CENAB-I ALLAH'IN İNSANA VERDİĞİ DEĞER

"Görmüyor musunuz ki, şüphesiz Allah göklerde ve yerde olanları emrinize amade kılmış, açık ve gizli sizin üzerinizdeki nimetlerini genişletip tamamlamıştır. (Buna rağmen) insanlardan öyleleri vardır ki, hiçbir ilme dayanmadan, bir yol gös-terici ve aydınlatıcı bir kitap olmadan Allah hakkında mücadele edip durur. " (Lokman Suresi 20)

Cenab-ı Allah bizi öyle nimetler içinde, öylesine muazzam bir düzen ve denge ile bu koskaca evrende yaratmış ki; insan durup şöyle bir düşündüğünde kendini bu mükemmel yapıya hayret etmekten alamıyor. Çok hassas dengeler üzerine kurulmuş, ekolojisinden, atmosferine, uzaydaki konumundan, içinde yaşayan canlılarına kadar tesadüf olamayacak bir dünya. İnsanın yaşama başlaması ve onu devam ettirmesi, kendi kontrolünde olmayan binlerce faktörün bir araya gelmesiyle oluşur. İnsanın vücudundaki mükemmel yapı, evrendeki müthiş ekolojik denge kısacası hepsi insanın yaşamı için emrine verilmiş.
Bediüzzaman evrenin insan için yaratılmış olması hakkında;

"...Hilkat-ı alemde görüyoruz ki; mevcudat-ı alem bir daire tarzında teşkil edilip, içinde nokta-i merkeziye olarak hayat halkedilmiş. Bütün mevcudat hayata bakar, hayata hizmet eder, hayata levazımatını yetiştirir. Demek kainatı halkeden zat, ondan o hayatı in-tihap ediyor. Sonra görüyoruz ki; Zihayat alemlerini bir daire suretinde icad edip, insanı nokta-i merkeziyede bırakıyor. Adeta, zihayatlardan maksut olan gayeler onda temerküz ediyor, bütün zihayatı onun etrafında toplayıp ona hizmetkar ve musahhar ediyor, onu onlara hakim ediyor. " diyor.

Evet, gerçekten de bu evrenin merkezi konumundayız ve sayısız nimetler emrim-ize verilmiş. Peki bizlerden bunun için neler bekleniyor? Daha doğrusu bizim böyle birşey karşısında ne yapmamız gerekir? Tabi ki bu sorunun cevabını gene Kur'an-ı Kerim'de bulabiliriz. Casiye Suresinin 13. ayetinde "Kendinden (bir nimet olarak) gök-lerde ve yerde olanların tümüne sizin için boyun eğdirdi. Şüphesiz bunda, düºünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır. " diyor Cenab-ı Allah'. Demek ki bizim yapmamız gereken öncelikle aklımızı kullanıp bu ayetleri görmek, Allah'ı (c.c.) gereği gibi tanıyıp takdir etmek ve şükretmek.

Bunca nimetin içinde, çevremiz tamamıyle nimetlerle donatılmış iken insanın bun-ları fark etmemesi veya normalmiş gibi karşılaması aklın kullanılmadığına bir delildir. Akıl insana has bir özelliktir. Ancak düşünmemek, akletmemek verilen aklı kullanmamak insanı insan olmaktan çıkarır. Bu da iman etmeyenlerin özelliğidir.

"Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki, üzerinden geçerler de ona sırt-larını dönüp giderler. " (Yusuf Suresi 105)

Müminlerin özelliği ise akletmek, düşünmektir. Nimetleri görmek, tefekkür etmek ve şükrünü yapmak müminlere has özelliklerdir. Müminler hiçbir zaman Cenab-ı Allah'ın ayetlerini görmeden geçip gitmezler çünkü herşeyin sahibi Allah'ın (c.c.) yarattığı herşey O'nun ayetleridir.