HASED - 2

Bediüzzaman diyor ki: "Kardeşlerinizin meziyetlerini şahıslarınızda ve faziletlerini kendinizde tasavvur edip onların şerefleriyle şakirane iftihar etmektir "

Kuran-ı Kerim ayetinde de şöyle buyurulmaktadır:

" Şüphesiz Allah, kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever. " (Saff Suresi 4)

İslam dininde kardeşlik esastır. Bunu bozmaya yönelik en ufak bir tavır müminlere yakışmaz. Nefsi dinlemek, ona uymak vicdansızlık olur. Samimi, Allah rızasını gözeten, Allah'ın rahmetini ve cennetini isteyen insanlara zulümdür hased.

Bizim dünyadaki en büyük amacımız Cenab-ı Allah'a ve O'nun dinine hizmet etmektir. Bu amaç için harcanan her emek, yapılan her iş, neşe ve şevkle karşılanıp takdir edilir. Müslümanlar Allah'a imanları dolayısıyla yaptıkları tüm hareketleri ibadet kastı ile yaparlar. Bu yüzden yaptığımız hiç bir şey için bir ücret veya karşılık beklemeyiz.

" ... De ki: " Ben bunun için sizden bir ücret istemiyorum. O (Kur'an), alemlere bir 'öğüt ve hatırlatmadan' başkası değildir. " (En'am Suresi 90)

Müminler arasında hased olursa ne olur?
Bu sorunun cevabını Enfal Suresinin 46. ayetinde " ... çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider... " buyrulmaktadır. Diğer bir ayette Cenab-ı Allah, " Kullarıma sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır. " (İsra Suresi 53) buyurarakmüminlerin aralarında şeytanın oyunlarına izin vermemelerine dikkat çekilmiştir. Müminler arasında bir anlaşmazlık konusu yoktur, ama şeytan araya nifak sokmak için hased ettirmeye çalışır. " Ey iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlarda kadınlarla (alay etmesin) belki kendilerinden daha hayırlıdırlar... " (Hucurat Suresi 11).

Cenab-ı Allah'ın dikkat çektiği diğer bir konuda takvanın ancak Allah tarafından bilinmesidir. Başka bir topluluğu veya başka insanları küçük görmek ve bu şekilde davranmak üstümüze düşen bir görev değildir.

Bizim görevimiz gönüllerimizdeki imanın kuvveti ile birlik olup, beraberce küfre karşı mücadele etmektir. Bu kadar dar bir vakit içinde küfür ile uğraşmak yerinesamimi, ihlaslı, imanlı müminleri tenkit ile, hased ile, rahatsız edip hizmetine engel olmak vicdanlı bir hareket olur mu? "Ve haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır. " (Şura Suresi 39)

Kaldı ki bu dünyada hased edilecek hiçbirşey yoktur. Bediüzzaman'ın da dediği gibi; "Hasid adam, hased ettiği şeylerin akıbetini düşünsün. Ta anlasın ki, rakibinde olan dünyevi hüsün ve kuvvet ve mertebe ve servet fanidir, muvakkattır. Faidesi az, zahmeti çoktur. Eğer uhrevi meziyetler ise zaten onlarda hased olmaz. Eğer onlarda dahi hased yapsa ya kendisi riyakardır, ahiret malını dünyada mahvetmek ister. Veyahut mahsude riyakar zanneder haksızlık eder, zulmeder. "

Cenab-ı Allah "...hased ettiği zaman hasetçinin şerrinden " (Felak Suresi 5) bütün müminleri korusun.