanların ve toplumların dine olan ihtiyaçlarıdır:
"Hakikat bize bildiriyor ki; mütenebbih olan beşer, dinsiz
olamaz. Lasiyyema uyanmış, insaniyeti tatmış, müstakbele ve ebede
namzet olmuş adam dinsiz yaşayamaz."
Bediüzzaman'ın
birçok kereler belirttiği "dinsiz yaşanamayacağı" hususu,
bugün bütün insanlığın içine düştüğü karmaşık ve bozuk düzenden
kurtuluşunun tek yoludur. Cenab-ı Allah, Kur'an-ı Kerim'de her ne
olursa olsun, dinin ve müminlerin mutlaka üstün geleceklerini müjdelemiştir.
İnşallah gerçek İslam ahlakının daha iyi anlatılıp tebliğ edilmesiyle
Kuran-ı Kerim'e bağlı ve Peygamber Efendimiz (s,a.v)'in sünnetlerinden
ayrılmayan güçlü bir toplum oluşacaktır.
Bediüzzaman, "İstikbal yalnız ve yalnız Kur'an'ın olacak.
Ve hakim hakaik-i Kur'aniye ve imaniye olacak" diyerek
bu müjdeyi müslümanlara duyurmuştur.
İşte, bu amaç doğrultusunda, bir süredir müslüman camiamızın önemli
bir yayın organı olan Yeni Asya Gazetesi'nde yazdığım köşe yazılarında,
yalnızca Allah'ın rızasını gözeterek İslamiyet'i tebliğ etmeyi amaçladım.
Elinizde bulunan bu kitap da, bu köşe yazılarından derlenmiş bir
çalışmadır. İnşallah, Cenab-ı Allah bizi hizmetlerimizde başarılı
kılar ve hepsini katında salih birer amel olarak kabul eder.
|