MALA KARŞI SEVGİ - 2

Allah katında hepimiz tek başımıza hesap günü, Allah'a karşı hesap vereceğiz ve hepimiz ancak tek bir şeyden sorulacağız: Takvamız! Orada zenginlik, şöhret veya güzellik geçerli değil. Bu yüzden dünyada sahip olduğumuz "mallar ve oğullar " bir üstünlük vesilesi değildir.

"Gerçekten inkar edenlerin ise, ne malları, ne çocukları, onlara Allah'tan yana birşey sağlayamaz. İşte onlar, ateşin halkıdırlar, onda temelli olarak kalacaklardır.
"Onların bu dünya hayatındaki harcamaları kerdi nefislerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinine isabet eden kavurucu soğukluktaki bir rüzgara benzer ki onu (ekini) helak etmiştir. Allah, onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmetmektedirler. " (Al-i İmran Suresi 116- 117)

Yani kimin daha çok malı var ise o daha üstündür diye birşey yok. Bir ömür boyu biriktirilen onca mal hiçbirşeye fayda etmez. O mallar ancak dünyada bir rekabet ve hırs konusudur ama boş bir amaç uğrunadır. Ahirette de fayda değil zarar getirir.

"... Altını ve gümüşü biriktirip te Allah yolunda harcamayanlar... onlara acı bir azabı müjdele. "

"Bunların üzerlerinin cehennem ateşinde kızdıralacağı gün, onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak (ve:) İşte bu kendiniz için yığıp sakladıklarınızdır; yığıp sakladıklarınızı tadın denilecek. " (Tevbe Suresi 34-35)

Eğer dünyada varlık sahibi olmak en önemli amaç haline gelmiş ve bu uğurda herşeyi yapmaktan çekinilmiyorsa Cenab-ı Allah bu durumda uyarıyor:

"De ki: Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler sizlere Allah'tan ve O'nun Resulünden ve O'nun yolunda cihat etmekten daha sevimli ise artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez. " (Tevbe Suresi 24)

Varlık sahibi olunca şımarıp böbürlenmek, fakir olunca ezik olmak çevremizde rastladığımız bir durumdur. Zengin iken iflas veya herhangi başka bir sebeple fakir olan birisinin hemen daha mahzun, alçakgönüllü ve mütevazi olduğu görülür, demek tekrar zengin olsa yeniden cimri, hırçın, şımarık olacak. Bu paraya göre değişen bir karakterdir. Oysa mütevazilik, alçakgönüllülük parasızlıktan olmaz Allah'a imandan dolayı olur.Cenab-ı Allah Malik-ül Mülk sıfatına uygun olarak tüm mülkün sahibidir yani en benim dediğimiz şey dahi Allah'a aittir. Biz yalnızca emanetçiyiz bu yüzden şımarmaya, hava atmaya veya ezik olmaya gerek yok zaten hepsi gerçek sahibinin.

Cenab-ı Allah, nefisteki bu sahip olma hissinden dolayı mal ile insanları imtihan edebilir. Bunu ayette şöyle belirtmiştir.

"Fakat insan; ne zaman Rabbi kendisini bir denemeden geçirse ona bir keremde bulunsa, nimetler verse: Rabbim bana ikram etti der "

"Ama ne zaman onu deneyerek rızkını kıssa hemen: Rabbim bana ihanet etti der " (Fecr Suresi 15-16)

Yığıp biriktirmek ve amaçsız sırf bir hırs uğruna bencillik yapmak çevremize ve kendimize zulum etmekten başka birşey değildir. Onurlu ve şerefli insan kendine güveni Allah'a iman etmekten, itaatli ve saygılı olmaktan dolayı duyar, zenginlik, güzellik veya ünlü olmaktan dolayı duymaz.

Bir an için düşünsek; diyelim bir insanın birden fazla evi var; genelde bir tekinde oturabilir, ne kadar çok odalı olursa olsun tek bir odada oturup, tek bir yatakta yatabilir. Ne kadar çok çeşit olan bir sofra kurarsa kursun ilk tabakta yada ikincisinde doyacaktır daha fazlası rahatsızlık verir. Ne kadar çok kıyafeti olursa olsun ancak birini üstüne giyebilir bu yüzden hırs yapmak gereksizdir. Hele bunu nefsi adına yapmak oldukça çirkindir.

İnsanın bu dünyada asıl görevi, Allah rızası için Allah yolunda O'nun dinini yaymaya çalışmak, rızasını kazanmaktır.