İKİ YOL; ŞÜKÜR VE DUA

Elbette ki müminler için en mühim şey Allah'u Teala'nın rızasını kazanıp O'na yaklaşmaktır. Allah (c.c.) bunun için kullarına yollar göstermiştir. Bunlardan biri dua'dır. Dua bir ibadet olmakla beraber kulun Allah'a karşı aczini en açık şekilde ifade etmesidir. İnsanın sıkıntı ve ihtiyaçlarını herşeye Kadir olan, istediğini istediği gibi yapmaya gücü yeten Allah'a bildirmesidir.

Furkan Suresi'nin 77. ayetinde Cenab-ı Hak duanın kul için ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır.

"De ki: "Sizin duanız olmasaydı, Rabbim size değer verir miydi? " (Furkan Suresi 77)

Bediüzzaman'ın dua hakkındaki şu sözleri bakın duayı bize nasıl açıklıyor; "Duanın en güzel, en latif, en leziz, en hazır meyvesi, neticesi şudur ki; dua eden adam bilir ki, birisi var ki, onun sesini dinler, derdine derman yetiştirir, ona merhamet eder, O'nun kudret eli herşeye yetişir. Bu büyük dünya hanında o yalnız değil, bir kerim zat var, ona bakar, ünsiyet verir. Hem onun hadsiz ihtiyacını yerine getirebilir ve onun hadsiz düşmanlarını defedebilir bir zat'ın huzurunda kendini tasavvur ederek bir ferah bir inºirah duyup dünya kadar bir yükü üzerinden atar... "

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de birçok hadis-i şeriflerinde Allah'a yapılacak samimi duanın öneminden bahsetmiş , nasıl dua edilmesi gerektiğini en ince ayrıntısına kadar tarif etmiş ve "Dua ibadettendir " buyurarak duanın önemine dikkat çekmiştir.

Cenab-ı Allah'ın biz kullarına gösterdiği diğer bir yol ise şükürdür. Nimete nankörlük etmemek ve her zaman herşeyin sahibinin Allah olduğunu bilerek yaşamak, Kur'an-ı Kerim'de tarif edildiği şekilde çokça şükretmek ile olur. Şükür hem nimetin artmasına vesile olur, hem de müminin mühim bir ibadetidir.

"Eğer şükdeder ve iman ederseniz, Allah azabınızla ne yapsın? Allah şükrün karşılığını verendir bilendir. " (Nisa Suresi, 147)

Allah'a karşı büyüklenmeyen, boyun eğmiş itaatli bir kulun en güzel tavrıdır şükretmek. Nimetin şükrünü yapmak neden önemli? Bediüzzaman'ın şu sözleri bu sorunun en güzel açıklaması; "Lezzetli bir nimeti insan yese, eğer şükretse; o yediği nimet o şükür vasıtasıyla bir nur olur uhrevi bir meyve-i cennet olur... Eğer şükür etmez ise o muvakkat lezzet zeval ile bir elem ve teessüf bırakır ve kendisi dahi kazurat olur. Elmas mahiyetindeki nimet kömüre kalbolur. "

Bize gösterilen her iki yol da bizim için çok büyük rahmettir. Bizim üstümüze düşen şükür ve dua'ya sımsıkı sarılıp Allah'a yaklaşmaya çalışmaktır. Cenab-ı Allah'a hamd ile şükredip, dua ile O'na açılarak muhakkak en doğrusunu, en güzelini ve en hayırlısını buluruz. Çünkü Allah (c.c.) nurunu müminler üzerine kılar ve bu nur bizim yolumuzu aydınlatıp, gözümüzü daha doğrusu kalp gözümüzü açar, hakkı görmemizi sağlar.