İSLAM'IN
ÜSTÜNLÜĞÜ
Güzel
ahlakın hakkıyla yaşanmadığı bir toplumda üstünlüğün nelere dayalı
olduğunu uzun uzun anlatmama sanırım pek gerek yok. Cahiliyenin
kıstaslarının geçerli olduğu bu çarpık sistemde menfaat ilişkilerinin
ön plana çıktığı, bunun sonucunda ise maddi ve manevi sıkıntı, bereketsizlik
ve kargaşanın meydana geldiği inkar edilemez bir gerçektir.
Bediüzzaman Said Nursi'nin de "Ahiret gibi dünya saadeti dahi
ibadette ve Allah'a asker olmaktadır. " sözleriyle çok güzel
ifade ettiği gibi dünyada mutluluğu ve huzuru elde etmenin tek çözümü,
ancak İslam ahlakını yaşamaktır.
Gerçekten de insanın şan ve şerefini ancak müslüman olmakla kazanabileceğini
Allah "Andolsun size şan ve şerefinizin içinde bulunduğu
bir kitap indirdik. Yine de akıllanmayacak mısınız? " (Enbiya
Suresi, 10) ayetinde belirtmiştir.
"Allah adına gerektiği gibi cihad edin. O, sizleri seçmiş
ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahimin
dini gibi. " (Hac Suresi, 78) ayetinde ifade edildiği gibi
dini yaşamak son derece kolaydır. Ama toplumun bazı kesimlerinde
din kasıtlı olarak zor ve karmaşık gösterilip müslümanın yapısı
ise içine kapalı, dar görüşlü ve pasif bir model olarak çiziliyor.
Oysa ezik bir müslüman modeli, İslam'ın ilk zamanlarından günümüze
kadar tarihin hiçbir safhasında görülmemiştir. İslam tarihini bu
gözle yeniden incelediğimde Halifeler devrinde dört bir koldan yayılan
İslam'ın, her dönemde cahiliye toplumlarının yasaklarını ve yanlış
uygulamalarını ortadan kaldırip hür bir ortam yarattığını, aklı
ve bilimi teşvik ettiğini ve hayatı tanzim ederek kendisine tabi
olan müslümanlara şahsiyet, ilim, zenginlik ve tüm bunlardan dolayı
doğal bir üstünlük kazandırdığını gördüm.
Osmanlı İmparatorluğu'nun çok uluslu yapısını uzun süre devam ettirebilmesinin,
İstanbul'un fethedilmesi gibi başarıların sebebi İslam'ın sağladığı
hoşgörü ve kolaylıktan başka ne olabilir?
Bu yüzden kanaatimce, İslam'ın öncelikle önplana çıkarılması gereken
yönlerinden biri de, İslam'ı yaşamanın sağladığı, geçmişte de defalarca
tecrübe edilmiş olan üstünlüğü olmalıdır.
Akıl, ilim, rüşd ancak Kuran'a tabiyetten kaynaklanır. Kuran-ı Kerim'in
ve Peygamber Efendimiz'in sünnetini en iyi bilen kişiler dünyanın
en büyük ilmine sahip kişileridir. Bunları hayata geçiren kişiler
ise, dünyanın en akıllı kişileridir. Bu yüzden müslümanlar yaşadıkları
her dönemde güvenilirlikleri, layık ve ehil olmaları sebebiyle ülkelerinin
doğal yöneticileri olmuşlardır.
Müslümanlar olarak bizim vazifemiz bu yolda, ayette belirtildiği
gibi güçlü ve onurlu olarak ilerlemek ve ilmimizle amel etmektir.
Ben de, Allah'ın izniyle, tüm din kardeşlerim gibi, bu şerefli ve
kutsal vazifeyi hayatımın sonuna kadar tüm gücümle devam ettirmekte
kararlıyım.
|