KURAN VE BİLİM

Hz. "Allah'a hamdolsun, O size ayetlerini gösterecektir, siz de onları göreceksiniz. " (Neml Suresi, 93)

Herşeyi yaratan ve dolayısıyla onun tüm bilgisine sahip olan Cenab-ı Allah, Kur'an-ı Kerim'in ayetlerinde bize birçok mucizeyi açıklamıştır. Kur'an-ı Kerim'in bize verdiği tüm bilgiler, anlayış sahibi olup kalp gözü açık olan müminler tarafından görülüp tanınır.

İnsanlar bilim tarihi boyunca çok farklı inançlara sahip olmuştur, ancak gerçekleri bilimin ilerlemesi ile asırlar sonra keşfedebilmişlerdir. Şimdi görülüyor ki Kur'an-ı Kerim'in bundan ondört asır evvel bize bildirdiği bilgiler, ancak içinde bulunduğumuz yirminci yüzyılda ortaya çıkıyor. Bugün görüyoruz ki Kur'an-ı Kerim'deki bilgiler, bilimin ortaya çıktardığı bu gerçekler ile tamamen aynıdır. Kur'an-ı Kerim'in bu bilimsel gerçekleri kapsayan yönü de Cenab-ı Hakk'ın yirminci yüzyıl insanına gösterdiği mucizesi ve Kuran'ın bozulmamışlığının bir delilidir.

Kur'an-ı Kerim kıyamete kadar korunacak olan ve kıyamete kadar geçerli olan son ve hak kitaptır. Her dönemde insanların ihtiyaçlarına cevap vermiştir ve bundan sonra da verecektir.

"Onlar hala Kur'an-ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o Allah'tan başkasının katından olsaydı, kuşkusuz içinde birçok aykırılıklar (çelişkiler, ihtilaflar) bulacaklardı. " (Nisa Suresi, 82)

Cenab-ı Allah kullarını ayetlerde belirttiği üzere çevresinde olup biten ve dış dünyadaki Allah'ın varlığının delillerini araştırmaya, bunların üzerinde düşünüp Allah'ı görüp tanımaya yönlendirmektedir.

Kur'an-ı Kerim altıncı yüzyılda gönderilmiş bir kitap olmasına rağmen bilim ile ilgili mucizelerinin daha yeni yeni fark edilmesi, gerçekten günümüz insanı için bir iman hakikatidir. Bediüzzaman içinde yaşadığımız kainat için; "Her kelimesi, her harfi birer mucize-i Kudret olan bu kitab-ı kainatın telifinde öyle bir icaz var ki bütün esbab-ı tabiye, farz-ı muhal olarak muktedir birer fail-i muhtar olsalar, yine kemal-i acz ile o i'caza karşı secde ederek "Sübhaneke la kudrete lena- inneke ente'l Azizü'l Hakim (Sen her türlü noksan sıfattan uzaksın. Senin verdiğinden başka bizim hiçbir güç ve kudretimiz yoktur. Sen mutlak galip ve herşeyi hikmetle yapansın) " diyeceklerdir. " diyor ve bu muazzam yaratılışa bakıp Cenab-ı Allah'a nasıl yönelmemiz gerektiğini anlatıyor.

Tüm kaydedilen bilimsel ilerlemelere rağmen, insanoğlu hiçbir zaman kendini üstün görmemeli. Daha kısa bir süre önce bulunabilmiş gerçeklere ulaşmak için yüzlerce yıl harcandı, bu da insan aklının ne kadar sınırlı olduğunun ve kendi aklını beğenmemesi gerektiğinin bir delilidir. Biz Cenab-ı Allah'ın bize öğrettiğinin dışında birşey bilmeyiz ve bulunan şeyler de, ancak yeni fark edilmiş ama aslında zaten var olan ve Allah'u Teala tarafından yaratılmış gerçeklerdir.