KALP GÖZÜ

Allah'a karşı samimi olmak müslümanlara, Allah'ın diğer insanlara vermediği bazı üstünlük ve ayrıcalıklar vermesine vesile oluyor. Bu üstünlüklerden biri ve belkide en önemli olanı, müslümana Allah'a imanı ve Allah'ın varlığını kavratan derin bir anlayışın verilmesi.
Allah'ın varlığı her yerde ve her olayda bu kadar açık ve aşikar iken, insanların hepsinin aynı anlayış ve kavrayışa sahip olmamalarının sebebi, bu anlayışın eksikliğinden meydana gelir.

"Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı, böylece onların kendisiyle akledebilecek kalpleri ve işitebilecek kulakları oluversin? Çünkü doğrusu, gözler kör olmaz ancak sinelerdeki kalpler körelir " (Hac Suresi 46)

"Şimdi sen kendi hevasını ilah edinen ve Allah'ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı kulağını ve kalbini mühürlediği ve gözü üstüne bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık Allah'dan sonra Ona kim hidayet verecektir? Siz yine de öğüt alıp düşünmüyor musunuz? " (Casiye Suresi 23)

" Ve onların kalpleri üzerine onu kavrayıp anlamalarını engelleyen kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyduk. " (İsra Suresi 46)

İnsanlar aynı görünüm, aynı vücut yapısı ve aynı fonksiyonlara sahip iken, böyle farklı anlayışların olması ayetlerde de belirtilen kalp gözüne sahip olmamaktan ileri gelir.
Olayların gerçek yönünü görebilme, girift noktalarını ve detaylarını kavrayabilme kabiliyeti müslümanların samimiyeti ile doğru orantılı olarak gelişir.

" Ey iman edenler Allah'dan korkup sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ile anlayış verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük fazl sahibidir. " (Enfal Suresi 29)

Allah sevgisi ve Allah korkusu kalpleri açar, akıl ve basiret getirir. Bunların hiç birisi taklidi olabilecek şeyler değildir. Ancak kalp gözü olan insanlar Allah'ı gereği gibi tanıyıp, takdir edebilirler. Daima Allah'ın rızasını arayıp gözeten, dinin hükümlerini getiren müslümanlarda bu metafizik özellik görülür. Çünkü ayette bahsedilen, kalplerin körelmesi ifadesi, bu derin anlayışa sahip olunmamasını belirtir.

Çevremize bakıp her gördüğümüz güzellikde, her duyduğumuz seste ve herşeyde Allah'ı ve O'nun varlığını bilip tanıyabilmek, kalben tasdik etmek, Allah'ı gereği gibi takdir edebilmektir. Bu kavrayış bize verilmiş çok büyük bir nimettir.